Yakın siyasal tarihle günümüz gerçekleri – Özkan Yıkıcı

Must read

Bu kaçışlar, nereye kadar sürecek? – Özkan Yıkıcı

Hala yaşananları görmezden devam denilsin. BRT kurumu her haberinde bize Ersin Şov sunup sanki normal halmiş gibi de hükümet kurma temaslarını anlatıp haberleri noktalasın....

Garantörün oyunlarına devam – Alpay Durduran

Akıncı seçimlere yakın ununu eleyip eleğini de astığı görüşmelerde artık bizim kuşak yapmadığına göre başkası da yapamaz demiş olmasına rağmen yine seçileyim de Allah...

Kadına şiddet ve KTÖS – Yılmaz Parlan

Kadın cinayetleri, şiddeti ve istismarı insanlığın ve o toplumun yegane ayıbıdır. Kadınların öldürülmesi, sistematik şekilde şiddete uğramaları aslında o ülkede hukuk sisteminin çalışmadığını, iflas ettiğini...

Yaşadığımız hafta bizi hem Yakın Tarihe hemde günümüzle buluşturan önemli gerçeklerle tanıklaşıyoruz. Elbet belek silinmesi onutulması olmayanlar ve günümüzle yakın geşmişi bağdaştıranlar bunları anlar. Özelikle şu anda yaşadıklarımızın temeleri atılan önemli günlerin yıldömümü olması nedeniyle yüzleşme bakımından kaçınılmaz duyarlılık anlama olması gerekir. Daha başlangıçtan şu sistemin “başarısını” kabulenelim: Hakikaten atılan adımların sonuçlarını yaşarken, her nedense bunları konuşan dahi yoktur. Oysa gerek 11 Eylül Kule felaketi, gerekse 12 Eylül darbesi sorası oluşturulan yapılanışlarının sonuçlarını şu anda her tarafta yaşamaktayız. Her olayın deşilmesinde bu önemli yakın Siyasal tarih karşımıza çıkıyor. Kuzey kıbrıstaki en basiti dinseleştirme siayseti ile piyasa acayip modelin araştırıldıkça bu tarihlere gelinmektedir. Çünkü her 2 tarih Emperyalist yapılanışın önemli başlangıç süreci olmaktadır. Ancak acı olan; Bunları brakın konuşmayı, olma şekleri dahi onutulup adeta yaratılan yanlışların içinde dar çıkar hesapları ve sistemin istediği algılarla yaşamaya devem ediyoruz. Hatta konuşan adına ne korsa koysun, çoğu kesimler verilen izne ve istenilen noktaya gelinene dek bilgi veya yorum yapıyorlar.

Günümüze bakın; Etrafımız kaynıyor; ırak işkali; Afkanistan keza böyle; suriyede artan olaylar salt orda değil gidrek bölgesel hatta dünyasal ayrışmalara neden oldu. Herkesin taraflaşıp yalanların probagandalaşarak piskolojik etkenler kulanılarak kamuoyu oluşturma çabaları oluyor. Amerikan Ajanlarından İngiliz isdihbracıları kol gezerken, dolarlar silahlar kar adına etrafta dolaşıp ölüm saçıyor. Dinin en çirkin ayrımıyla mezhepsel ötelenmelerle çatışmalı coğrafya oluşturuldu. Elbet oluşan ortamda bir çok sorun yeni siaysal hedeflere yönlendirilirken, bazı örtülmeye çalışılan konular ayrışma kaygan zemininde gündeme geldi. Kürt sorunu sadece bunlardan biri oluyor.

Daha basite gelelim: içeleştiğimiz Türkiyeye bakın; Dinin artık otoriter siasyal erk olduğunu kimse yatsıyamaz! Buna daha basit konular ekleyelim: Bir YÖK kurumu vardır ve bunun yan kuruluşu gibi ÖYSM örgütü vardır. Sadece son yaptığı kamu giriş sınavından öğrenci yerleştirme 7 sınavında hep sgandalar oluştu. Yine eğtimden sağlığa varan piyasalaşmadan dinseleşme ikilemlerinden tutun örgütsüzleşmenin en başta çalışanlar düzeyindeki durumları hep olumsuz not olarak karşımızda duruyor. Görünmedik şekliyle mezhepsel ayrımda veya Kürt sorununda oldukça ret etme ile bir çok olayı konuşturmama baskısı direk yönetenlerce “yazdırtma, konuşturtma” telkinleriyle oluşturulan talmiatlarla yapılıyor. Buna ek olarak batan tekne ölüm manzaralarından patlayan Afyon askeri kışla haberleri ne kadar konuşturulmak istenmesede konuşuluyor. Uluderre, ÖYSM, Deniz Feneri, Kamu Öğrenci sınavları, Suriye açıklarında düşen veya düşürlme uçak gibi bir çok konu hep yok saydırtılıyor. Helle Alevi ve Kürt konusu ret etme dışında yargıdan inanç kültüre varan yok saydırtmalar devam ediyor.

Suriye olayında ise birden Yeni Osmanlılık ılımlı İslamcılık, Sünni hamlesi ve Kürt ret etme ikilemi, Hatta “Şamda namaz kılma” sözleri hepsi siyasal hamleler olarak devam eden rüzgardan sadece birkaç yel olmaktadır. Bunları hep biraz deşince ve Hafta içi 2 önemli günle konuşunca karşımıza Yakın Tarihin acı yapılanma dönemleri gelir. Ilımlı İslam, başlangıç hamlesi veya Suriye olaylarındaki taraflaşılan ama otoriteleşen gerçeklerin nasıl 11 Eylül olayı ile tetiklenen yeni Ortadoğu pojesinin argümanları olduğunu buluruz. Zaten AKP olaydan hemen sora Yasaklanmış olmasına karşın Erdoğanın Buşla görüşmesi sonucu şekilenme ve daha Türkiye konuşmadan batı basınında model olarak sunulması tesadüf değildi: Yine özalikle son adını “Bahar” konulan gelişmelerde hep sistem Türkiye merkezli modeli hep konuşturtup algılatı.

Yaşanan öteki günün sonuçarı ise ortada: Günümüzde tartışılan Türkiye eksenli örgütsüzleştirme, YÖK kurumu, özel yargılama hukuk uygulaması, serbes piyasa ile emek esnekleşmesi ile sermaye yapılanması, posmoderin kültürleşme gibi yapılarla oluşan Türkiyede 12 Eylül darbesi sorası oluşan Türkiyenin aynası olmaktadır. Her 2 tarihinde şu hedefi vardı: 12 Eylül darbesiyle Türkiyede sol ezilecek ve ekonomik anlamda Piyasa yani Neoliberal yapılanma yeniden oluşacaktı. Din ve otoriter Miliyetcilik kulanılacak idolojik aygıtlarla örtülecekti. Anımsayanlar olacaktır; Maraş katliyamıyla başlayan ve özelikle 24 Ocak kararlarıyla artık kaçınılmaz darbe olarak 12 Eylül olayı gerçekleşti. Gerçekleşirken tek rol alan lider ise Ekonomik “mimar”adıyla Özal oluyordu. Şimdi Türkiyenin temel sorunlarındaki neden başlangıcı 12 Eylüldeki eğtimden ekonomiye, yeni insan tiplemesinden kültürel yapıya 12 Eylül darbesiyle oldu.

11 Eylül olayında ise o güne dek “saçma” denecek kadar inanılmayan Emperyalist Kültürler çatışması ve Ortadoğu projesinin hızla uygulanması tetiklemesi oldu. Bunun acıları zaten halen yaşamaktadır. Saçma denilen projenin şimdi özelikle sisteme yakın olanlar için ondan pay alma adına desteklemesi dönüşü dahi oldu. Irakla yoğunlaşan ve Şimdi Suriye ile bölgesel felaketle sınırların çizilmesinden yeniden paylaşıma kanla yazılan olayların piyasada uygulanması 11 Eylülle oldu. Zaten bunun için sermaye inanlmaz ilk başlangıcı Amerikada bir ilk olan Başkanlık seçimini resmen göstere göstere oyları saydırtmayarak Algor yerine Buşu seçtirerek hedefine yumuşak ama sgandalal başladı. Sora kafalardaki soruları ve “olmazları” 11 Eylül faciyasıyla hayata soktu.

Şimdi anladınızmı neden Yakın Siyasal tarihi yeniden yazdım: Etrafınıza bakın ve çoğu olan olayların temelinde hep ilgili sistem kararlarının yeni yapılanmaların yansıması vardır. Konuşulan dinseleşme siaysetinden denizden gelip bazıları denizde boğulan kaçaklara dek hepsi ama hepsi ilgili siaysal tarihin önemli Kuzey Kıbrıs aynası olmaktadır. Ama bir çok yerlerde olduğu gibi konu konuşulmazsa elbet anlaşılmaz. Yalnız makalemi bitirmeden şu uyarıyı yapayım: Özelikle 12 Eylül olayı hep yanlış algılatıldı. Şimdilerde Türkiyede devlet içi görülen bazı ayarlar nedeniyle konuşturuluyor. Bizim buradan bazılarıda ayni şekline bürürüp koltuk sevdasıyla kendilerinin ama çizilen “sınırla” kalıp yazıp konuşuyorlar. Şu ayrımı yapalım: Resmi görüş içinde kalınarak bu olaylar anlaşılmaz. Sadece AKP ayarlı konuşmayla kalırsanız ve basitleştirirseniz anlaşılmaz. Örğenin; YÖK, Serbes Piyasa gibi eğtim ile ekonomik yapılanışı sorgulamadan ve neden devrimcilerin ezildiğini tartışmadan konu hiç ama hiç kavranmaz. Helle 12 Eylülü kötülerken onun yapılanışındaki piyasa modeli ve eğtim sistemini kültürleşmesini överseniz resmen ihanetin kendisini yaparsınız. Ne yazık ki AKP yanlısı piysa işdahcıları ve koltuk sevdalı bazı yanıltmalı açkıklamalar bizde de oldu. Oysa Tarihle yüzleşme Latin Amerika ve Güneyafrika deneyimleriyle sistemin sorgulanması gerektiğini tekrar anımsatıp uzatğım makaleyi noktalıyorum.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article

Bu kaçışlar, nereye kadar sürecek? – Özkan Yıkıcı

Hala yaşananları görmezden devam denilsin. BRT kurumu her haberinde bize Ersin Şov sunup sanki normal halmiş gibi de hükümet kurma temaslarını anlatıp haberleri noktalasın....

Garantörün oyunlarına devam – Alpay Durduran

Akıncı seçimlere yakın ununu eleyip eleğini de astığı görüşmelerde artık bizim kuşak yapmadığına göre başkası da yapamaz demiş olmasına rağmen yine seçileyim de Allah...

Kadına şiddet ve KTÖS – Yılmaz Parlan

Kadın cinayetleri, şiddeti ve istismarı insanlığın ve o toplumun yegane ayıbıdır. Kadınların öldürülmesi, sistematik şekilde şiddete uğramaları aslında o ülkede hukuk sisteminin çalışmadığını, iflas ettiğini...