Ruhi Su’dan Fikret Kızılok anısına – Özkan Yıkıcı

Must read

Yazıyı yazarken, Pazarın öğlesine geliyorum. Gün 22 Eylül olunca da aklıma iki ünlü ve aydın sanatcının da ölüm yıldönümleri gelip oturdu. Onca güncel gelişmeği, öteleyerek bu iki aydın sanacıyı anma adına yazımı ayırdım.

Henüz Türkiye medyasına göz atmadım. Özellikle de Duvar Gazetesindeki Murat Meriçin makalesini de görmedim. Belki de bu yazar, sanat kültür yazısını bu konuya adadı. Hayatımın sanatsal iki önemli katgıları olan Ruhi Suyun aslında göstere göstere katledişi ile öteki Kızılokun da ölüm yıldönümü nedeniyle, onlar anısına bu makalemi yazıyorum.

*****

Ruhi Su: Benim hem Türkü bakışımı etkileyip değiştiren, devrimci sanat açımı geliştiren sosyalist sanatcıdır. Opera sesiyle kadife kulanım tekniği, sazdaki vuruşla tınısal bir etkiyi gerçekleştiren bu aydın, bedelini de ödeyerek gereken yere geldi. Öyle bir bedel ödedi ki 12 Eylül cuntası, bunun kanser olmasına karşın, tedavisinin olası konumuna bakmadan, yurdışına çıkışına önce izin vermeyerek, gecikmesi ve ölümüne neden olundu. Bu son dahi, Ruhi Suyun nedenli bedellerle sanatını gerçekleştirdiğinin kanıtıdır.

Ruhi Suyu Drama köprüsü ezgisiyle tanıdım. Söyleyiş şekli, sazdaki tınısal etkiyle, birbaşkaydı sanatcı. Devamında da Pirsultan albümü ile karşılaştım. Hem devrimci senpati gelişim ile sanatsal kültür buluşması kesiminden birisi de Ruhi Su oluyordu. Hemen ekleyelim: Ruhiyi elbet ratyolardan dinlemiyorduk. O  günlerde Televizyon yayını da yoktu. Plaklardan veya yeni yeni başlayan kasetlerle dinleme olasılığımız vardı. Çünkü, Ruhi Suyun türküleri ratyoda yasaktı. Hat ta, 12 Mart döneminde dinlemek ve bulundurmak da tehlikeliydi….

Böylesi tanışlıkla başlayan Ruhi Su serüvenim, süreç içinde gelişti. Konserlerine gidip onun saz tınısıyla kitleleri etkileme gücüne de tanık olduk. Ruhi SU hem Anadolu folklorunun araştırmasında önemli katgısı olurken, güncel konular da türkülerine ekleniyordu. Karacadan Pirsultana, Yunustan Köroğluna geneleksel Kültür ozanlarından, Elkapıları gibi güncel ezgileri hep derledi. Kurtuluş Savaşı destanıyla Nazım şiiri ile Ruhi ezgisi bütünleşti. Kurtuluş Savaşını en iyi yorumlayıp okuyan sanatcı olarak da anılıyor. Ayrıca, 77 1  Mayıs katliyamı sonrası “Sorarlar birgün sorarlar” türküsüyle resmen tarihi bir olayı türküleştirdi. Bazen Dostlar korosu, bazen de Sümeyra Çakırla birlikte albümler yaptı. Güncel konuları veya bazı Anadolu olguları da Türkülerinde seslendirdi. Zeybekten tutun Kuşlara varan değişik konularda derlemeler yaptı. Kendi anlayışı ile opera eğitimli sesi ile tılsımlı bağlama telini buluşturup Ruhileşti.

Yaşam boyunca, Ruhi Suyun türküleri hep tamamlayıcım gibi oldu. Karaca Oğlan la sevgilerin ve karşılıksızlığın duygularımın sesi olurken, isyanın Pirsultan  oluşması da başka bir kesit di.Her 1  Mayıs anımsamda ise Ruhinin klaiskleşen türküsü veya Anadolu Kurtuluşundaki albümü de beni dinleyerek rahatlatıyor. İlericilik ile sanatın, toplumsal olgularla örülerek Ruhileşen gerçek, müzik ihdiyacı anında hemen elimin altından çıkıp kulaklarıma tını olarak geliyor. Her duyumda da sanatın büyüsü kadar, egemen kültürün siyasetle karşılığı da hüzün şekilde takılıyor.

