Yeniden klasik doğu Kudüs krizi – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Ortadoğu ikinci paylaşım savaşı sonrası, yeniden şekillendirilen emperyalist yeni sömürgeciliğin, Filistinliler dünyanın en madur halklarıdır. Ne yazık ki K. Kıbrısta kendi kendine madurluk hikayesi yazan çok. Ama, çoğu hamaset merkezli algı olduğu için, dünyanın madur halklarını hiç anlamama gibi tuhaf düşünce de yaygındır. Filistinin yaşadıkalrı veya Doğu Timorun direnerek kazandığı bağımsızlık gibi önemli konularda çoğu kez ters yönden düşünceler yaygınlaştırıldı. Bu günlerde ise Filistinin gerçeğini deyil AKP etkili Müslüman damıtıcı fetih ruhunun şerbet içmesi gibi konuşma şekileri oluyor.

Son doğu Kudüs olayları yeniden gösterdi ki sorunlar çözülmedikçe, güçlünün lehine oynanan koşullar la resmen artık baştaki noktadan işkalcinin lehine koşulların yerleştiği sinyalleri oluşturulur. Aynen Kıbrıs gibi. Oysa, güvenlik konseyi nice kararıyla beyenmesek de Filistin topraklarında iki devletlilik kararları vardır. Kimine tuhaf gelecek şu gelişme de son dönemde İsrail Filistin ekseninde gelişiyor. Ortak bağımsız devlet olma politikası aydın ve sol kesimlerde gidrek karşılık buluyor. Ayrıca, İsrail derken şu bilgiyi de ekleyelim: israilde hem de sayısı özemsenmeyecek derecede israilin uyguladığı politikaya karşı çıkıyorlar. Protestolar yapıyor. Bazı İsrail pilotları Gazeyi bonbalamayı ret etmeye varan davranışlar da grçekleşiyor. Ama resmin genelini deyiştirmiyor: İsrail Kuruluş döneminden beri emperyalist sistemin bölgesel temel gücüdür. Batı Emperylalist kesimler bu yapıyı hep destekliyor. Bedelini ise kimisi mülteci,kimisii işkal altında yaşamak zorunda kalan Filistinliler ödüyor. Hem de epey zaman olmasına ve B.M. kararlarına rağmen.

Son doğu Kudüs, kimi kesim için İsrail Filistin veya bazılarına göre israilin slaldırıları gibi geçse de temelde, İsrail devletinin kuruluşundan günümüze gelen birikimin yanar dağ şeklinin sadece görülen uzaktaki ufak kıvılcım derecesindedir. Her gün uygulanan baskı ve tutuklamaların normal hale gelmesiyle de dünya işkali ilhak olarak, katliyamı iki taraf çatışması ve slogan atma ile kurşun sıkmanın aynılaştırıldığı bir Filistin gerçeği vardır. Doğu Kudüs mü; B.M. kararıyla başka, ordaki gelişmeler banbaşka şeklinde deyişip yeni şekillendirilmenin aynası halindedir.

Nedersiniz: Filistin sorununu izlerken, bizim için dokundurucu iğnesi varmı? Güvenlik Konseyi denilirken tersinden yapılandırma işkalden ilhaka akışkanlık ifadeleri K. Kıbrısta karşılığı ne? Son not: dünya özellikle yetmişlerde Filistini çok konuştu. Sosyalist gösterilerde içeleşen Filistin taleplerinin sesleri haykırıldı. Sosyalizim geriledi ve ne yazık, filistinin de dünya gündeminden düşüşü oluştu. Hele de ilhak, katliyam durumları dahi haber deyeri kalmayacak dereceye getirildi. Son Doğu Kudüs ise Filistin dünyasındaki hem uygulanan hem de çaresizliğin bir anlamdaki resmini çekmektedir. emli imha edilen Filistin  halkı gerçeği üzerinden biçimlendi. Nitekim, o  zamandan beeri Filistin Ortadoğulaşan ve gidrek dünyasalaşan sorun olarak hep gündemde gelip gidiyordu. Ancak, konu çözümlenmedikçe, başka gerçek de hareket ediyordu. Kurdurtulan İsrail devleti, gerek savaşla gerek se ilhak ederek Filistin topraklarını eline geçiriyordu. Son olduğu gibi Doğu Kudüsü ve Golan tepelrini açıkça ilhak ederken, Batı Şeryada da kurdurtulan yerleşim yerleriyle de önemli yerleri ilhaklaştırılarak geliştiriyordu. Yine de eskisi gibi olmasa da bazen tepki bazen çaresizlik veya çağrılarla Filistin direnişleri de oluyor. Ne yazık ki dünya klasik algı operasyonuyla oldukça çirkin şekilde konuyu aktarıyor veya hiç duyurmama seçkisi de yapıyordu. Son Doğu Kudüs olayları ve yüzlerce Filistinlinin yaralanması bunun son sadece ufak bir damlasıdır.

İsrail klasik tavrını ve Filistinliler de çaresizce olsa da direnerek yeniden gündem oldular. Ama, şaheser özgürm medya bunu İsrail Filistin çatışması veya dini kavramları kulanıp saptırarak verdi. Aslında, bölgeyi biraz bilenler için yeniden tekrardı. Üstelik İsrail resmen Dünyaya Doğu Kudüsü ilhak etiğini de bei lirti. Şimdi, bu karar sonrası ilgili yerleşimdeki bazı yerlerin boşaltılarak askerileştirilmesi veya direk Yahudi yerleşim haline getirilmesi kalıyordu. Filistinliler ise eldeki kaldıkları evleri koruma adına karşı çıkma tutumuyla karşıkarşıya kalıyordu. Medya oyunuyla da kutsal din tapınaklarının simgesi konulup Müslümanca mesajla kulanılma politikası da işin cabasıydı.

Burada önemli bir yerleşim yerindeki geçiş noktasının çevresini “kamulaştırıp” kulanma kararı ile evlerinden çıkarılacak veya park kulanımı olan alanı koruma adına Filistinliler de karşı çıktı. Direnişe geçtiler. İsrail polisi de klasik taktiği uyguladı! Plastik mermilerle başlayan saldırı öteki araçlarla da beslendi. Yüzlerce Filistinli yaralandı. Sayının yüksek oluşu, dini amaçlı yerlerde de karşılık bulmasıyla konu dünyada haber şekline gelmesine neden oldu. Elbet, bu durumlar ne ilk nede sondur. Üstelik, resmen B.M. kararlarıyla Kudüsün doğusu kurulacak Filistin devletinin başkenti olacak diye kararı olmasına rağmen, zamana yayan İsrail burasını ilhak edip başkent haline getirdi. Filistinliler ise gidrek yalnızlaşırken, kendi iç sorunlarıyla da ortak davranma örgütlenmesinden çoktan uzaklaştı. Özellikle teslim olan liderlik, birçok konuda kendi sandalyesini koruma önceliğine ağırlık veriyordu. Eskiden, Filistin hamleleri de duyulurken, son dönemde hep israilin hamleleriyle ancak istenilenlerle bilgi edinme noktasına geriledik.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,122TakipçilerTakip Et
51AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları