Emperyalist neoliberal siyaset “başarısı”.- Özkan Yıkıcı

Must read

Zaman zaman gerçekler acı olsada yazmak an geri durmamak şartır. İnsan yorumlarken ve belirli sonuçlara ulaşırken kendi bildiği doğruları çekinmeden aktarması önemlidir. Nasıl ki Emperylaist sistemi deşerken kötü ve sömürgecilik sınıfsal niteliklerini ortaya korken, istemsek dahi kendi mantığı ile kazandığı başarıları da eklemek gerekir. Şurda durmak gerekir: Başarı veya yenilgi her kesimin duruşuna göre deyişir. Hele Sınıf çelişkisi ve çıkarların ayrıştığı koşulalrda mutlaka birine başarı ötekine kaybetme olarak bir anda yansıması doğaldır. Bundan dolayı Emperyalist siaysal başarıdan söz ederken, mutlaka kendi başarısında karşı kesimin de kaybetmesi veya olumsuz etkilenmesi gerekiyor. Bunları iyice anlamak şartır. Şimdi yazacağım konuyu bu ölçeklerle deyerlendirmek düşünmek gerekir.

Artık kimse parmak arkasına dahi saklanarak yok sayamadığı dönemden geçiyoruz. Kapitalist sistem girdiği krizden daldan dala atlıyor. Krizin nedeni olan olumsuzlukları, köpük fazlasını emerek yeniden atlatma süreci hala oluşamadı. Malli krizden borç döngüsüne yayılan ve her alanda kendini sarsıntılarla aktaran bu durumda ikili kısgaç da oluştu. Emperyalist kurumlar önceki krizlerden farklı olarak kendini yeniden üretme siaysetini oluşturamadı: Daha ilerisi ise ortak çıkışta dahi buluşamadılar. Bu yeni kaosu yaratma tetiğini çektirdi. Ötekisi ise bizim için acı olan ama Neoliberalist uygulama ile “başarı” hanesine eklenecek olgu olmaktadır. Neoliberal siaysal yapılanış hakikaten kitlesel siyasal alternatif noktasını kırdı. Bu bence önemli yüzleşilecek gerçek olmalıdır. Öyle olması öylesi etkin kriz, sarsılan yıkılan kitlesel anlahyışlar daraltılan ekonomi ve duyulan tepkilere karşın alternatif siaysetin oluşamamasının en acı kanıtı olmaktadır. Neoliebral yapılanış bunu ne yazık ki BAŞARDI.

Emperyalist sistem Neoliberal kurumsalaşmaya ve buna etken eden alt yapısal piyasa modeline geçerken, buna yönelik siaysal yelpazesini oluşturdu. En önemli idolojik hamle kendi tek eksen düşüncesi dışında her poletik olguları yok etme veya ilgili bakış yorumsamaları yok etmeden geçti. Hem düşünsel olarak dayatarak baskılarla ve reklamlarla yol alırken, en basitiyle ekonomik alanlar başta olmak üzere sermaye dışı sınıfsal örgülenmeleri de dağıtmakla ki seramye en çirkin siyasal dayatmaları yaparken, insanları en doğal tepkisini dahi “siayset yapmakla” suçlayıp bir anlamda onları belirli mengeneye sıkıştırdı. Buna ek olarak zaten alınan kararlardan yılan ve siaysete duyulan güvensizlik sonucu kitlesel uzaklaşma da beraberinde deyersel olarak oluştu. Bilmem tüm bunlara örgütsel dağılmalarda eklenince işler tamam oldu.

Sanki ironik dünya kurgusu yerleşir oldu. Tüm sorunlara sermaye çıkarlı gözle bakma, tek doğrunun olup buna ulaşma kazanma yaşam felsefesi artık onca soruna karşın deyişim yerine fırsatı kulanıp alma amaçları yerleşti. Bunlar hepsi bir anda krizle birlikte karşımıza dikildi. Bakın son krizde kaybeden ve kitlesel sokak gösterilerine karşın direnci devam etirip yeni umut sağlayacak alternatif siyaset boşluğu nedeniyle hep bir yerde tıkanılıyor.

Hiç Küçümsemeyelim; Amerikada Eool Street borsası eylemi sürüyor. Burda resmen şirketlerin sermayenin yaptıkları sorgulanıyor. Macaristanda oluşan krizde muhalefet eylemleri başlayıp dayanışma adıyla harket oluşturdu. Hareket oluşturuldu ama şu tuhaf nokta sırıtıyor. Kendileri siayset yapmıyormuş ve siaysete güvenmiyormuş. Dikat edin ayni durumlar bazen bizde de duyuluyor. Tepkiler sunulurken bunlar sanki tüm siaysetlere geneleştirilerek siaysetsiz muhalefet simgesi Özgürlük adıyla da vurgulanıyor. Yunanistanda ise öfke artık herkesin dilinde. Daha ileri gidelim: İşçi Partisi ingilterede Kolay kazanma Kapitalist olgusuna karşı çıkan başkan konuşması yapılıyor. İzlandada oluşan yıkımdan parlementodan başkana herkes Yumurta nasibini aldı. Buna daha ekleyecek çok olay vardır. Kapitalist kriz ve etkilenen kitlelerin ayrışma olayı yaşanırken, bir tarafta alınan siyasal kararların ve oluşan sistemin yanlışları olurken, dayatılıp yerleştirilen siayset uzaklaşma sonucu bunu deyiştirecek siaysal alternatif olmama zayıflığı da işlerine geliyor.

