Kıbrıs’ta dinin siyasette güncelleştirilmesi – Ali Sarıtepe

Must read

Ada tarihinde, en azından adanın Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmesi/gasp edilmesinden bu yana, din; adanın politik  kararları üzerinde güç olarak durmuştur. Hele ki; İngiliz sömürgeciliğine geçişi ve daha sonraki süreç aklımıza düştüğünde, dinin siyasette kullanılması ve egemene hükmetmede nasıl kullanıldığının eşsiz tarihini sunmaktadır.

Din, geçmişte egemenlerin kendi ekonomik ve siyasi egemenliklerinin abc si olarak nasıl ele alındıysa; ada toplumunun kendi aralarında bölüntülere sokularak, sömürgecinin en az askeri ve mali güçle, en kudretli yönetmeyi yaratmanın örneklerini sergileme imkanını sunarken; ada toplum hayatında hiçbir  zaman kudretli halinden güç kaybetmese de, görünürlülüğü azalarak/azaltılarak varlığının esas hali yaşamlarına devam etmiştir.

Osmanlı İmparatorluğunun adayı yönetmesine kilise çıkarlarının esası üzerinden en büyük payanda olan kilise kurumu; İngiliz sömürgeciliği döneminde, sömürge güçleriyle bir taraftan işbirliği yaparken, diğer taraftan da Helenizm/anavatan söylemiyle de ada siyasetini etkinliği altında tutmaya çalışmakta, öte yandan da farklı düşler üzerinden de yürüyerek din etkisindeki toplumlara farklılıkların kutsiyeti üzerinden yürümek hükmedilmekteydi.

Yine aynı dönemde İslami Cemaat mal ve siyasetinin en başlıcası olan Evkaf, Evkaf malları yoluyla toplumun yönetilmesine güç aktarılması ve Evkafın İslami yapılanma üzerinden yükselmesi nedeniyle de toplumlar arası ayrı duruşların oluşmasında kile gibi kendisinin de odak olmasıdır.

Birbirlerine bu kadar karşı konumlanan bu yapılar, iş sömürge gücünün iktidarına paydaş olma noktasına gelince; İngiliz sömürgeciliğinin ada üzerinde etkin olmasında ana eşit güçte katkı sunmuşlardır.

Bir taraftan İngiliz yönetimine karşı Helenizm ülkülerini gerçekleştirmek için sömürgeci güçlerle yumuşak-sert ilişki yürütülürken, aynı zamanda Kıbrıs Komünist Partisinin egemen kılmaya çalıştığı Kıbrıslılık bilincinin gelişmemesi için İngiliz sömürge yönetiminin her türlü desteğine de sahip olabilmekteydiler.

Yönetmede işbirlikçi olma ve bu işbirlikleri oranında ekonomiye ve siyasete etki etme gücüne sahip olan ve gücünü bu oranda kullanan din kurumu, yönetmenin en önemli argümanı olarak hala odak olma konumunda bulunmaktadır.

Bugün, işgal altında tutulan kara parçasında din/İslami din topluma egemen kılınmaya çalışılırken, gereğinin oluşması içinde her türlü maddi imkan sınırsızca kullandırılmaktadır. İşgalin ilelebet devam etmesinde din, bura da ayrılık faktörü olarak inşa edilmektedir. İşgalci yönetme ve davranışlarda din, ideolojik zemin konumuna getirilmeye çalışılmaktadır.

Kıbrıs Cumhuriyeti ve ada tarihinde daima ana aktör olan kilise, açık siyasetçi haline, durumuna tekrar kavuşmak istemektedir. Kıbrıs Cumhuriyetinin Ulusal Siyasi Konseyi olarak da adlandırılan partilerin ortak görüş oluşturma platformlarına, şimdiki Meclis başkanın verdiği beyanat ile ulusal politika, devlet politikası oluşturulmasında kilisenin de Başpiskopos tarafından konseyde temsil edilmesi istemidir.

Bir taraftan işgal kuvvetleri tarafından yaratılmaya çalışılan dini güç odağı olma hali ve bunun kendi siyasetine güç aktarma. Diğer taraftan Meclis başkanı ve Başpiskoposun ortak anlatımı olan, kilesinin Ulusal Konseyde yer alması istemi.

Adanın bağımsızlaşması için çözümler yaratılmaya çalışılması gerekirken, din; siyasette her iki tarafta da güncelleştirilerek adanın fiili durumu kalıcı hale getirilmeye çalışılmaktadır.

Dinsel odaklar ekonomik ve siyasi güç olama hallerinden arındırılmadıkları müddetçe, çözüme engel olma hallerine son verecek durumda olunamayacaktır.

 

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article