Kıbrıs’ı koca bir mülteci kampına çevirdiniz, Bay Ayşe! – Aziz Şah

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Klişe bir söz vardır: Türkler savaş meydanında kazandıklarını masada verirler, diye.

Tam tersi oldu Kıbrıs’ta: Masada alamadıklarını savaşta gasp ettiler ve masada hep daha fazlasını istediler.

Lozan bir zaferdir, Montrö de… Hatay bir kurşun atılmadan kazanılmıştır. Kore savaşı ile de NATO üyeliğini kazanarak kendi açılarından başarılı oldular. Geriye kalıyor Kıbrıs… Suriye’ye gelene kadar yarım asırdır Kıbrıs dışında bir savaş yok.

‘Türkler savaş meydanında kazandıklarını masada verirler’ sözü Kıbrıs’ta geçersizdir. 20 Temmuz ile 14 Ağustos arasında Türkiye savaş meydanında kazanmadığını masada talep etti. Masada alamadığı için işgali istilaya dönüştürdü…

Kıbrıs’ta 20 Temmuz’da yapılan birinci harekâttan sonra kanla ‘iki bölgeli iki toplumlu federasyon’ talebini yazdı masaya Türkiye.

Bugün ‘barışçılar’ın dilinden düşürmediği ‘iki bölgeli iki toplumlu federasyon’ teranesi savaşın içinde süngüyle ve kanla yazılmış bir geçiş parolasıydı. ‘Ya taksim ya ölüm’ün diplomatik söylenme şekli…

20 Temmuz ile 14 Ağustos arasında ‘iki bölgeli iki toplumlu federasyon’ demek; Rum ahali Kıbrıs’ın kuzeyinde köylerinde yaşarken, Makarios’un çıkıp ‘‘evlerinizi terk edip Türkiye’ye hediye edin’’ demesiydi…

Evinde oturan bir insana ‘hade kuzeydeki evini terk et ve güneye gelip mülteci ol’ diyebilecek bir lider yoktu Rum toplumunda. Kıbrıs Türk toplumunda vardı ama…

Türk devleti nüfusu kuzeyde toplamaya odaklıydı, Kıbrıs Rum liderliği ise Rumların evlerinden çıktığı an bir daha geri dönemeyeceklerini biliyordu. Bu tarihsel bir meseledir: Vatan bilinci!

Bazı Kıbrıslı Türklerin Rumları hiç anlayamamasının sebebi budur: Rumlar için Kıbrıs’ın bütünü vatandır, Kıbrıslıtürklerin içinden çıkamadıkları kimlik sorunu ise neresinin vatanları olduğuna karar verememeleridir.

Dr. Küçük’ün İsmet İnönü’ye şu sözü çok önemlidir:

‘‘Anavatan topraklarında Kıbrıs Türkleri için bir saha ayrılarak vatandaşların Türkiye’ye nakillerinin temini şayanı arzudur. Bu hususta Amerikan Hükümeti, başka diğer beynelmilel iskân teşekkülleri bu işte yardımcı olacaklarına inancımız vardır’’…

İsmet İnönü’nün Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki makamlarınıza dönün çağrısı üzerine, Dr. Küçük’ün ‘‘Cumhur Başkan Muavini ve gerekse Türk vekiller, mebuslar ve memurlar devlet teşkilatındaki vazifeleri başına dönmemeğe azimlidirler’’ diyerek, eğer ısrar ederseniz bizi Anadolu’ya iskân edin demesi, İnönü’yü tehdit etmekten çok daha ciddi tarihsel bir meseledir.

1964’te ilk anayasal krizde Kıbrıs Türk Liderliği ‘‘bizi Anadolu’ya iskân edin’’ diyor İsmet İnönü’ye.

1974’te savaşın içinde ‘iki bölgeli iki toplumlu federasyon’un Kıbrıs’ın kuzeyinden vazgeçmek olduğunu gören Rum Liderliği, Kıbrıs’ın yarısından vazgeçerse vatana ihanet etmekten korkuyor.

Kıbrıslıtürkler ile Rumlar arasındaki ‘göçmen’-‘mülteci’ söylemi farkı da vatan algısından ileri gelir: Savaşta evinden zorla sürülen bir insan ‘mülteci’ olduğunun farkında değilse evinin neresi olduğunu bilmiyor demektir. Evinin neresi olduğunu bilmeyen insan ise, evinden silah zoruyla atılan insanı anlayamaz.

14 Ağustos 1974’ten önce ‘iki bölgeli iki toplumlu federasyon’ Rum toplumuna evlerini ve topraklarını terk etmeyi ve işgalcilere armağan etmeyi çağrıştırıyordu. Bugün de aynı şeyi çağrıştırıyor. Arada tek bir fark var: 14 Ağustos’ta o evden ha atıldılar ha atılıyorlardı, bugünse atılmış durumdadırlar.

İşte 14 Ağustos 1974 harekâtı, toplumuna ‘‘evlerinizi ve topraklarınızı Türkiye’ye hediye edin’’ demeye cesaret edemeyen Rum Liderliği’nin işini kolaylaştırmak için Rum toplumu evlerinden attı.

14 Ağustos’tan önce müzakere masasında Rum Liderliğinin vermediğini Türkiye 14 Ağustos’ta süngüyle aldı.

İkinci Harekât’ın arifesinde İngiliz Dışişleri Bakanı Callaghan Denktaş ve Turan Güneş’in planının adayı koca bir mülteci kampına çevireceğini söylemişti.

Rum Liderliği toplumuna mülteci olduğunu unutturmadı; Türk evlerinde kirada oturttu yarım asır. Bu yüzden onların bir vatanı var…

Türkiye ise Rum mültecilerin evlerini tapulayıp dağıttı; tapusu olanın ise vatanı yok…

(18 Ağustos 2022 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,227TakipçilerTakip Et
82AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları