Son politik gelişmeler: Muhalefet rejimin oyalamalarına alet olmayı kabul etti

Must read

Kuzey Kıbrıs’tan Suriye’nin kuzeyine mesaj – Özkan Yıkıcı

Hepimiz yaşayarak şunu diyorduk: 74 yılında Türkiyeye Kıbrısa çıktığında, yeniden çıkacağına kimse inanmıyordu. Tüm ezberlere ve anlaşmalara karşın, Türkiyenin misafir deyil kkalıcılaşmak için elinden...

Gelişmelerle siyasal döngü – Özkan Yıkıcı

İnsan yaşamının ilk önemli kanıtı, ilgili yerde su olmasıdır. Bu gerçeklik kaçınılmaz ilkedir. Son günlerde ise başta Lefkoşa ve Mağusa olmak üzere K. Kıbrısta...

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Rejim buradaki durumdan memnun değil. Aynen kasap ve koyun hikâyesi.” Kasap (eskiden yağlı hayvanlar makbul olduğu için) yağ derdinde iken koyun can derdinde olurmuş. Yani niyetler ve dertler değişir. Türkiye burada uslu ve kendinin abuk sabuk da olsa isteklerine boyun eğen bir yönetim ister. Eskiden bun u başkanlık rejimi dedikleri seçilmiş diktatörle elde eder ve onu kontrol ettiği ve onun aracılığı ile bizi uslu tuttuğu için memnundu. Ne isterse yaptırırdı.

En güzel örneği vergi yasasıydı. Bugünkü şartlardan farklı olmayan şartlarda seçilen mebuslar kendilerini ulusal çıkarları savunduklarını sanarak vergi yasasında Klerides ile anlaşmıştılar lakin konu ulusal çıkarları savunmak değil devleti çalıştırmamaktı. Türkiye devlet çalıştırılsın sorun çıkmasın derken ayni zamanda derin devletiyle devletin çalışmasını engelleyip Kıbrıs’ın istilasına fırsat yatılmasını isterdi. Bazı saf mebuslar kendini Türkiye’den ayrı düşünmezler ve onun da çıkarının devletin çalıştırılmasında olduğunu ve bunu TC dışişlerinden duydukları için gayretkeşlikle Klerides’le uyuşturlar. Klerides onların görüşleri için bir komite oluşturmuş ve uzlaşmayı sağlamıştı.

Derin devlet hemen harekete geçerek buradaki adamı olan Denktaş ile Bayraktar mebusları tehdit ederek uzlaşmalarını (tükürdüklerini yalayarak) reddetmelerini sağlamıştı.

Türkiye ile Kıbrıs arasında sorun varmış gibi görülen böyle olaylar hep oldu. Bazıları bunu Kıbrıslıların diklenmesi, bazıları Türkiye’nin ikiye bölünmesi diye yorumlarlar. Ancak esas olan Kıbrıslıların hala daha kendi amirlerinden değil Türkiyelilerden emir aldıklarını ve yasalara aykırı bile olsa onların emirlerini dinledikleri ve yerli Türkiyeli yetki çatışmasında hep Türkiyeliyi destekledikleri gerçeğidir. Örneğin DPÖ’de Türkiyeli varsa, hane halkı sayımında ortaya çıkan istatistikleri değil onların istediklerini yayımlayacaklarını görürsünüz.

Polis askere bağlıdır der ya yasa, bu yeter. Komutanlardan birinden gelen bir istek yasaya bakalım da bu bağlıdır demek ne demektir diye sorgulanmaz. Ne denirse yapılır. Siz isterseniz anayasa konuta dokunulamaz der deyiniz emir gelirse konut sorma gir hanı olur.

Bu şartlarda başkanın Türkiye’nin işine daha çok geleceğini kabul etmek gerek.

