Son siyasal gelişmeler: Kıbrıs ve AB gelişmeleri kaderimizi belirleyecek

Must read

Bu kaçışlar, nereye kadar sürecek? – Özkan Yıkıcı

Hala yaşananları görmezden devam denilsin. BRT kurumu her haberinde bize Ersin Şov sunup sanki normal halmiş gibi de hükümet kurma temaslarını anlatıp haberleri noktalasın....

Garantörün oyunlarına devam – Alpay Durduran

Akıncı seçimlere yakın ununu eleyip eleğini de astığı görüşmelerde artık bizim kuşak yapmadığına göre başkası da yapamaz demiş olmasına rağmen yine seçileyim de Allah...

Kadına şiddet ve KTÖS – Yılmaz Parlan

Kadın cinayetleri, şiddeti ve istismarı insanlığın ve o toplumun yegane ayıbıdır. Kadınların öldürülmesi, sistematik şekilde şiddete uğramaları aslında o ülkede hukuk sisteminin çalışmadığını, iflas ettiğini...

Güney’de seçim davulu çalıyor. Favori olarak rakipsiz DİSİ genel başkanı Anastasiyades görülüyor. Çözüm umudu olmadığı gerekçesiyle Hristofias havlu attı. Malas sadece AKEL’in büyüklüğünü koruma göstergesi olarak işlev görecek. Lilikas üçüncü sırada çıkarsa Rum toplumunun namusu korunmuş olacak. Seçilme şansı hiç yok.

Görüşme sürecinin tıkanmayacağı ve kalındığı yerden deyip yeniden başlatılacağı sanılıyor. Lakin başarı olacağını bekleyen yok. OKKA’nın altında bulunan Türkler Kıbrıslı olsun olmasın Kuzey’in kaderini yaşayacak.

Türkiye’de liberal ekonomiyi benimseyen kesimlerin desteği ile iktidara tırmanan AKP İslamcı zihniyeti güçlendirmek için fırsatı değerlendirdi ve askerle oynanan ve Kemalizm adını taktıkları ceberrüt idarenin maskara ettiği eskinin yerine demokrasi adı altında kuvvetler ayrılığını bile engel gören aşamaya tırmandı. Bir yatırımın önü yargı kararıyla tıkandı örneğini göstererek halkın desteğini almaya ve kuvvetler Ayrılığı yerine üç kuvvetin de üstünde Mısırı allak bullak eden diktatörlük yetkilerini verdikleri başkanlık rejimine dönmek istiyorlar.

Liberal ekonomili diktatörlük ilginç bir deneme olur ya elinden kurtulmak da demokrasiyi tanımamış bir halk tarafından sağlanır mı yaşayıp görecekler. Diktatörlüğe geçmeden önlemek ve seçilenlerin hukuka saygılı ve yetkilerinin sınırlı olmasının şart olduğunu anlamasını sağlamak için halk şimdiden harekete geçer mi? Teoriye göre kapitalist demokrasiyi içine sindirmek zorunda olduğunu ve liberal ekonomi için özgürlüklerin gerektiğini anlamıştır. Temsili demokrasi kapitalistin de istediği bir şey olmuştur. Bakalım patronlar ne kadar savunacaklar. Sol hukuk devletini şimdilik savunur ama arkada bir yerde solun hala çözemediği işçi sınıfının diktatörlüğü deyimi bulunur. Onun uğruna demokrasiye ulaşmaya gönülsüz mü destek olacak yoksa eylemlerle önlemeye mi çalışacak. Teoride işçi sınıfı demokrasi için yoldan kaçmaz. Türkiye işçi sınıfı sınava hazır mı yoksa henüz sınıflaşmamış kesimler kavgaya katılmayacak mı? Bazı solcular işçi olduktan sonra doğasında sol vardır der. Bakalım göreceğiz.

Mısır’daki kavga örnek olacak.

Bu kavgalar bizi doğrudan etkileyecek. Bazı safdillerin burada başkanlık rejimi alternatifinden bahsetmeleri Türkiye hapşırırken nezle olmaya hazır olduğumuzu gösteriyor. Ne yani şimdiki işgal rejimi başkanlık rejiminden daha mı iyi demek de olası lakin isteyen bugün anayasa mahkemesine gidip belediye başkanını hükümetin kararnamesinden kurtarabilir, başkanın fermanından kurtaramaz. Olsun varsın derseniz Sayıştay da fermana çarpar. Mahkemelerde de adalet Aramak için başkanı kızdırmamak gerekir.

Bu karabasanlar çözüm umudunu yitirdiğimizde önümüzde duracak.

AB tarihinde ilk kez ekonomik bir güç olarak tasarlandığı halde liberal ekonominin en önemli ekonomiyi yönlendirme aracı olan merkez ve diğer bankaları tek elden denetlemeyi yani ortak bir para politikasını hedefledi. Bir iki yılda da tamamlayacak. Dış politikayı hala ele almadı amma arkasından o da gelecek. Türkiye’nin üyeliği de o çerçevede başka kalıplar içinde gündeme gelecek. Avrupalı artık ikinci sınıf ülkeler halinde kalmamanın AB’nin güçlenmesinde olduğunu anlamanın gereklerini gerçekleştirmek istiyor.

