Nelson Mandela’dan insan haklarına dünyadan görünümler – Özkan Yıkıcı

Must read

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

Bir zencinin Afrika semalarından çıkıp dünya da simge olmanın, ölüm le yeniden yazılımını yaşadık. Terörist diye hapisler de çürütülen; isyanlar la halkların kalbine kazılan; sonunda kendine kötü damgasını vuranlara dahi kendini alkışlatan; Güney Afrika’nın liderlerinden Nelson Mandela yaşama gözlerini yumdu. Yaşarken onu kötüleyenler ölümü sorası adeta ikiyüzlü gerçekleri de kanıtlarcasına Mandela’yı saygı ile anıyorlardı! Mandela gerçekler le mücadelenin sonunda Sosyalist ve insan olmanın başarılı gerçekleri ile yaşamı sürdürerek kanıtlayan önemli liderlerdendir. Onu yok etmek isteyenler dahi sonunda önünde saygı ile eyildiler? Böylesi bir lideri dünya haftasonu kaybetti. Kini sevgi ile yenen, tarihin önemli sömürgesel simgeli ülkesini demokratik noktaya taşıyan Mandela yazdırtığı tarih ile birlikte artık anılarda ve bilgilerde yaşayacaktır.

Nelson Mandela adeta sistemin çirkefinin yaşatıldığı Güney Afrikada dünyaya geldi. Daha doğarken ırkçılık ve kölelik ayrışması ile büyüdü. Rengi nedeni ile kapitalist köleleştirme sömürgeleşmenin tarihini yazmaya başlıyordu. Çünkü ırkından insan olmaya her yönü ile sistem le ters ti! Önce sivil itahatsizlik denilen barışçıl protestolar la olayı aşmak istedi. 1960 yılındaki sistemin gerçeği ile burada tıkandı. Barışçıl ırkçılığa karşı protestosu katliyam la ödülendirildi! İnsanların renklerine göre ayrı arabalarda yolculuk yapma kuralına karşı gelmenin dahi şidet le nasıl cezalandırıldığını kanla çok acı ödetildi. Mandela kaçınılmaz olarak silahlı mücadeleye girişti. Kendisi ise uzun sürecek hapishane yaşamına girdi. Tam 27 sene zindanlarda çürütüldü. Hüçte cezasından tetriç uygulamalarına ğradı. Ama yılmadı: “Yapılmaz denileni, önce yapmaya başlamak la onu yapılmış kılma gerçeğine gelirsiniz” sözleri bu zından dönemi yaratılan anlamdaş sözlerdir. Mandelanın hapishane durumu ve sokak direnmeleri sonuçta devleti ve sistemi değil, halkları haklı çıkardı. Mandela “Teröristlik” noktasından “kurtarılması gereken lider” aşamasına haklı kavgasının sonunda ulaştı. Onu yok etmek isteğenler, birden “serbes brakılsın” aşamasına geldi. Sonuçta Güney Afrika ırkçı rejimi kendini ayakta tutacak koşuların tümünü yitirerek hem Mandela serbes kaldı, hem de ülke yeni bir sayfa açtı. Ancak Mandela hapisaneden çıkmasına rağmen, şu analizi çarpıcı oldu: “Mücadele hala bitmediği için, silahlı mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi. Sonuçta yapılan görüşmeler ve Mandelanın hakikaten kin yerine uzlaşma davranışı Güney Afrikayı yeni bir yörüngeye oturdu. Dünyanın en demokratik anayasasını oluşturdular. Birçok anadili resmi olan ülkeyi oluşturdu. Sıcağı sıcağına kurdurtulan yüzleşme komisyonu ile yaşananların sorgulanması da yapıldı. Dünyada böylelikle hem geçmiş ile yüzleşme ve demokratik anayasa deneğimini de Mandela tarihe yazdırtı.

Daha soraki adımlar da hep insan ölçekli oldu. Yapılan Güney Afrika ilk demokratik seçimini ezici oyla kazandı. Fakat birçok kesimden temsilci alarak demokratik yönetimi kurdurtu. Ardından ilk ve son devlet başkanı olup süre bitince bir daha aday olmadı. Bukadarı dahi Mandelanın neleri yaptığını anlatmaya yeter ve artar. Hele Özal Demirel ikilisinin Mandelaya “Atatürk barış ödülü” verme istencine ret demesi de kural ve ölçeklerin nasıl çakıştığının kanıtıdır….

Hafta sonu kaybedilen Mandela kitapları sıyacak insani değerler le yazdırtığı tarih le yaşama gözlerini yumdu. Kendisinin de eleştirdiği İMF konusunda ülkesinin sonunda teslim olmasını da hep eleştirisel olarak yaklaştı. Güney Afrika her yönü ile Mandelalı yeni döneme girerken, İMF reçeteli Neoliebral piyasa modelibne uygulama konumuna koyması sonucu, ülkedeki eşitsizliği kaldırtamadı. Mandela ise yaptıkları ile bize sömürgecilik mücadele tarihinin önemli simgesi olarak yazıldı. Şimdi mücadele verdiği kesimelr dahi Nelson Mandelayı övgüler ve önemli başarılar la anmakdadır. Emperyalist yapıya karşı önemli Güney Afrika haklarının mücadele neferi Mandela sonunda başararak hayata gözlerini yumdu…..

Mandelayı insani yönü ile anarken, birden kendimizi Uluslar arası insan hakları gününde bulduk. Benden daha yaşlı olan B.M. insan hakları bildirge yayınlama günü de gelip çakıştı. Ben artık yaşlandığımı hisederken, neden se hala insan hakları konusunda öyle önemli adım atılmayan daha eski belgenin yıldönümünü yaşıyoruz. Daha yayına sunulurken herkesin “sulandırılan belge; yetersizdir” ifadeler le yayınlanan insan hakları bildirgesinin üzerinden 65 yıl geçti. 1948 yılında yayınlanan ve ilgili günlerin dahi yetersizlik le anılan belgenin hedeflerine hala günümüzde ulaşılınmadıysa, ozaman söylenecek tüm sözleri özetlemeye yeter ve artar. Belgenin yetersiz hatta çok gerilerde olduğu daha yayınlanırken ifade edildi. Eleştirilip “sulandırma belge” imgesi konuldu. Ancak tüm yetersizliklere karşın, iyi niyetliler şunları söylüyorlardı: “Yetersiz olsa da, yine enazından ulaşılacak hedef konulması bakımından, izlenmesi ereken belge olarak kabulenmeliğiz” tutumları da yaygındır. Nitekim seneler öncesi yetersiz görülen hedefler dahi 65 yıl sora dahi erişilmesi çok uzak hedefler oalrak karşımızda duruyor. Daha da ileri gidecek olursak; özelik le sosyal haklar boyutunda çok daha geriye düştük. Sosyal haklar ifadesi artık hiçeleştirildi. Sadece bireysel haklar sözleri duyuluyor. Çünkü sosyal haklar konusunu sol ve aydın kesimelr dayatıyordu. Bireysel hakların daha gelişmiş boyutu ile toplumsal hakların ileri getirilmesini istiyorlardı. Sol gerileyince de bu gerçek de kafalardan sildirtildi. Oysa solun dayatması ile sosyal haklar listesine “sağlık, eğitim” gibi haklar da konuldu. Fakat özelikle sol hareketlerin gerilemesi ve Neolierbaleşme ile birlikte tüm sosyal hakların piyasalaşması sonucu isimleri “sektör, metalaştırma” ifadelre le insan hakından çıakrtıldı!

Aradan seneler geçti. Artık konunun başlangıcını anımsayanların çoğu yaşamda yoktur. Hatta insan hakları gününde doğrudürüs duyarlılık da yoktur. Hele bizde insan hakkı denilen olay projeden para alma ve seyahatname turlarına özdeşleştirildi! Oysa dünyada işkence daha sistemsel ve evrensel hale geldi. Fişleme ile izleme artık doğalaşan duruş hale sokuldu. Mülteciler köleleştirmeler işleyen çarkın olmaz sa olmazları haline geldi. Kapitalist sömürünün ve Emperyalist rekabet pazarlama olaylarında etnik, din, mezhep, yandaşlıklar adeta ölüm makine besleme araçları haline sokuldu. Fakat insan hakları günleri daha bir sönük geçerek artık anlamsızlaştırma noktasına getiriliyor. Hatta resmi eksenler kendilerinin probaganda amacıyla bu tip yapıları kulanmaya başladılar. Son Ortadoğu oalylarında İngiliz Amerikan insan hakları örgütlerinin tutumları bunun son kanıtları olmaktadır. İnsan hak olayını bireyseleşme ve içini boşaltarak yeniden imajlı hale soktular.

Ülkemiz için fazla yazacak kelimeye gerek yok. Bir ülke de işkence haberine rağmen ilgili adını “insan” koyan örgütler tepki demeci dahi vermiyor sa gerisine ne demeli? Kaçak insan değerlerinin kültürleşip metalaşdığını görüp de karşı çıkmama duruşu zaten çok anlatı yapması gerekir. İnsan olayını daha baştan “benim partilim, kaç oyu var, bana da ver çünkü sendenim” değerler le başlayan değerlendirmeler ve paylaşımlar sonuçta insan hak kavramı ile açıklanamaz. Böylesi yapılanma elbet insan olayı ile değil, tam aksi bunu engeleyecek duymanmazlık la konu algılanmaktadır. Zaten tüm yorumlar ve hedeflerde ne deniliyor: “büyüyecek sermaye ile ekonomi kalkınacak; Barış olur sa ticaret artacak; Daha fazla kazanmak için çözüm olması şart” gibi ifadeleri herkes yutar. Kimse barış la insanların birbirlerini öldürmeyeceğini söylemez. Bazı engelerin kalkacağına ve insanalrın daha rahat olacağını söylemez. Yeni alınacak para ile sağlık sigorta probagandası yapılırken, birileri “sağlığın insan hakkı” olduğunu anımsatmaz. Zaten basit yaşam haklarını dahi metalaştırma ile insanın insan olma durumunu çoktan onuturuldu. Sora dönüp insan hakları günü diye bunu katledenlerin demeçleri de gelince; yaraya tuz basmaktan öteye anlamı kalmaz.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...