Emperyalist siyaset ve Ortadoğu gelişmeleri – Özkan Yıkıcı

Must read

Son haftalarda Orta doğu bölgesi iyice kaynadı. Halk ayaklanmalarından uluslararası müdahalelere dek geniş siyasal duruşlar olmaktadır. Medyalar ise bize kendi gözlükleri ile bölgedeki gelişmeleri algılatma yarışında oluyor. Aslında sistem bunu iyice başarıyor gibidir. Oysa daha dün Orta doğu siyasetinde Afganistan’dan, Irak’a yapılanlar daha canlı olmaktadır. Ama gelin görün ki yine bizi sistem gayet doğal gibi yeniden kandırarak kendi bakışları ile kavrama başarısını sağlamaktadır. Emperyalist yapı düşünürleri ve medyalarıyla yine bize yaşanan Orta doğu değil de onların istediği orta doğuyu kavramamızı sağladılar. Onların istediklerini konuşup ona göre gündemleştirmemiz oluşturuldu. Böylelikle en basit olacak olan Emperyalist siyasal gelişimleri de yok sayarak onların diledikleri gündemle tartışır veya ilgisiz kalıyoruz. Hele de medyaların karşısına oturup “şunun geleceği” veya “görkemli içi boş tartışmaları” izleyip kolayca algılayarak kendimize has Orta doğuda takılıp kalırız. Böylelikle de gelişen değil sistemin istediği bölge anlayışında kalıp bütünsel anlamadan dahi uzaklaşmış oluyoruz.

Kısa zaman öncesi hep Büyük Orta doğu projesini çok dilendiriyorduk: Yabancısı olmayacak gelişmeler de yaşadık. Afganistan ve Irak işgalleri, İsrail’in Filistin katliamları ve Lübnan işkal girişimleri hep daha canlı kanıtlar gibi duruyor. Son günlerde ise yine yoğunlaşan halk ayaklanmalarına karşın da sistemin ölçekleri yeniden karşımıza çıkıyor. Güvenlik Konseyi Libya’ya sivil kayıplar bahaneli müdahale yetkisini belirsizcesine güçlere verirken, diğer yandan Yemende devletin ve İsrail’in Gazze’de çocuk katletme davranışlarında ayni tutum görülmüyor. Güvenlik Konseyi muğlak kararına karşın dileyen Libya’ya bombalar yağdırıp sivil kayıplar konusu bahanesi ve diktatör Kaddafi gön derme adımı olurken, Bahreyn halkının özgürlük mücadele barışçıl gösterilerini Suudiler direk işkal yoluyla sert şekilde bastırdı. B.M. yine çifte standardın resmini çiziyordu. Bu arada çıkarılacak ders nedeniyle bir de Mısırdan dem vuralım:

Hatırlarsımız Mısırda halk ayaklanıp demokrasi falan istediler. Sonuçta Mubarek erken gönderildi. Ancak halk sokaktan çekilip de geçiş dönemini orduya bırakınca, en ufak siyasal bağımsız düşünenin uyarısını bende yazdım: Sistemin esas koruyucusu olan ordu ve Amerikadan en çok yardım alan bu kurum ancak sistemde ayar yapacağını belirtim: Nitekim Geçen hafta sonu yapılan anayasa referandumunda nasıl ayar olduğunu da ortaya kondu. Sadece seçimler 6 yıldan 4 yıl çekildi ve 2 defa seçilme durumu bırakıldı. Buna benzer birkaç madde düzeltildi. İşin daha gerçeği bu anayasaya devrilen Mubarek’in partisi ve “öcü” diye gösterilen Müslüman kardeşler evet demeleri oluyordu. Gençlik hareketleri ise karşı olmalarına rağmen hayırı çıkaramadılar. Bu dahi sokakla siyasal önderlik buluşması olmaması sonucunun ve emperyalist ayar gerçeğini ortaya koymaktadır.

Orta doğu kaynıyor. Libya’yı uluslararası sistem dövüyor. Yemende giderek çatlaklıklar büyüyor. Bahreyn resmen dış güçlerin denetimi ile olan üstü dönemi yaşıyor. İsrail fırsat bu fırsat diyerek Gazze’de ölüm saçıp haber dahi olmuyor, Suriye’de kıpırtılar vardır. Daha eklenecek çok huzursuzluk ve ayar çabaları vardır. Diğer yandan Sistem güç denemesi ve Pazar kapma adına özelikle Libya’ya karşı hem saldırgan hem de çelişkilerle boğuşuyor. Arap rejimleri de bu noktada sisteme iyi şirin görünmek için de her türlü desteği veriyor. Libya örneğinde Arap birliğinin B.M. desteği ve Katarın uçak vermesi sadece birkaç örnek oluyor. Zaten Arap rejimlerinin bir anlamda emperyalist bölgesel ayna olduğu hep biliniyor. Sistemin sömürge ilişkilerinde önemli tutumları görüntüleri ve gizletme rolleri, hep oldu. Onun için son Orta doğu olaylarını eğer emperyalistsiz ele alırsanız ve güncel diplomatik bilgi v medyasal algılarla kalırsanız hep yanılma şansınız yüksek olur. Ama sistem bunu çok kolay sağladı. Hem de daha Afganistan’dan Irak’a, İsrail’den Lübnan’a canlı örnekler olmasına rağmen bunu sağlıyorlar. Hatırlayın sadece ırak işgalinde ne kadar yalan uydurulup işkali ve gerçeği gizleme çabalarını: Sora da ortaya yanılgılar yalanlar olmasına rağmen şimdi ayni tango Libya’da oynanıyor. İşin acısı ayni oyunda fazla muhalefet sesi de çıkmadı. Herhalde özelikle Avrupada geçen yıl uğranılan sokak yenilgisi sorası sosyal duyarlılık biraz daha geriye taşındı.

