Koşulların zorlaması “yol haritası” çizer! – Said İlhan

Must read

Adına Batı zorlaması veya bizde Hristofyas randevusu deyin farketmiyor, bir yerde verilen bir mücadelenin sonunda aldığı kaçınılmaz şekildir… Anadolu’da 20 milyon nüfus bir halkı görmezden gelen ırkçı, şovenist bir otoriteye karşı verilen kimlik, bağımsızlık mücadelesinde koşulların zorlamasıdır. Devlet terörislerle pzarlık yapmaz diyenlerin geldiği nokta “terörist başı” ile İmralı’da müzakereye başlamasıdır. Esasen Oslo’da başlayan bir süreç vardı ama deşifre edilmesi sabote edilmişti. Tüm askeri ve yargı harekatlarına rağmen her geçen gün eylemler ile ölümlerin durdurulamaması, toplumda yarattığı tepkinin aynı zamanda ifadesidir. Hade demokratik örgütleri, akademisyenleri, aklı başında medya yazar çizerleri saymayalım… En son sermaye kervanına, hükümete gözü kapalı destek veren yeşil sermayenin de katılması AKP hükümetini bir yerde yanlıştan dönme kulvarına sokmuştur.

Öyle ya; sermayenin dini, imanı yok ve işlerini yürütmek için huzurlu bir ortam ister… Ancak AKP varlığına en etkili silah galiba kendisi ta Amerikalarda yaşam sürdüren ama memleketteki milyonlara sesiyle hükmedebilen Fethullah Gülen Hoca efendinin Kürt sorununun çözümüne yönelik “fetvası” rol oynadığını da kabul edelim. Misafiri olduğu ülkenin coğrafyadaki çıkarları da bunu gerektiriyorsa neden olmasın! Bölgede yaşananlar Batı sisteminin istekleri doğrultusunda yön aldığı düşünülürse olağan dışılık aramak boşunadır. Irak sonrası Kuzey Afrika, Mısır yeni düzenlemesi yanında Surtiye krizi ile Iran tehditi(!) bahanesi buna örnektir. Aslında burada olanlar Batının vazgeçmesinin düşünülemeyeceği İsrail devletinin varlığının korunmasıdır. Tabii ki bu stratejiye eklenecek 50 yıldır süren Kıbrıs ile daha eskilere dayanan Filistin sorunu vardır. Hepsinin ortak paydası Petrol yani gelişmiş Batı için gerekli enerji! Son dönemde Kıbrıs açıklarında çok zengin doğal gaz rezervlerinin bulunması ve vakit kaybetmeden sondajlara başlanması Batının salyalarını akıtmaya yetiyor. Bunda yalnız kalmadıklarını her geçen gün görmekteyiz… Angloamerikan sermayesine Yahudi finans kuruluşları eklenmesiyle yeni boyut kazanırken Rusya ile Çin devreye girmesi gecikmemesi işte koşulların zorlamasıyla coğrafyada yeni “yol haritası” çizmeyi gerektirmiştir.

Kıbrıs’ın Kuzeyinde sözde AB toprağı ve yerli insanı da vatandaşı olmasına karşın yıllardır planlı süren toplumsal yok oluş ve yerine işbirlikçi örgüt ile yönetimler sayesinde oluşturulmakta olan yeni yapılanma coğrafyadaki değişim rüzgarında yelken açabileceği göz ardı edilmesin… yeter ki “direniş” layıkyla verilebilsin! Direniş göstermeyenlerin “mandalık” olması ise kaçınılmazdır. Lefkoşa Belediyesinde aylardır süren grev ve eylemlere gelelim; maaş alamayan, sosyal sigorta ile ihtiyat sandığı paraları yatırılmayan, evlerine ekmek götüremeyn insanların direnişi takdire şayandır. Hükümetin vurdum duymazlığı ne zaman ki sendika yönetimi Kıbrıs Cumhuriyeti Rum başkanı Hristofyas’tan randevu aldı paçaları tutuştu. Hemen uzlaşı aradı… protokol görüşmelerine başlandı ancak iyi niyetten yoksunluk yine şüpheleri doğurmaktadır. Bu da koşulların zorlamasıyla bir yerde ve şekilde başka gidecek “köy” olmadığını göstermez mi? Her ne kadar Hocanın dediğinden “mandra içinde sınırlıarı belirlenmişözgürlük hayali ile seçim aldatmacasında birbirimizi kandırmaya çalışsak da” yine başta “sokak” yapılacakların bulunduğunu anlamak durumundayız.