Ruhi Su yaşayarak, yaratarak ve bedelini de hapisten tutun ölümün gelişine dek ödedi. Yasaklara karşın kitleseleşen Ruhi Türküsü, bize Türkiyenin sanatsal haritası, türkü tınısıyla bir kültürel zenginlik mirası olarak kaldı. Türkülerin bağlama ile başka dilden yorumlanmasını da gerçekleştirdi. Bundandır ki bazen Ruhinin Türküleri ile duygusal boşluğumu gidermeğe yönelirken, ayni zamanda, ölüm gününde de anısına yazı ile saygımı belirtmeği gerekli görüyorum. Sanatın hem de yasaklara karşın toplumsalaşarak dinamik halde kulanımının aynasıdır Su.*****

Ruhi Suyun ölümünden tam 15 yıl sonra, Çocukluğumuzdan beri dinlediğimiz başka bir müzisyen de yaşama gözlerini yumuyordu. Bu Fikret Kızıloktu. Kızıloku ilk defa beynime işleyen ezgileri ile tanıştım. “Söyle sazım ve Yumma gözlerini kör gibi” şarkıları oldu. Fikret Anadolu Pop çizgisinde eser veren bir sanatcıdır. Bağlamayı kulanarak, batı alt yapısını oturtarak hem Anadolu hem de batı ritimli nadolu popü gerçekleştiren şarkıcılardan birisiydi. Kulaklara hoş gelen müzikle, kitlelere batı eksenli ve çok sesli buluşmayla evrenseliğe taşıyordu.

Klasik Kızılok çizgisiyle önemli hoş gelen ezgiler yapdı. İlk ezgilerin etkisini Leylim Ley şarkısıyla zirvelerde dolaştırdı. Anadolu ozanlarının sözleri ve müzik ezgileri bazen anonim veya bestelerle bütünleşen çizgide yürüdü. Oda, Türkiyenin gerçeği ile karşılaşıp, bazı şarkıları yasaklandı, plakları toplandı. Özellikle “Akın var akın veya Güneşi içinlerin türküsü” çalışması hem toplatıldı hem de yasaklandı. Bir anlamda, Ruhi ve Fikret klasikleşen Türkiye sansür cenderesinin nasibini aldılar.

Seksenler sonrası yeniden Kızılok klasik yumuşak sesiyle ve otantik esrumanlar ile gitar merkeszli kendi çizgisine devam dedi. Özellikle Doksanlardaki “Süleyman hep başbakan” uzun şarkısı, Türkiyenin Atmıştan başlayan ve doksanlara dek gelen siyasi tarihin adeta şarkıyla anlatımının belgeseli oldu.

Kızılok, çalışmlalarıyla kendi çizgisini oluştururken, hep belirli noktada çalışmalar yaptı. Yaşama gözlerini yumarken, birçok eser brakıp, kendine has sanat çizgisiyle geride önemli eserler braktı. Birçok şairin veya ozanın da şiirlerini şarkılaştırıp kitleseleştirdi. Sonuçta, Ruhi gibi geride onun ezgileriyle bizim yeniden dinleme ürünleri kaldı.*****

Ölümleri nedeniyle hem Ruhi Suyu hem de Fikret Kızıloku yazarken, bazen düşünmek, bazen rahatlama veya değişik bir öenmli tat almak isterseniz, bu müzikcilerin eserlerini mutlaka dinleyin. Dinleyin de geçmişten günümüze gelince, nelerin değişip değişmediğini de fark edin. Sanat ile aydınlığın nasıl sansür ve hapisle cezalandırma siyasetinin hala sürmesini de sorgulamayı unutmayalım. Yasaklanan Ruhinin veya Fikretin eserleri hala dinleniyorsa, sorunların karşılığı oluyorsa, ozaman sosyoloklar ve politikacılar şapkalarını önüne koyup düşünmelidir. Tıpkı Fikretin Süleymanın şapkasını anlatığı şarkıdaki gibi. Siz yine sevdalı halinizle Ruhinin Karacasına veya isyanda önemli türkülerini dinleyerek o  dönemki ile şimdiki duygu olayını da ezgiyle yaşayın. Her iki müzikciye yeniden saygılarla anıyorum.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article