Türkiye’nin gerçek korkusu – Ulus ırkad

Must read

ulusGeçen sene Türkiye’de haziran seçimlerinden sonra, AKP hükümeti ve onun yegane başbuğu Tayyip Erdoğan, seçimleri tekrarlatarak, Kürtlerin tek dayanağı olan demokratik siyasi partisi HDP’ye ve onun başarısına karşı bir saldırıya geçti. Aslında bu saldırılar sadece siyasal alanda kalsa neyse ama saldırılar adeta faşist terörü aratırcasına bombalama ve kitle eylemlerinde intihar saldırılarına da ulaşmaya başladı. Aslında herşey Dolmabahçe Sarayı’nda AKP’nin andlaşmayı imzalamaması ve bu andlaşmadan sonra artık saldırıya geçmesiyle oldu ama bana göre olaylar o kadar da basİt değildi. Bana göre asıl amaç gerek Türkiye’de gerekse Orta Doğu’da Kürtlerin Türkiye’yi demokratikleştirmek için, Demokratik Cumhuriyet ve Özyönetim sistemine geçme talepleri oldu. Yedi aydır Türkiye’de olan ve Kürtlere karşı adeta bir soykırım halini alan saldırıların  esas amacı da budur. Aylardır Cizre, Silopi ve Diyarbakır’da kadın, çoluk çocuk ve halk, ateş altında soykırımdan geçiriliyor. Frenlenemez bir akıl  tutulmasıyla Türkiye’nin Güneydoğusu maalesef Suriyelileştirimiştir. Yüzlerce insan öldürülmüştür.

Gerçektir ki Türkiye’de yaşayan kürtler son on yıldır artık ayrı bir Kürt Devleti’ni savunmuyorlar. Onun yerine Demokratik modernite tanımlarıyla, demokratik ulusculuk, demokratik yönetim ve demokratik cumhuriyeti savunuyorlar. Gene siyasal istekleriyle ilintilli olarak da Kürtler sosyal piyasa ekonomisi, özyönetim esaslarıyla komün ve gene özyönetim ekonomisi diye bir modeli dile getirmekte kapitalist hegemonyaya karşı, demokratik moderniteyi savunuyorlar.Ulus devletçilik yerine demokratik ulusu savunan kürtler, Türkiye hudutları içinde kalıp özyönetim esasları içinde, Türkiye cumhuriyetinin demokratikleşmesini istemektedirler. Ama buna rağmen hala daha Türkiye egemenleri maalesef onların ayrılmak istediklerini, ayrı bir Kürt Devleti kurmak istediklerini iddia ediyorlar ki işin içinde anlamak istemedikleri veya Kürtleri ayrı bir devlet istediler diye suçlayarak, son zamanlarda doruğa çıkardıkları cinayetlerini bir şekilde örtmeye çalışmaktadırlar. Aslında şunu da söyleyebiliriz ki, Türk ulusçuluğu yanında bir ezilen ulusçuluk olan Kürt ulusçuluğu, daha fazla hoşgörmeli çünkü Türk ulusçuluğu bugün Türkiye cumhuhuriyeti devleti ve hükümetine sahipken, kürtler ezilen ve herşeyden muaf bir halktırlar. Ulus devletlerde bireyler hegemonik sisteme dönüştürülen ücretli emek kölesi, köleliğin en geliştirilmiş biçimini temsil eder.Kapitalizm esas olarak toplumun tüketme temeline dayalı hastalıklı bir sistemdir.Özgür demokratik ulusun bireyi, özgürlüğünü toplumun komünalitesinden, yani daha işlevsel küçük topluluklar halindeki yaşamında bulur. Özgür, demokratik komün veya topluluk, demokratikl ulus bireyinin gerçekleştirdiği temel okuldur. Demokratik ulus olmanın ilk koşulu bireyin özgür ve özgürlüğünü, bağlı olduğu komün veya toplulukla birlikte demokratik politika temelinde gerçekleştirmesidir.Politika bir toplum ve ulusta ne kadar güçlüyse, devlet ve iktidar güçleri o denli zayıftır, zayıflamak durumundadır. Tersi de geçerlidir: Bir toplum veya ulusta devlet veya iktidar gücü ne kadar fazlaysa politika, dolayısıyla özgürlük o denli zayıftır.

Demokratik ulus, özgür birey, yurttaşın gerçekleştirdiği alternatif modernitedir. Demokratik Ulusa, toplumsal hiçleştirmeye karşı alternatif toplumdur; iktidar ve devlet toplumuna veya toplumsuzluğuna karşı demokratik toplumdur. Eşitsizliğin ve köleliğin her biçimiyle uygulandığı ve içselleştirildiği toplumsal tüketilişe karşı özgürce ve eşitçe varoluşa kavuşan toplumdur.Demokratik uluslaşma sürecinde kadın özgürleşmesi büyük önem taşır. Özgürleşen kadın özgürleşen toplumdur.Özgürleşen toplum ise demokratik ulustur..

Demokratik ulusun sistemi sadece bu barbar uygulamaları durdurmakla kalmaz, toplumun ekonomi üzerinde yeniden denetim kurmasını esas alır. Ekonomik özerklik, ulus devletle demokratik ulus arasında varılacak asgari uzlaşmadır; onun altındaki bir uzlaşma veya çözüm, teslimiyet ve ‘yok ol ‘ anlamına gelir.Ekonomik özerkliği bağımsızlığa taşırmak, karşı bir ulus arasında devlet anlamına gelir ki, bu da sonuçta kapitalist moderniteye teslim olmaktır. Ekonomik özerklikten vazgeçmek ise, hakim ulus devlete teslimiyettir. Ekonomik özerkliğin içeriği ne özel kapitalizmi ne de devlet kapitalizmini esas alır.Demokrasinin ekonomiye yansımış biçimi olarak ekolojik endüstriyi ve komün ekonomisini esas alır.Endistriye, kalkınmaya, teknolojiye, işletmelere ve mülkiyete biçilen sınır, ekolojik ve demokratik toplum olma sınırıdır.

Türkiye’deki beyaz Türk milliyetçiliği ve de egemenlerinin AKP dahil korktukları aslında Türkiye’deki Kürt ulus devletçiliği değildi. Nasıl olsa o devlet yapılanmasını isteyenlere karşı bir tahakküm kurabileceklerini biliyorlar. Demokratik modernite esasları ve de demokratik özyönetim aslında onları tüm Türkiye’de zorlayacak, zor duruma düşürecek, kısacası Türkiye’yi değiştirecek bir mekanizmadır. Altı yıl Işid faşistlerinin sınırda kontrollerine ve mezalimlerine ses çıkarmayıp, tahammül edenlerin, son birkaç haftadır Suriye Türkiye sınırında etkinlik kazanan YPG’den korkmalarının en büyük sebebi aslında bu yenilikçi mekanizmadır. Bunun için YPG’yi bombalamaya başladılar.

Ha, duygularına kapılıp Suriye’den içeriye girerlerse aslında asıl o zaman kaybedecekler. Ve işte o zaman, kendi içsel sorunlarının da doruğa çıkmasıyla bölünme gerçekleşecek. Bunu da Kürtler değil, Türk İslam eksenli ve ideolojili akıl tutulmasına uğrayan egemenleri gerçekleştirecek. Allah akıl izan versin, ne diyelim ki…

 

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article