Netanyahu, hapse girecek mi? – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Kısa zaman öncesinde, İsraillin Gazze saldırıları gündemin başındaydı. Hem unutturulan Filistin gerçekleri yeniden su yüzüne çıkarken, israilin gerçekliği de yeniden kanıtlanıyordu. Saldırıda elbet duruşlarına göre tarafcalık oluştu. Çirkin nedenler veya mahsunlukla damıtılmış sözler de havada uçuştu. Ama, belirli kesimler de olayın “neden şimdi” veya hangi çıkara göre şekilleneceği tartışmaları da gerçekleşti. Sonuçta, klasik dondurucuya teslim dönemi yeniden gelip, ateşkes ilanıyla olay tekardan hasır altına süpürülmeye uğraşılıyor. Gündem de bunu haberleştirmeyerek de tamamlıyordu.

Fakat, belirtiğim gibi, olayın nedenleri de vardı. Özellikle sorunun kangrenleşmiş şeklinin heran ateşlenme gerçeği her zaman için olasılıktı. Fakat, eğer bir lider bu şideti siyasal seçenek olarak kulanıyorsa, mutlaka kendine has bazı nedenleri de olması normaldı. Nitekim, benim de yazılarımnı okuyan kesim şunu daha ilk baştan bilme şansını kulanıyordu. Netanyahu, girdiği kualisyon görüşmelerinden olumsuzlukla çıktı. Netanyahunun  başbakan olmaması demek, eşitdir yargılandığı yolsuzluklar nedeniyle hapse girme durumu da vardı. Kaybetme ile, hapislik ikilemi, Netanyahuya tıpkı kendine benzeyen liderler gibi savaşa ve krize oynama kartına sarılmayı getirdi. Hem karşıt kualisyon oluşmasına engel hem de kendini yeniden seçenek yapma ikilemiyle kartını masaya savaş kanıyla koydu.

Aslında Netanyahu doğrusunu söylemek gerekir ise başarılı gibi de oldu. En azından arap ve milliyetçi partilerin bir araya gelmesinin kırılganlığını oluşturur gibiydi. Fakat, tırmanan şidetin ve beklenen tüm üstünlük olgularının bütünleşmemesi nedeniyle bu tavır geçici oldu. Oysa, Netanyahu, özellikle gerici, dinci, ırkçı kesimlerin hem iktidardaki gücünü artırdı, hem de İsrail genel politikasında sola açılım merkez partileri şöyle veya böyle gerileterek resmen faşist etkenli hükümet yapısını gerçekleştiriyordu. Önce 3  sonrada 12 yıllık başbakan dönemiyle de israilde önemli devlet yapılanışta gerici faşist ekseni güçlendirdi. Hükümetlere pek sokulmayan ırkçı faşist partilerin bakanlık yapmasını normalleştirdi.

Bunlar yine de yetmedi. İsrail seçimleriyle aslında sağ ve gerici eksen oldukça güçlü çıktı. Fakat, Netanyahunun bazı sorunları vardı. Özellikle yargılama sürecinde olması, kibirlilikle kimseyi dinlememesi, kendine en yakın olanların dahi eleştirdiği duruşuydu. Üstelik, tüm eleştirilere karşın rüşvetli birini bakan atıyor, kendinin yaptığı yolsuzlukları kurtarma adına da başbakanlıkta kalmak için ne gerekiyorsa yapıyordu. Hat ta kendi hükümetde olmama olasılığında, etrafı darmadağın edip seçime gidiyordu. Kısa zaman içinde tam 4  seçim yapılmasının da nedeni buydu.

Netanyahu Filistin katliyamıyla yeniden başbakan olma şansını denedi. Fakat, hiç umadığı ve kendinin de hükümete soğduğu faşist partinin kendini deyil de öteki kesimi seçmesi, işlerini bozdu. Tam 8  partili hükümet kuruldu. Üstelik, deyişik önemli farklılıkların da olduğu partilerdi. Ancak, Netanyahuya karşı başbakan olmama duruşyla da ortak hükümeti son saat içinde kurdular. Oysa, Netanyahu, kurulamayacak hükümetle, kendi başbakanlığında seçimlere gidilip, zaman kazanmayı dahi planladı. Ama, bazı arap kökenli vekiler ve kendie yakın faşist partinin de kualisyonda anlaşmaları, bir anlamda yolun nereye gideceği belirsizliği de oluştu. Hele de kualisyon sonrası bozulacak hüküemtle seçime gidilmesi de işleri karıştıracaktır. Tabi ki yargının nedenli karar alacağı korkusu da işin cabasıdır.

Tüm bunlar nedense onca konuşulan İsrail eksenine pek kondurtulmadı. İsrail ile anlaşarak petrol pastası veya Pekerin videyolarına dek giren Suriye ve ıraktaki taşınan kaçak petrolün israile gidişleriyle sınırlı kalındı. Hep şu gerçek sırıtıyor: kime sorsanız, önemli kesim israile karşı. Ama, iş pratiğe gelince de İsrail ile anlaşıp ekonomik pastadan pay alma çıkarı da var. Bu israilin kuruluş nedenleirinin unutulmamasını dayatıyor. Taşınan ve bilinçli olarak sistemin bölgesel gücünü kurma planıyla İsrail oluşturuldu. Faşizmi de gericiliği de bundan dolayı deyişik özellikler taşır. Taşınan nifustan güçlü bölgesel devlet oluştu. Oluşurken de Filistinlileri resmen darmadağın ediyordu. Bu nedenle israilin biri dışında tüm başbakanları asker ve istihbarat emeklilerinden olmlası tesadüf  deyildir. Netanyahu, bu koşulların lider politikacısıydı. İsraili güçlendirmek, işkalleri ilhaklaştırma politiklarında önemli mesafe aldı. Kudüsü başkentleştirdi, Golan tepeleriini ilhak etti. Buna benzer birçok uygulama yaptı. Ama,yolsuzluk denilen hastalıktan da tüm yaşadıklarını da tehlikeye sokdu.

Klasik Filistin katliyam kartını masaya sürdü. Bunu çoğu kesim hemen anladı. İşlerin yoluna gireceğine inandı. Olmadı. Yakın uzak demeden kurulan 8  partili kualisyon, israilde yeni sıçrama dönemine geçildiğinin kanıtıdır. Seçimlr ve kualisyonlara alışan İsrail devleti, bununla da yaşayacaktır. Sistemin temelleri sarsılmadan da sürdürülüyor. Bakalım yeni karmaşalı kualisyon kiminin erken beklentisi ile istifaya gelecek mi.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,120TakipçilerTakip Et
51AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları