Unutturulan ve geçerli sosyal güvenlik kurumsallaşması – Özkan Yıkıcı

Must read

Ülkemizdeki sol niye belirleyici olamıyor – Ulus Irkad

Aydınlanma Çağı Avrupa’ya geldiğinde Avrupa’da boğazlaşmalar, Orta Çağ’da dinin olumsuz etkileri devam etmekteydi. Ama Orta Çağ’la birlikte aniden Rönesans ve Reform Hareketleri Avrupa’nın kaderini...

Azerbaycan Ermenistan gerilimi sarmalından – Özkan Yıkıcı

Kafkaslarda kış mevsimine doğru gidildikçe, havalar soğumaya başlarken, siyaset de ısınma tırmanıyor. Güney Kafkasyada Azerbeycan ve Ermenistan arasında savaş tırmanışı hızlanıyor. Probaganda aygıtları da...

ABD Türkiye yörüngesinden izler – Özkan Yıkıcı

Konuya dalmadan, özet bir anımsatma yapmak gerekir. Gözden kaçırmamamız gereken sistemsel önemde gelişmeler vardır. Kapitalist yapı genelde krizlerle boğuşuyor. Ekonomik finasman bunalımı, ekolojik kriz,...

Türkiye’de Cuma operasyonları üzerine – Özkan Yıkıcı

Gecenin sessizliğine büründüm. Etrafta gezen sivri sinekler beni epey rahatsız ediyor. Yazacağım makaleyi planlarken, birden peşpeşe gelen Türkiye gelişmeleri ile dünyadan gelen eleştirilerin Kıbrıs...

Zaman zaman öyle yasalar geçirilir ki salt ilgili dönem için deyil, uzun zamanın etkisini taşımaktadır. Bunlar ne acıdır ki gündeme geldiği zaman, şöylesine konuşulup, sonra beleklerden sildrtilip, normal şekle dönüşülür. Oysa bu tip yasalar, sistemsel olarak ilgili konunun yeniden yapılanmasının da işaretidir. Çoğu kez uzun zaman içinde acıları hisedilir. Ozaman da bu  uygulamayı yapan siyasi iktidar kesimi hayatta dahi olmayabilir. 2008 yılında ayni yıl Türkiyede de benzeri geçirilen Sosyal güvenlik veya “tek güvenlik” yasasının da anlamı, yukarda özetlediğim şekildedir. Neyazık ki daha yasa gündeme gelip tartışılırken, tüm uğraşlarıma karşın, sendikalar dahi özünü ortaya koyamadı. Öyle ki tartışma adeta “içerdekileri kapzayıp kapzamama” noktasına dek daraltıldı. Anlamı dışında konuşturulup, koltukculara yakınlıkla da taraflaşınca, ilgili yasa onca gelecek tutsaklaşma ile hakların metalaşması konuları yerinde tartışılıp oturtulamadı.

Tesadüfe bakın ki ayni yıl Türkiyede de benzer yasa geçirildi. Türkiyede de bizde de olay reforum veya çağdaşlaşma imgeleriyle de süsletildi. AB ölçekli kural olarak yuturuldu. Enazından ısrarla geleceğin çalınıp metalaştırıldığı görüşüme dahi fazla uyarı bulamadım. Oysa yasa net ve özde hem emekli maaşı düşüyor, hem çalışma zamanı uzuyorken, öte tarafta birlikte olan sağlığa yeni sigorta haracı eklenerek yeniden para kesme ve prime göre sağlık müştericiliği de kanunlaştırıldı. Bunlar, reforumlukla sunulup hem de CTP eksenli sol gözlükle de kapatılarak geçirildi. Aynen Türkiyede de AKP yeni gaz ile Avrupalaşma adıyla yasalaştırıldı.****

Ben ısrarla enazından yasanın sunucularıyla ekranda veya platforumlarda tartışmak istedim. Çünkü, benzer yasalar dünyada geçirilip, sağlık katledilip emeklilik hakları da budandı. Bu birikimle konuyu tartışmak istedim. Olmadı. Derken, yasa geçti. Yüzeysel tepkiler de dindi. Ardından tamamlayıcı 2011 kurallarıyla örülü yasalar da geçirildi. Böylelikle, K. Kıbrısta, yeni bir metalaşma piyasası hakların üstüne kondurtuldu. Kimisi ikinci ayağa “Göç yasası” deyip kaldı. Ama, bunu yapan politikacılar hiçbir zaman sandıkta dahi cezalandırılmadı. Aksine destekler almaya devam denildi. Bu yasaların, özünde Serbes piyasalı Neoliebnral yapının kuralı olduğunu lafta deseler de özünde anlamadıkları da anlaşılan sürekliliğin parçası olundu.****

Girişte de belirtiğim gibi “Böylesi yasaların etkileri gelecekleri de tutsak altına” alır. Bu yasanın sancıları yaşansa da ilerde emeklilik halinde veya daha çıkarılmayan ikinci pay alma “Sağlık sigortasıyla” daha iyi anlaşılacak. Tabi ki anlamak isteyip, geçmişle olan süreci birikimle sağlayanlar için geçerlidir.****

Ben bunu hem de K. Kıbrısta hiç gündem olmazken, neden yazma ihdiyacı duydum, sorusuna gelince: Geçen hafta sonu Türkiyede yoğunlaşan tartışma beni yeniden ilgili konuya odaklatırdı. Belirtiğim gibi “2008” Sosyal güvenlik yasasının aynisi” Türkiyede de yasalaştı. Orada duyarlılık daha yoğun olması nedeniyle, bizde seneler sonra yaşanacak ve şimdilerdeki koşulların çoktan buharlaşacağı dönemin, gerçekleri orada gündeme geldi. Sosyal Güvenlik yasasında örneğin ilgili tarihten önceki sisteme bağlı olanlar en yüksek basamaktan emeklilik hesaplaştırırken, yenisinde ortalama maaş alacaklar. Bununla, ilgili yasayla emekli olacaklar şimdiki Türkiye kurallarına göre yaklaşık 650 TL en düşük maaş olacaktır. Bunun üzerine çıkan tartışma sonrası, saray bir müdahale yapıp en düşük emekli maaşı 1000  TL olarak düzenledi! Ona da ek yapılarak “Alacağı artışlarla Bin rakamına gelinceye kadar, artışlar maaşına yansımayacak” ibaresi konuldu. Bu gerçeklik ilerde aynen burada da olacak. Oysa, şu anda eski emeklilik sigorta hesabıyla 2650 en alt maaş olmaktadır.

Ben bu tartışmayı birkaç ekranda dinlerken, acaba buraya yansırmı merakım, istemeden oluştu. Çünkü, ayni düşüş ilerde burada da gerçekleşecektir. Ayrıca, şimdiden bazı bahaneler veya boşluklarla yeniden sigortalı olan veya eskiden birikimlerini tamamlayıp, emekli çıkmayıp ara veren kesimleri eski yasayla dyeil, yeni yasanın içine almaktadırlar. Bir anlamda, yeni yasanın kriterleri her boşlukta veya kulanım fırsatında ekletilip sigorta hakları maaş anlamında budanmaktadır.

Şimdilik, ielrde emekli çıkacak olan ve kamu görevlilerini de içeren kesim bunun farkında deyildir. Eskiden bilenler de çoktan unutup, emekli çıkacakları zaman bunun zararını çekecekler.

Öteki eleştirdiğim konu ise gayet hararetle sanki yenilik getirecekmiş gibi dilerde dolaşıyor: “Sağlık sigortası”! Oysa, kesintilerle zaten sağlık payı da alınıyor. Sanki, sağlık sigortasıyla hastaneler düzelip de bedava sağlık alınacakmış gibi garip bir algı operasyonu yaşanmaktadır. Olacak olan, sağlık sigortasıyla sağlığı da prim oranında satın alacak yeni bir haraç yapısı oluşturulacaktır.

Bunlar sadece bizde deyil, Dünyanın birçok ülkesinde yaşanıp, sonradan isyanlara varan protestolara dek dönüşüyor. Ama, burası böyle şeylere pabuç brakmıyor. İşin tamamlayıcı faktörü, Türkiyede de ayni dönemlerde hem tartışıldı hem de uygulamaların aksaklıkları da konuşuluyor. Nitekim, yukarda da belirtiğim gibi, geçen günlerde Türkiyede emeklilere yansıyacak 2008 yasasının sonuçları sorgulanmaya başlandı. Bunu örtmek için de en düşük 1000 TL olarak düzenlendi! Oda, artışlar alınmayarak, normal maaş ilgili rakama gelinceye dek ayni kalma koşuluyla yapıldı.

Bu konuda haklı olduğumu ısrarla belirtim. Kimse tartışmaya yanaşmadı. Bağlı olduğum sendika dahi “içerdekileri kapzamaz” deyip fazla gürültü yapılmaması duruşundaydı. Bazı duyarlı arkadaşlar “Cezar Ekinci gibi” aracı olup bir masada tartışma önerisini de yapanlar oldu. Ama, kalıpsal koltuk sevdası ile Türkiyeye ters düşmeme tabusu en yakın arkadaşımın dahi buna yaklaşmadığını da gördüm.

K. Kıbrıs gerçekleri hep karşıma geliyor. Nedense ezberde karşı olup da “neoliebralizim ve kapitalizim gibi” görünürken, koltuk üstüne oturunca da tersinden onu kurumsalaştıracak en acı reçeteleri gerçekleştirme politikası yaygındır. Aynen sendikalarda dahi bu yaşanıyor. Nitekim, görünüş ile söylem ve yapılan uyuşmazlığı buradaki güvensizliklere de prim yaptırmaktadır.

Son günlerde iyice sağlık konusu acayip rezaletleriyle yaşanıyor. Birileri de çıkıp “sağlık sigortasıyla düzelecek” deniliyor. Yani, ayni sisteme, yetersiz ve bozuk yapıya eksradan para vererek sağlığı satın alarak düzelme düşüncesi resmen karşılık bulup destekleniyor. Ağız dolusu “bu yapıya yeni sağlık sigortası yasası gerekiyor” ses yükselmelerine tanık oluyoruz. Sağlığın kamusal nitelikten çıkıp metalaştırıldığı, insan dyeil de müşteri bakışla davranılma şeklini hala kavrayan ve tepki koyan yok. Dahası, şimdiden hepimiz daha kolay erişme adına hak olan ve anayasada da kural olan kamusal özü brakıp, parayla bakınma moduna çoktan girdik. Peki, hangi dünya ülkesinde yeni sağlık sigortasıyla, daha fazla para alarak sağlık düzeltildi sorusu dahi sorulmuyor. Böylelikle siaysetciler de aklanıp paklanıyorlar.

Planlama ve özde sağlık ve eğitimde sosyal hak gerçekliği Neoliebralizimle birlikte tarihe havale edildi. Buna ek olarak, ülkemizde nifus sayısı dahi bilinmiyor. Öyle bilinmiyor ki yasal vatandaş nifusu dahi doğurularak tan çok yeni vatandaşlıklarla artan garip sosyolojik gerçeklik de vardır. Kurumlarda ise yurtaş olmayan oranı hep daha yüksek çıkma öteki gerçeği de vardır. Bunu Sosyal güvenlikte nemalandırma rantına da şöyle çevriliyor: vatandaş olmayanlardan kesilen sosyal güvenlik paraları onlara geri verilmiyor. Onlar alınıp yine bizim işverenimize deyişik isimelrle de teşvikler halinde sunuluyor. Buda başka bir utanç.

Yetmedimi, her okunan sorundan sonra, bir kopya laf alınıp çare olarak da sunulmaktadır. Yeni sağlık sigortası, Şehir hastane tipi kurumlar bunalrdan birkaçıdır. Ama, K. Kıbrıs gerçekelrinde hepsi iflas etmekten başka çareleri de kalmıyor. Bunu rahatlaytıracak yöntem ise çalışan kesimin yasadışı olsa da ikinci paylaşımla özel iş yaparak hem piyasayı destekleme hem de kamusal hantalığı yıkıma taşıyıp kolaylaştırma haline getirilmektedir. Böhlelikle, bu rezaletler okmuşcasına da yeni yasalarla eldekiler de metalaştırma veya yok ederek K. Kıbrıs yapısal kurumsalaştırmasını devamlaştırmaktadır.

Bu gazetede de konu zamanında çok yazdım. Hep ekledim: “Doğrulanmak eşitdir kazanmak deyildir” ifadesini de koydum. Gerçekten bu tip öngörülerim doğrulandı. Doğrulandı da en yakınlarımın da eleştirel dedikleri gibi “sen ne kazandın”! Yine de son Türkiyedeki tartışmalarla, yeniden okuyucularıma ilerde karşılaşacakları böylesi yasayı hatırlatmak istedim. Atıflar ve ezberlerle oluşan döngümüzle yaşamaya da devam edelim. Son aylarda yasal nifusun Y.1  cıvarında vatandaş yapılan ülkemizde, hantalaşan yapımız böylesi bir planlama gerçeği varmı?

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Ülkemizdeki sol niye belirleyici olamıyor – Ulus Irkad

Aydınlanma Çağı Avrupa’ya geldiğinde Avrupa’da boğazlaşmalar, Orta Çağ’da dinin olumsuz etkileri devam etmekteydi. Ama Orta Çağ’la birlikte aniden Rönesans ve Reform Hareketleri Avrupa’nın kaderini...

Azerbaycan Ermenistan gerilimi sarmalından – Özkan Yıkıcı

Kafkaslarda kış mevsimine doğru gidildikçe, havalar soğumaya başlarken, siyaset de ısınma tırmanıyor. Güney Kafkasyada Azerbeycan ve Ermenistan arasında savaş tırmanışı hızlanıyor. Probaganda aygıtları da...

ABD Türkiye yörüngesinden izler – Özkan Yıkıcı

Konuya dalmadan, özet bir anımsatma yapmak gerekir. Gözden kaçırmamamız gereken sistemsel önemde gelişmeler vardır. Kapitalist yapı genelde krizlerle boğuşuyor. Ekonomik finasman bunalımı, ekolojik kriz,...

Türkiye’de Cuma operasyonları üzerine – Özkan Yıkıcı

Gecenin sessizliğine büründüm. Etrafta gezen sivri sinekler beni epey rahatsız ediyor. Yazacağım makaleyi planlarken, birden peşpeşe gelen Türkiye gelişmeleri ile dünyadan gelen eleştirilerin Kıbrıs...