Sosyalist düşünen biri son olaylarda şu basit kuramları yeniden beynine getirmesi gerekir. Yaşanılan çağ Emperyalist dönem olup sermaye çıkarına yönelik oyunlar oynanıyor. Oynanan oyun bu kez bol bol söylenen ve petrol gibi kaynak nedeniyle daha önemsenen Orta doğuda olmaktadır. Orta doğu projesi ve Kültürler çatışmalarının kesiştiği yerde olaylar olmaktadır. Halkların memnuniyetsizliği ve sistemin yeniden bölge oluşturma yapılandırma ikilemleri yansımaktadır. Onun için sistemsel müdahale ve medyalarda fazla algılatma çabaları olmaktadır. Ayrıca özelikle Yeni sömürgeciliği biraz bilenlerin kapitalist ekonomik krizlerde krizleri hafifletmek için bölgesel çatışmaların da kullanılan taktik olduğu hatırlanmalıdır. Bunlara ek olarak Doksanlar sorası genel geliştirilen güvenlik ihracı anlayışının bu bölgede önce Afganistan sora ırak ve şimdi de Libya’da uygulandığını hatırlayın. Tüm bu kuraları aynen baktığınızda bu gün hem Orta doğu projesi yeniden yapılanma, halkların yeniden yoksulluk nedeniyle tepkilerin olduğunu, ekonomik kapitalist krizin yaşandığını ve B.M. kullanılarak “sivil halk” gibi örtülerle güvenlik ihracının yapıldığını görürüz.

Bir ufak uyarı hatırlatması daha: Genelde neo-liberalleşmeden başlayan şu garip ittifaklar vardır. Yeni sömürge ülkelerde serbest piyasa geçişlerinde ordunun devreye sokularak geçişin sağlanması ve sınıfsal olarak da orta sınıfsal tabana dayanma gerçekleri vardır. Bir de İslam ülkelerinde iki binlerde din ve serbest piyasa birliktelik model ile kimine göre Ilımlı İslam, kimine göre de Uyumlu İslam adıyla yeni model yaratıldı. Türkiye bu nedenle örnek olmaktadır.

Yukarda özetlediğim Orta doğu ve hatırlattığım genel emperyalist durumlarla bölge tekil değil birlik ve farklılıklarla ele alınınca çelişkiler de belirleyicilik daha iyi anlaşılacaktır. Güvenlik konseyin de güvenlik ihracında “hukuki” örtü olduğunu da anlarsınız. Ancak görüldü ki bu örtü dahi örgüt kendi değil karar aldıktan sora kim ne yapacak rekabetle Pazar ilişkilerinde güç ekseninde belirleniyor. Bunları iyi kavramak gerekir.

Kısaca Orta doğuya girince kaygan zemin olmaktadır. Sokak ise eğer liderleriyle ortaya çıkmadığında bu işler sadece sistem ayrında kalınır. Mısırda gelinen nokta ve Libya’ya karşı saldırıların özünde sistem yatar. Yemen ve Libya’da aşiretlerin etkinliği ve orta sınıf zayıf oluşu ordunun bu rolü yapma kuşkuları hep değişik davranışlar da yaratıyor. Ama sistem çok iyi ideolojik aygıtlarını kurup medyalarla da algılatıyor. Halklardaki gerileyen mücadele ivmesi de kamu oyu artık daha az dikkate alınıyor. Bize istenilenler konuşturulduğu için de en basiti emperyalist veya Orta doğu ezberli proje dahi dillere girmiyor. Kıbrıs ise üstleri dahi kullanılırken hiç haber dahi olmuyor. Bazı tepkiler de medyalara dahi konulmuyor. Kuşatılan emperyalist ağda ve artan halkların tepkileri bakalım yeni nasıl Orta doğu şekillendirecektir? Belli olan, sistemin de otoriter devletlerin rollerinden belirli kısmını uluslararası sermayeye “piyasa modeli” adıyla devretme ve gerekirse bazı sınırları ayarlama hamleleri de olacaktır.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article