Onun için anayasa, partiler yasası ve seçim yasası gündeme gelecekse Türkiye’nin 1981 seçimlerinde başkanın partiler üstü çıkmaması halinde muhalif bir meclisle ve sınırlı yetkilerle sorun çıkaracağını görüşünü değiştirmesi gerekir. Çünkü başkan ABD başkanlığı içindeki dengeleme şartlarıyla hükümetle baş başa kalabilir ve meclis kontrolden çıkabilir. Bu görüş yüzünden 1982 anayasasında da sözde parlamenter rejimden vazgeçmediler.

Bu yüzden başkanlık rejimi gelecek diye değil Türkiye artık buradaki durumdan memnun değil. Çünkü rejim artık tam yozlaşmış durumdadır. Tüm devlet destekli sermaye ve esnafın en büyük sorun olarak adam kayırmayı saptaması gayrı memnunluğu göze soktu. Artan TC yardımı talepleri de uyarıcı idi. Buna çare olarak siyasi olmamak şartıyla yani Kıbrıs sorununda gık çıkarmamak şartıyla yeni oluşuma izin çıktı. İki çıkış oldu. Birincisi Kudret Özersay’ın Toparlanıyoruz hareketine destek verildi. İkincisi anayasa, seçim yasası ve partiler yasası diye hamle başlatıldı.

Sorarsanız bu çıkışların içindekiler şiddetle başka art düşünceleri olmadığını iddia edeceklerdir. Yemin etseler başları da ağrımayacaktır ama HP’yi dağıtmakta rol alan benim kadar onlar da haklı olacaklardır. Çünkü benim haberim yoktu ama HP’yi dağıtmaya yetecek kadar destek gelmesinin hikmeti anlaşılmış değil. Heyecanla HP’ye gelenler ondan nasıl olup da bu kadar kısa zamanda vazgeçip TKP’yi sahiplendiler, bilen var mı?

Muhalefet neden anayasayı değiştirmek istiyor? CTP geçici 10. Maddeyi kaldırtacakmış, eskiden 10. Madde mi vardı? Partiler yasasında ne yapacaklar da yozlaşmaya çare olacak? Seçim yasasında barajı %3’e indirseler %5’ten fazla oy almayanın mebus çıkaramadığını ve doğal barajın %5’ten yüksek olduğunu bilmiyorlar mı? Yoksa barajı aşıp da girme şansı yok diye itibar edilmeyen partilere barajı kaldırarak üç beş oy alsalar bile girer, girmelerinde fayda var diye aralarında mecliste olmayanlara da şans yaratmak isteyen bir parti mi?

Bir tek bölge seçim sistemi isteyen çıkar ama bölgelerden seçilen ağalar buna izin vermez.

Bir hava yaratıp bekleyin temel yasalar değişecek ev bize de gün doğacak umuduyla isyanı durdurmak. Buna alet olmak da muhalefete düşmemeli değil mi?

 

MALİ DENETİM İLK MEYVESİNİ 2011 YILI KSİN HESABI İLE VERDİ

Sayıştay uygunluk bildirisi daha yolda ama maliye 2011 yılı kesin hesaplarını meclise yolladı. Tabii basının da eline geçti. Basında henüz bir değerlendirme gelmedi. Belki bir ilk de o olur.

Bütçe görüşmelerinde tavandan toz düşüren muhalefet paralarımızın nasıl harcandığının hesabına itibar edecek mi göreceğiz. Şimdiye kadar itibar eden olmadı. CTP değiştim diyor; bakalım ne gibi değişiklikler olacak? Mecliste bulunmak halka yarar sağlamak için önemli imiş. Göreceğiz bakalım paralarımızın savrulmasına dikkat etmek de görevleri mi olacak? Görevleri haline gelmişse önce bütçe yasasına uyuldu mu diye bir incelemeyi yapmalıdırlar.

Kesin hesap yasası meclise sunuldu ama yasada uygulama sırasında ne kadar sapma olduğu hakkında bilgi yok. Maliyenin mali rapor CD’ni incelemeleri gerekecek. Yıl içinde 291 milyon 700 bin liralık zam oldu. Meclis bun inceleyecek mi, muhalefet bu kadar artış normal değil nasıl cesaret ettiniz diye soracak mı?

