İsrail hamleleriyle Kıbrıs’a uyarılar – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Dünya krizlerle yaşamaya alıştı. Son Korona krizi de gösterdi ki onca insan kaybına ve sistem yanlışına karşın, siayset bildiği fırsatı kulanmaya hız veriyor. Krizler ve çözümsüzlüklerle yaşamayı da normal konuma getirildi. Krizler ve duyulan öncelik ilgisi ile gündem yaratma gücünün birleştiği koşularla geçiştiriliyoruz. Bunu da birçok sistem devlet kesimi de fırsata çeviriyor. Muhalefet ekseninin siyasal deyişimle buluşmamaması da başka bir eksiklik. Bundandır ki onca yanlış gündem dahi olmadan akıp gidiyor. Bu fırsatı kulanan ülkelerden birisi de İsrail. Bedel ödeyip geleceği iyice karanlığa konulan da Filistin ikilemi yaşanıp gündemleşmiyor.Çok sorun ve algı operasyonları da sorunların anlaşımamasına da tarihi katgı yapmaktadır. Olmaz denilen nice gelişme, alınan kararlara rağmen tersi yapılan pratikler artık havada uçuşmaktadır. Bunalrdan birisinin İsrail Filistin olduğunu belirtim. Koşullarla oluşturulan örneklemler ise gelecekte başka ülkelerin de fırsatı kulanıp faydalanacağı da kesindir. Özellikle nadir olan uygulamalar ile öteki benzerleri için de örnek oluşturulmaya da yasalık kazandırmaktadır. Bundandır ki İsrail Filistin gelişmeleri, K. Kıbrısta son Türkiye hamleleri adeta bize hayalden ve ezberden kurtulup olaylara müdahale edip kendi siyasal çıkışımızı yapmayı da tarihi zorunluluk olarak dayatıyor. Tabi kamu oyu denilen tepki veya bilme düşüncesi varsa!

*****

Kırkların sonunda hem de B.M. kararıyla Filistinde iki devlet anlaşması açıklandı. 67 savaşından sonra, buna ek karar olaerak: “israilin işkal etiği topraklardan çekilip, Filistin devletinin kurulması” kararı alındı. Defalarca buda tekrarlandı. AlaAslında, zaman israilin taşınan nifusun yasalaşarak, önce sürgün edilen Filistinlilerin ikincil konuma getirme süreci geliştirildi. Bu doksanlarda netleşti. Yapılan İsrail Filistin Oslo anlaşması oldukça yankı getirdi. İsrail başbakanı Rabin bir ilk oldu. Yahudiler kendi liderlerini öldürdüler. Öteki çıkarsama ise sonradan anlaşılmaya başlandı: İsrail kurulurken, işkal ediği topraklardan vatansız brakılan milyonlarca Filistinli artık anlaşmalarda yoktu. Özellikle Oslo anlaşması konuyu işkal edilen 67 savaş sonrası yörüngesine oturtularak, önceki sürgün Filistinli haklar bölümü çaktırmadan kararlardan sildirtildi.

Enperyalizmi kafamızdan silersek, Yeni sömürgeci stratejilerini, Ortadoğu oluşumlarını akılda tutmazsak, olayı, salt İsrail ile işkal edilen 67 dönemine dek daraltılırsa, günümüz gerçekleri karşımıza gelir. Ayni şekilde Filistin direnişi, sosyalist eksen gerçeğini de yok sayarsak, son gelişmeleri anlamak güç olur. Son olan ne: ABD ve İsrail Ortadoğunun günümüz gelişmelerine bakarak, İsrail merkezli hamlelere girişti. Düne dek Suriye toprağı sayılan Golan tepeleri resmen ilhak edildi. Doğu Kudüs de nasibini aynen aldı. Emperyalist güçler ve bölge merkezi devletler Suriyeyi parçalamaya uğraşıyordu. Filistine bölgede direk destek veren ve İsrail ile savaş halindeki Suriye gelişmeleri, israile de kulanım fırsatı getirdi. Filistin kamu oylarında uyutulurken, hamleler peşpeşe geldi. Yüz Yılın anlaşması planıyla da Batı Şeryanın önemli stratejik yerleri de ilhaka doğru dört nala gidiyor.Metamnyahu ile tTrumğ gün saymaktadır. Aslında, fiylen ilhak çoktan gerçekleştirildi. Taşınıp kurulan yerleşimlerle bu bölge darmadağın edildi. Laf ola tepkiler de sözle kulanılma ötesine gidilmedi. Garip olan, başta Güvenlik Konseyi hala iki devlet lakırtıları yapmalıydı.

