Üniversitenin eksikliği ve “tarafsız medya”nın köşeleri – Salih Batak

Must read

Üniversite gibi bir kurumda dünyanın ve/ veya ülkenin siyasi, kültürel sorunlarına yönelik; arkadaşlarla lakırdı etmek, tartışmak en çok özlem duyduğum konulardan bir tanesidir… Nitekim bölümümüzün en büyük yoksunluğu da bu. Yapmıyoruz! Muziplik bize daha çok keyif verdiği için, -utanarak söylüyorum- hemen hemen hiçbir fakültede bu gibi konulara vakit ayırmak pek de rastlanılacak bir durum değil… Zaten sorun da bu yoksunluğun gittikçe doğal bir hal almasına karşın halen hiç kimsede tedirginlik yaratamaması…

***

Bazen bu eksikliğin altını doldurabilmek açısından birkaç hocayı ziyarete gidiyorum. Üniversite tam anlamıyla özerk bir yapılanma olmasa da, çeşitli kademelerde öğretim görevlisi olan hocaların, bilimsel özerkliğe sahip bir kurumsal yapılanmaya yakışır şekilde, çeşitli yorumlara ve eleştirilere açık olarak aktardığı bilgilerlere dayanarak yaptığımız sohbetler, bir takım oyalanmalara karşı halen sürdürülebilirliğini koruyor. Tabii gönül bu gibi istisnai durumların diğer boş vakitlere de hâkim olmasını isterdi fakat günümüz açısından pekte ümitli değilim. Ancak geleceğe yönelik belki bir adım atılabilir ki; bu da öncelikle eğitim sisteminin değişmesinden geçiyor…

Neyse… Sık sık sohbet ettiğim ders hocalarımızdan bir tanesi, aynı zamanda yerel bir gazetede köşe yazarlığı yapıyor. Ve bende bunun bahanesiyle odasına dalıp, bu haftaki yazısını okumayı bahane ederek siyasi bir ortam yaratmak istedim. Velhasıl kelam, selam sabahın ardından hocanın yazısını da okuduktan sonra daldık direk konuya…

Rahatsızlığım, herhangi bir sorun üzerine yazılan makalelerin yine mevcut düzen itibariyle değerlendirilmesinden kaynaklanıyor. Burada her ne kadar kendimi ifade edemesem de, yazma ihtiyacı hissediyorum: Özellikle Kıbrıs’ın kuzeyindeki ‘illegal’ yapılanmadan dolayı yaşanan sorunlara yönelik çıkarılan sonuçlar, yine mevcut düzen içerisinde değerlendiriliyor. Yani herhangi bir sorunun çözümüne yönelik atılacak adım yine sadece bu düzenin dayatmış olduğu tercihler arasından belirleniyor… Hâlbuki mevcut sistemin dayatmış olduğu seçenekler arasından seçim yapmak özgür irade ile bağdaşlaştırılamaz. Özgür iradeyi temsil edecek tercihin yine bireyin/ halkın kendi yaratması gerekiyor… Sistemin emrettiği şekilde bulunacak çözüm kalıcı ve halkın beklentilerine çare olmayacaktır.

Ki zaten konuyu kaleme almamdaki sebepte, aslında bunun yüz yüze iletişim kurarken tam olarak anlaşılmamasından dolayıdır. Halkın kendi yaratması gereken özgür irade ve siyaset birbiri ile karşılıklı ilişki içerisinde olmalıdır. Herhangi bir sorun üzerinde çözüm ararken; egemen sınıf kendi çıkarına yönelik yarattığı kamuoyu ile konuşulması gereken gerçek sorunların üzerini örtüyor. Ya da zaten siyasal iktidar sorunlara –ki bu sorunlarda hiç bitmeyecek- medya aracılığı ile kendi istediği şekilde yön verip, halkı yönlendirebiliyor: hatta tepkisizleştirebiliyor. Hakkını aramak için sokağa dökülen halka uyguladığı fiziki şiddet de cabası!

Örneğin gündemi son zamanlarda en çok meşgul eden özelleştirmeler: Günümüz dünyasında neo-liberal politikaların dayatmış olduğu bu ekonomik tedbir adı verilen operasyonların özünde, halkın haklarının gasp edilmesine/ gücünün yok edilmesine yönelik meşru zeminin hazırlanması, dolayısıyle sendikal mücadelenin de ortadan kaldırılması için sermayedarlara peşkeş çekilen uygulamadır…

Bu örnekle varmak istediğim nokta: Sen eğer yazarım diyorsan tarafsızlık saçmalığının arkasına sığınmaman gerekiyor. Net olarak duruşunu halkın tarafında, emeğin yanında belirginleştirmek yaptığın işin onurudur. Siyasal iktidar yalakası kalemleri hiçe sayarak altını çizmek istiyorum; sonuçta zararı, kendi kazanılmış haklarını bir şekilde yine yönetici sınıfın denetimsizliğinin ve savurganlığının zaman içerisinde yaratmış olduğu borçlar bahane edilerek halk ödüyor. Eğer bu zararı halen göremiyorsan zaten diyecek bir şey zaten olamaz. Gördüğün zaman ise bunun halka yönelik YIKIM operasyonu olduğunu net olarak söylemelisin. Hem de altını çizerek…

Olmuşun yerine sorunun sorumlularını aramak faydalı bir yaklaşım değil. Çünkü her zaman söylüyorum: Bu düzende bu gibi olgular her zaman yaşandı/ yaşanacak da…

Önemli olan safını belli ederek bu onurlu mücadeleye katkı sağlamaktır!

 

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article