 

TARİHE GEÇME FIRSATI!!

Pek umut olmasa da Anadolu’daki Kürt sorunu, Alevilerin haklı talepleri, demokrasi ve Kıbrıs’ta uluslararası hukuka dahil olma misyonu yolunda üretilecek çözümler sadece AKP değil diğer siyasi partileri ve tabiatıyla liderlerini başta Recep Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu’nu dönemin tarihini olumlu yazmakla anar. Aksi halde yargılayacaktır… Turgut Özal’ı kimileri siyasi veya ekonomik görüşlerinden ötürü bugün sorgulamakta, ancak Kürt ve demokrasi ile dünyaya açılma konusunda yargılayamaz… Kürt sorununu çözmekte kararlıydı, başına ne geldiği hala meçhul. Ölümü tıpkı Ordu komutanı Eşref Bitlis paşa gibi (o da Kürt sorununu çözmekten yana idi) şüphe kaldırıyor. Yukarıda Batı zorlaması, koşullar zorlaması ne farkeder işte fırsat ancak siyasi irade gerekiyor. Toplum, millet buna hazır değilmiş mazareti de kendi ayıplari “yıllardır niye hazırlamadınız” sormazlar mı?

Hatta AB bakanı Egemen Bağış “kendi başına buyruk bağımsız hareket etme” yerine ulusun gelecekteki çıkarlarıyla uyumlu AB üyeliğine odaklansa o da tarihe geçmez mi… yoksa Rum tarafı krizde KKTC yardım edebilecek durumda demekle dünya literatürüne “mizah” olmakta, farkında değil mi? Kuzey Kıbrıs ne halde bilmemesine imkan var mı… hele başkent çöplük yığını olmuş, lağım suları yolları egemen almış ve grevlerle çalkalanırken nasıl yorum yapılabilir. Hristofyas randevu verince Belediye çalışanlarının haklarının akla gelmesi UBP kurultayına yatan UBP’yi bile uyandırırsa ne menem bişey herkesin merakı?

Dış ticaret konusunda şikayet eden KT Ticaret Odası olunca olayın garabeti ortaya çıkmaz mı… sizin mühürünüzle dış ticarette sorun yokken KKTC mühürüne geçmek sizin marifetiniz olmasa da şükran çekmeniz “özür kabahattan büyük” olmuyor mu efendiler? Türkiye Güney Kıbrıs (aslında Kıbrıs Cumhuriyeti demeli) ticareti gelişirken Kuzey Kıbrıs toptan anadolu bohça alış verişcilerine teslim ayıbınız olmaz mı? Ancak Güneyde Türk mallarının Kuzeyden ucuz olması da sorgulanmalıdır ama nerede bu irade…

Bu memleket bizim, biz yöneteceğiz diyenleri vatan hainliği ile suçlamak çözüm olsaymış ganimet Rum malları bugün coğrafyada İsviçre olurdu. Seçim aldatmacasında bu kısır döngü devam edecekse vay halimize. Koşullar zorluyorsa yukarıdan değil aşağıdan yani tabandan toplu mücadeleyle sorunların çözümü aranmalıdır. Özgürlük veya refah sadece söylemle olmuyormuş, hele bir anlasak neler değişmez ki! BM Genel Sekreterinin özel danışmanı ekselans Aleksander Downer yeni turlara başlıyor haberi milleti hiç ama hiç ilgilendirmediği anlaşılıyor. 50 yıldır süren aldatmaca “kurt kuzu ve çoban hikayesine” dönüşürse nasıl umut ve de ilgi uyandırsın, değil mi efendim. Uluslararası hukuk dahiline girmeden hiç bir alternatif çözüm olmayacağı açık. Tek şans “yeni koşullar ve yeni yol haritası” galiba. Kendimizi kandırmayalım!

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article