Sermaye kesimi Özelikle Neoliberal dönemde şunu hakikaten başardı. Kendisi tüm çıkarlı siaysetleri “refah, özgürlük” gibi deyerlerle süsleyip şovlaştırırken, diyer yandan en ufak talebe tepkiye hemen “siayset yapıyorla” adeta dıştalayarak hiçseleştirdi. Öfke ve siyasal içerikleşmeye bir de Marjinal ifadesi katılınca konu istenilen yere getirildi. Ezilenlerin ve diyer sorunlu kesimler sermaye kar çıkarlı sistemde siyasetin kurbanı bedel ödeticisi olurken, dieyr tarafta bedeli ödeyenler bu siaysete alternatif siayset sunmama düşüncesine dek taşındılar. En ufak sistem sorgulanmaları dahi “siayset yapmakla” suçlanıyorlar. Öylesine yerleşti ki uygulanan siaysete karşı olanlar bunu deiştirme adına poletika yapmama uzaklığına taşındı. İşte bu nedenle son muhalefet dalgaları hala alternatif yeni örgüsel yapı oluşturamadığı için etkin deyildir. Oysa daha önceleri altarnatif olma çizgisi nedeniyle insanlara sermaye bu denli acımasızca bedel ödetmekten yeri geldiğinde çekindi.

Anımsatalım; İkinci paylaşım savaşı sorası yine kriz vardı. Ancak sosyalist korkusu yani alternatif siayset olması nedeniyle Refah devleti kuramı yerleştirildi. Çokca konuşulan 29 krizinde Keynes gibi model ortaya çıktı. Çünkü hep sermaye biliyordu ki kriz döneminde alternatif karşıt olunca DEVRİMLERİN olma olasığı vardı. Bundan dolayı Neoliebralist dönemde adı kitlelerin siayset açılımı konsada, özde tek eksenli sermaye düşünceli yapılanış güçlendirildi. Bakın en acı paradoksa; Günümüz krizin yaratıcısı olan İMF reçeteleri sanki gelinen noktadan sorumlu deyilmiş gibi krizden çıkışta aynen önerilere ekleniyor. Konuşturulan tüm medyasal şov ekonomisler hep sermaye büyümesi ve yatırım ekseniyle konuşuyor. İnsanların refahı gibi ölçekleri hiç duymazsınız. Bunlar resmi siyasetin idolojik olguları olarak genel tek gerçekmiş gibi dayatılıp hayata geçiriliyor.

Solcuyum diyenin ve dahası Anti Kapitalist çığırganlık yapanların dahi kolayca düştükleri tuzak şudur: Kendi düşünclerinden çok sunulan ve adı “bilimselikten doğrulaştıran “ sermaye idolojisini kurtuluş olarak savunmaktadır. Hatta daha ileriye giderek, özünde Kapitalist olan ve olayların tetikleyicisi kuramları sanki daha iyi uygulanarak kurtuluş olacağını savunuyorlar. Sosyalist geçinen nice düşünürün sistem deyişim yerine, sistemin uygulanmayan kararlarından söz edip sermayeyi kendi ilacını içirmediği için suçlamalarda az deyildir. Bunlar hep Neoliebral süreçte kırılan sosyalist hareketler sonucu oluşan tek eksenli sermaye yaklaşımının acı sonuçları olmaktadır.

Şöyle bir etrafınıza bakın: Medyalara göz gezdirin; Gördklerinizden sora düşünün: Kriz ve sorunlar bunlara önerilen reçeteler. Ama bunların yanlış olduğunu söyleyenlerin çıkışları. Onca kötü taplolara karşın eyer ayni söylemler devam ediyorsa, kitleler karşı çıkarken alternatifsiz oluyorsa, Neoliberal siaysete hakını teslim etmek gerekmezmi? Bizde dahi en çirkin siyaseti yapanlar en ufak tepkiye “bunlar siayset yapyor” derken hemen tartışmalar buna yoğunlaşmıyormu? Hatta hemen ilgili kuruluşlar sanki doğru siayset yapmak suçmjuş gibi savunma çizgisine gelmiyorlarmı? Bunlar dahi bizi önemli analiz yapmaya yeter ve artar.

Kısaca; Hiç küçümsemeyelim. Etrafımız genel ekonomik krizden oynanan Orta doğu oyunyla örnekelr doludur. Bizde alıştık siayset yapmanın önemli suç olduğunu. Sadece bu koşulalrda istenilen sözleri tekrarlayınca bilimci yönetici olunuyor. Oluşan bu manzara istemesem dahi sisteme kendi açısından BAŞARIhanesine ekleyecem. Ama bu olumsuzluklardan kurtulmanın kaynağı alternatif siayset, örgütlenme ve oluşan sosyal patlamaların genelde direncinin devamlılıkla yeni siyasal hedeflenmesi şartır. Yoksa bunlar kıvılcımın kumla örtülüp yeniden yok olmasını getirir.başardı. Öylesine idolojik eksen oluşturduk.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article