Giderlere yıl içinde 321 milyon 600 bin liralık zam yaptılar. Meclisin iradesi alındı mı? Meclis biliyor mu? Çünkü meclis bütçe yapsın diye icat edildi. Muhalefet hesabını verecek mi? Biz izledik tamamdır veya meclisin iradesi çiğnendi incelemesi yapacak mı?

Bu kez TC-KKTC protokollerine uygun olarak meclise eskisinden daha anlamlı bilgi verildi. Mebuslar hak ediyorlar mı bu bilgiyi?

Sayıştay raporlarına göre avanslar, imprestler, kefaletler ve fonların bütçe içinde gösterilip meclis denetimine açılması çok yararlı bir sonuç verebilir ve yozlaşmaya savaş için bilgi hazinesi olur diye denetlemesinde yasalara uygun icraat yapılmadığını rapor etti. Yardım heyeti de şikayet etti. İsteyen web sayfasında görebilir. Bakacağız bakalım meclis paramıza sahip çıkıyor mu?

Anayasa ve demokratik düzenin, ne kadar varsa, uyanık bekçisi olan sivil toplum örgütleri yozlaşamaya karşı savaşa katılıp bu kaynakları kullanarak ne kadar yütüldüğümüzü hesaplamaya çalışacaklar mı? Ticaret odaları bu konuda sendikalardan bile ilerde denetleme yaparlar çünkü onlar yozlaşmadan zarar gördüklerini bilecek aşamaya ulaştılar. Oyunu kuralına göre oynayıp servetlerine güvence ararlar. Muhalefetin ise varlık nedenidir.

Yıl içinde değişikliklerle gelirler 3 milyar 400 milyona çıkacak dedilerdi ama 2 milyar 850 milyonda kaldı. Yani 554 milyon 92 bin lira bulunup harcanamadı. İyi de bulamadılar diyebiliriz ama maliyenin hesap kitap bilmezlikten değil laçkalıktan ve meclisin vermediği yetkilerle hükümetin alaguduru harcama yapmasından dolayı keyfi uygulama içinde olduklarının göstergesidir. 554 milyon fark kabul edilemez. Hesap sorulmalıdır. Meclis bize hesap vermelidir.

Giderlerde de 321 milyon 600 bin liralık yıl içinde yapılmış değişiklik vardır ama giderlerde 616 milyon liralık artış yapılmış ise de ancak 2 milyar 783 milyon liralık harcama iç borçlanma olarak 52 milyon lira para bulunarak yapılmıştır. Tam bir inhiraf söz konusudur. Utanması olan bi meclis buna isyan eder.

Bakanlar kurulunun maliye bakanlığının uygun göreceği bir kalemden karşılanmak üzere yani meclisin yetki verip vermediğini araştırma gereği bile duymadan harca dediği kararlar haberlere konu iken varılacak sonucun da böyle olacağı aşikârdı.

Böyle hesapsız paralar varsa orada seçim yapılmaktadır diyenler bizi ahmak yerine koyar. Seçmeni tavlamak için para çok oylar çantada!

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article

Kuzey Kıbrıs’tan Suriye’nin kuzeyine mesaj – Özkan Yıkıcı

Hepimiz yaşayarak şunu diyorduk: 74 yılında Türkiyeye Kıbrısa çıktığında, yeniden çıkacağına kimse inanmıyordu. Tüm ezberlere ve anlaşmalara karşın, Türkiyenin misafir deyil kkalıcılaşmak için elinden...

Gelişmelerle siyasal döngü – Özkan Yıkıcı

İnsan yaşamının ilk önemli kanıtı, ilgili yerde su olmasıdır. Bu gerçeklik kaçınılmaz ilkedir. Son günlerde ise başta Lefkoşa ve Mağusa olmak üzere K. Kıbrısta...

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...