İsrail sistemin önemli merkezidir. İsdihbaratı, sermayesi, bölgesel güç olma gerçekleriyle karşımızda. İlkleri yapıp örneklemler oluştu. Deyişmez denilen sınırları, nifus taşıyarak ilhaklar ve bir halkı vatansız yapma politikalarını, hem de alınan uluslaarlrası kararlara rağmen gerçekleştirdiler. Bu ilklerdir. Dünyada pratik belgelendirme hukukudur.

Şimdi, İsrail Batı Şeryanın işkalden ilhake geçiş prosedürünü pratiğe sokuyor. Bakmayan lakırtılara. Arap devletleri dahi sesiz. Onay verdikleri de kesin.Üstelik Suriyeye vurulan darbeyle de bölgedeki denklem kurgudan pratiğe geçiyor. Bu birielrine de ilhakları yasalaştırma zemini de yaratacaktır. Bakın, önceleri Filistin İsrail ikilemi vardı. Sonra, daraltılıp 67 sonrası denildi. Zamanla yerleşmeler gelişirken de sürgündeki Filistinliler yok sayılmaya başlandı. Çünkü, yapı yerleşiyor ve Filistin direnişi Sürgünde darmadağın ediliyordu. Tarihi önemli yargılanacak karar ise “Filistinlilerin Osmanlı toprak yasalığını 56 yılında kabulenmeli oldu”….

Son dönemde İsrail hamleleri peşpeşe yaptı. Herkes Suriyeyi boğmak istediği için, Golan tepelerini ilhak etme durumuna tepki dahi koymadılar. Çünkü, herkes bazıları hariç, Suriyeyi parçalama peşindeydi. İslamcı cihatcılar kulanılıyor, Türkiye ABD de kuzeyde yerleşiyorlardı. Sonra Doğu Kudüs nasibini aldı. Bazı boş kükremeler olsa da pratikte karşılığı olmadı. Şimdi, Batı Şerya ile Ürdün vadisine yönelindi. İsrail zaten öncelikle uyguladığı sert apluka ile açık hapisane haline getirdiği Filistine dilediğini yaptı. Bonbaladı, darmadağın hale soktu,kendince en moderin baskıları uyguladı. Kimse ses çıkarmadı. Gazlenin hali buydu. Şimdi, elde tutulup resmen ilhak edilen toprakların ilanını açıklama dışında başka yapılanma da deyildir. Duvarların örülüp, yerleşimlerin oluşturulduğu yapıdır. Dikat edilen, hem verimli stratejik toprakları resmen ilhak, hem de nifusun arap lehine deyiştirmeyecek pratikler gerçekleştirdi. Herks uyur gibi yaptı. Arada, “iki devlet” deyip tatmin edilmenin ötesine geçilmedi. Bu sıcak günlerde her an bu hamleler beklenmektedir.

*****

Türkiye cumhurieytinin devlet gözüyle bakarsak, çaktırmadan bu yasalaştırma işi işlerine geliyor. İlerde kendileri de sınırlar ötesi toprak elde etmeleri işdahı akıldadır. Uygulanaan ile söylenene dikatli bakmak şart. Kudüse öfkeyle laf savrulurken, Kuzey Kıbrıs veya son Kuzey Suriye için düşünenenler de malum. Kıbrıslı olarak, aslında uygulanmayan B.M. kararları deyil gelişmelerle normal hale getirenlere bakmak gerekir.Zaten, K. Kıbrıs yapısal olarak her yönüyle Türkiyeleşti. Nifusun önemli kısmının da yansıtığı budur. Son görüşmelerde olayların deyişimli boyutu deyil, yasal olmayan koşulların yasalaştırılmasıdır. Yasa dışılıkların sorgulanması deyil bu koşullarla kazanılma hedefleri vardır. Bu nedenle, gidişat Kıbrıs Cumhuriyetine doğru deyil, resmen fırsat koşullarla uygunlaşırsa, ilhak yapılma seçeneği dahi vardır. Zaten yönetim şekli ve oluşan hegemonya bunun kanıtı. Hangi adım federal çıkışlıdır sorusunu sorunca, anlamanız kolaydır. Masaya konulanlar da net. Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Zaten, Annan planıyla buraya yerleşen 74 sonrası insanlar da burayla özdeşleştirildiler. Doğu Timor bu koşulu kabule etmedi. Annan planı uyutulup gösterilenle deyil Kırbısın geleceği için yeni sürecin sıçrama tahtasıydı. Her şey göstere göstere oldu da kolayımıza uyutulmak geldi. Nitekim, sonrasındaki ikinci paylaşım ganimet dönemi, yeniden şekilendirme ile yetkilerin nerede ise tümü kordinasyonlaşması kurumsalaştı. Bu yapının da tavrı elbet kaçınılmaz olarak kendini koruyarak adım atmaktır. Zaten isviçere görüşmeleri net anlatı. Ama yine anlamadık.