Bu yürüyüş Kıbrıs’ta çözümü de önüne katacak. Şimdiye kadar çözümü ayak sürüyen tarafların engeli yüzünden aşamadık. Biz de gereken direnci göstermedik. Kafamızdan ulus fikrini yerine oturtup yurdumuza bakmayı beceremedik. Anamız dedik kaderimize sövüp saymakla yetindik.

Şimdi büyük dalganın üstüne çıkmanın zamanı geldi bakalım çıkabilecek miyiz? Tehlike Rum ulusçuluğunun toprak pazarlığı ile bizden kurtulmayı çözüm görmesidir. Ona da razı olacaklar mı? Olurlarsa AB bunu sineye çeker herhalde!

 

MAHKEME SÜRECİ UZADIKÇA DURUM KARIŞIYOR

UBP kurultayının sonucu belirsizliğini koruyor. Bu kadar aradan sonra ikinci tur yapılsın diye karar çıkması neyi değiştirir? Karar beklenirken gelecek yılın sözde en önemli kararı olan bütçe onaylandı ve TC-KKTC protokolü yürürlüğe girdi. Protokolle de üç yıllık bütçenin çatısı ve Türkiye’nin para politikasından sonra en önemli enstrüman olan politikalar da yürürlük kazandı. İrsen tekrar kurultayında kaybetse ne olur ki? Kaşifin takımı da özelleştirmeler dâhil tarımın artık karlılık şartıyla desteklenmesi gibi radikal politikalara oy verdi. Yargı denetimi çağdaş devletin siyasi partilerin demokratik çalışması için gerekli ve vazgeçilemez bir şeydir. UBP üyesi bunu istedi mi? Yoksa sadece kendi adamlarını başkan görmek için mi mahkemeye gittiler.

Siyasi partilere yargı karışamaz diye hukuki görüş veren çok avukat gördük. Avukatlardan çoğu yasalarda meşruiyet arar. Hukuka uygunluğu yalnız yasalarda değil evrensel hukuk kurallarında gören ve yasa devletini değiş hukuk devletini arayanlar azınlıktadır. Bu örnekte ise yasalarda siyasi partilerin yargı tarafından denetleneceği zaten var lakin gene de yargı karışamaz diyen bu kadar çok avukat bulunabiliyor. Derneklerde de disiplin gibi işlerde ki tüzüğe aykırı hareket etmek disiplin suçudur konu yargıya gider. Örnekleri de çoktur. Kıbrıs’ta idare hukuku diye kitap yazan eski başsavcı Common Law’dan hareketle disiplin kurulunun yarı yargısal bir organ olduğunu onun için genel yargılama usullerine uyması gerektiğini söyler. Onun için kararları yargı denetimine açıktır diye değerlendirir. Birçok dava da yargıda değerlendirilmiştir. Buna rağmen bu kadar avukat siyasi partilere karışamaz derse o ülkede sorun vardır.

Avukatlar arsında sorun var diye yargıdan kaçıralım mı diyelim? Öyle dersek Erdoğanlaşırız.

Yalnız yargı hala çalışmasını tamamlamadı ve şimdi de Yüksek Mahkeme’nin kararı ile karşılaşmayı bekliyoruz. Geciken adalet, adalet değildir diyenler uyarıcıdır. Ne olursa olsun yargı dahil olmalıdır. Meclisin hemen tümünün bilinçli bilinçsiz siyasi partilere idarenin karışmasını sakıncalı gördüğü sunulan siyasi partiler yasası değişiklik önerilerinden bellidir.

Buna rağmen Türkiye’nin buradaki denetimini sıkılaştırmak isteyeceği şüphesi ile çeşitli senaryoları konuşturtuyor. Türkiye’nin İrsen’in cesaretle mallarımızı ala una ala tre satacak birisi olduğunu değerlendirdiği ve onu bir şekilde kurtaracağı ve buna muktedir olduğu düşüncesi egemen olduğu için dillendirilmedik senaryo kalmadı.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article

Bu kaçışlar, nereye kadar sürecek? – Özkan Yıkıcı

Hala yaşananları görmezden devam denilsin. BRT kurumu her haberinde bize Ersin Şov sunup sanki normal halmiş gibi de hükümet kurma temaslarını anlatıp haberleri noktalasın....

Garantörün oyunlarına devam – Alpay Durduran

Akıncı seçimlere yakın ununu eleyip eleğini de astığı görüşmelerde artık bizim kuşak yapmadığına göre başkası da yapamaz demiş olmasına rağmen yine seçileyim de Allah...

Kadına şiddet ve KTÖS – Yılmaz Parlan

Kadın cinayetleri, şiddeti ve istismarı insanlığın ve o toplumun yegane ayıbıdır. Kadınların öldürülmesi, sistematik şekilde şiddete uğramaları aslında o ülkede hukuk sisteminin çalışmadığını, iflas ettiğini...