BEN KATMERLI BIR SUÇLUYUM – Necmettin Çapa

Must read

Merhaba yurtsever dostlar, Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve o topraklarda yaşayan göçmen emekçiler…

Araplar, Laz’lar, Kürt’ler, tüm halklar ve o halkların inançlı insanları merhaba.

Hristiyanlar, Müslümanlar ve Ateistler merhaba…

Beni sürgün edip susturduklarını zanneden küçük beyinliler, merhaba…

20 yılımın geçtiği topraklar ve o toprakların yeşerttiği harnup, zeytin ağaçları size de merhaba…

Fiziki olarak ayrılmış olabiliriz, ancak düşünsel olarak hiç ayrılmayacağız, hiç güldürmeyeceğiz akbabaları, çakalları.

Ömrümün yarısına gül diken Victoria “Arabahmet” seni hiç unutabilir miyim. Celal Önen ile o tarih kokan sokaklarında kekikli çay içer memleketin sancılı piçliğini konuşur, güneşin ilk ışıklarında fikir demlerdik.

Nereden bilirdim ki ansızın akbabalar tepemde dolaşacak, çakallar dansa duracak…

Nereden bilirdim ki dostlarıma bir elvedayı bile çok görecekler.

Anlayacağınız her şey ve hepiniz yüreğim ile beraber sürgün edildiniz, hem de sürüldüğüm yere!

Evime nasıl baskın yapıldığını, eşimin nasıl tehdit edildiğini ve idama götürülen bir mahkum gibi, alelacele nasıl yük gemisine bindirildiğimi ertesi günkü yayınlarda okudunuz, onlardan söz etmeme gerek yok artık.

Faşistler karar verdi ve onların memurları uyguladı diyorum, hepsi o kadar. Gerek Kürt kimliğim, gerekse yazdığım yazılar ve o yazıların yayınlandığı gazeteler bu faşistlerin korkulu rüyası haline geldi ki, o küçücük beyinleri ile bu şekilde susturacaklarını sandılar ve ahlaksızca, insanlığa sığmayacak bir yöntem ile oradan gönderilmeme karar verdiler.

20 yılım Kıbrıslı Türk yurtseverler ile beraber geçti. Onların faşizme karşı yaptıkları her türlü mücadelenin içinde yer aldım. Her türlü tehdit ve baskılara karşı göğüs gerdim ve hiç yılmadım. Her zaman Kıbrıslı Türklerin asıl 1974’den sonra sömürüldüğüne, ezildiğine, asimile edildiğine ve işgal sonrası imha politikalarına maruz kaldıklarına inandım ve bunu her fırsatta dile getirdi. Ankara’nın fidye karşılığı (AB’ye girişi) bir rehinesi konumunda olduğunu her zaman söyledim. Bunun yanı sıra Kürt sorununu Kıbrıs Türk halkına anlatmaya çalıştım. Kürtlerin toprakları değil, dillerinin bile işgal altında olduğunu her zaman yazdım ve anlattım. Bu yazdıklarım ve anlattıklarım “Özel Harp Dairesi”nin sivil kalıntısı olan Sivil İşler Dairesi tarafından not alındı ve hakkımda dosya hazırlanarak sürgünüme karar verildi. Daha önce de hakkımda ihraç kararları çıktı, bunu bir önceki Sivil Muhaceret Müdürü çok iyi biliyor. Benim dosyamın arşivde olması gerekirken, özellikle 1999’dan itibaren dosyam Sivil Muhaceret Müdürü’nün odasından hiç dışarı çıkmadı. Herhangi bir işlem için oraya gittiğimde, dosyam müdürün odasından alınıp getirilirdi ve işlemlerim o şekilde yapıldı. Çünkü o küçük beyinlilerin dosyama ekleyecekleri daha çok köşe yazısı vardı.

Ezilen halkların isyanını paylaşmak ve o isyana az da olsa katkıda bulunmak suç ise, ben katmerli bir suçluyum. Bu nedenle sürgün edilişim gururumdur ve ben bu gururu ölene dek taşırım.

Öncelikle evime baskın yapıldığında, yanımda olan Murat Kanatlı, Celal Önen’e ve Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nde beni yalnız bırakmayan Ali Osman Tabak ve Evrim Kamalı’ya sonsuz teşekkür ederim… Ben, eşim ve biri 2 diğeri 3 yaşında olan Mazlum ve Azad ile birlikte bir yük gemisinde sürgün yolculuğunda iken, konuşmakta güçlük çekerek, hüzünlü bir ses ile bizi arıyan Faize Özdemirciler’e ve “Gidiyor musun Çapa” diye buğulu bir ses ile beni arıyan Şener Levent’e, bu faşist saldırıya karşı, en şiddetli bir şekilde tepkilerini ortaya koyan tüm yurtsever dostlarımı, Kürdistan coğrafyasının acılarla dolu yüreği ile sevgi ile selamlıyor, saygılarımı iletiyorum…

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article