Maraş hikayesi blöf olmanın ötesine doğru kayıyor. Vakıflardaki yapılananlar, Osmanlı merkezli haritalamalar ve Maraş örneği, ilerde koşullara göre olmaz denilenleri olacaklaştıracaktır. Açıklamalar net. Alıştırılıyor. Kamu oyu olgusu daa etken olacaktır. Boşuna Kuzey Suriye gelişmelerini burada yazmıyorum; Çünkü çoğu aynen bizim geçmişimizdeki adımlardı. Bir farkla, Kuzey Suriyede alkışla deyil endişeler de vardır.

******

Özetlediğim bu gelişmeleri yan yana koyup tekrardan düşünün.Haatırlayın Tazmin Komisyonunu nerede ise herkes alkışlarken, mülkiyet dönüşüm gerçeği ile yazan birkaç kişiden biriydim. Türkiyeye mülkiyet çevrilme süreci ile bazı topraklar Türkiye devletine geçti. Derler ya “kapitalizim ve mülkiyet veveya uluslar arası hukuk” Kıbrıstaki anlamını anlamamız gerekirdi. Şimdi, İsrail bize başka yönle bu gerçeği gözümüze sokuyor. Ama, biz hiç anlamayacağız. Hele deyişen sosyolojik gerçeğimizle de bu yanlışlarla örgütlenip çıkar sağlama da gerçekleştiğini düşünürsek!

- Advertisement -
- Advertisement -
5,944BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,070TakipçilerTakip Et
14AbonelerAbone

Diğer yazıları

Yeni dönem hedefli sancılar – Özkan Yıkıcı

K. Kıbrıs seçimin ikinci turuna doğru, son zamanını yaşıyor. Direk Türkiye müdahalesiyle öylesine travmatik ayrışmalar oluştu ki Ersinin çok ötesinde bir Tatar ile AKıncıyı...

Duygusal anlık düşüncelerim – Özkan Yıkıcı

İnsanın kaçınılmaz iki yaşam dönemi vardır. Doğarken dünyaya merhaba deyişi ve hayata gözelrini yumarken ki çekilen duygusal acılar olarak kolayca anlaşılır. Bunlar, normal her...

Gerçeklere doğru ilerlemeye devam – Özkan Yıkıcı

Aslında kafamda Karabağ ile alakalı yazı yazmak vardı. T24 ve Bir gün gazetesindeki seçimlerle ilgili makaleleri okuyunca, anladım ki daha yazacak önemli ek eksik...

Muratların diyaloglarından düşündürtülenler – Özkan Yıkıcı

Konu olan Muratların içinde elbet Murat Kanatlı yok. Olan Muratlar “TELE 1 sunucusu Murat Taylan ve gazeteci M. Yetkindir. İlgiili kanaldı saat 18.15 cıvarındaki...

Seçim sonuçlarından hemen sonra – Özkan Yıkıcı

Yapılan Kuzey Kıbrıs başkanlık seçiminin ilk turunun sonuçları şu anda tamamlandı. Zaman geçirmeden sonuçlar üzerinden birkaç kelime etmeyi yeyliyorum. Öyle kavram fetişizmine veya algı...

YKP basın açıklamaları

İsyanımız fetihçi zihniyete

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası, Pazar günü gerçekleşecek seçimlerin ikinci turu için Şubat 2020’deki YKP Parti Meclisi kararı çerçevesi süreci değerlendirip, şu tespitler yapar: Olağanüstü koşullardan...

Tayyip Erdoğan, elini Kıbrıs’tan çek!

YKP Sekretaryası, son siyasal gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle: Türkiye’yi yönetenler çok uzun zamandır Kıbrıs’ın kuzeyinin idare edilmesine müdahale etmektedirler, 1970’lerde elçilerin bakanlar kurulu toplantılara katıldığı...

İstirdat savaş nedenidir, savaşa hayır, yaşasın barış!

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası'nın 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle yayınladığı açıklama şöyle: Bugün bölgemiz savaş, silahlı çatışma ve yeni askeri müdahalelerin ve işgallerin sürekli...