TÜRKİYE TOPRAKLARI NEDEN NE DEN DEMOKRAT ÇORAKLIĞINDADIR – Ali Sarıtepe

Must read

Yaşanılan dönemlerde; toplumdaki çelişmelerin, toplumsal çelişkilerin açığa çıkmadığı  ya da algılanabilecek ölçüde açık hale gelmediği hallerde; konu üzerine söylenen sözler, yazılan yazılar doğruluk ya da yanlışlık anlamında fazla bir sorgulanma süreçlerine uğramazlar. Ne zaman ki, çelişki; kendi karakteriyle tamamen ortaya çıkar, işte o zaman söylem ve yazımların değer/doğru karakterleri anlamlı karşılıklar bulur.

Bugün, Türkiye’nin toplum ve yönetim yapısının tam ortasında duran baş çelişki; Türkiye’nin kendi etnik haline karşı almış olduğu tutumdur. Bugünkü net haliyle Kürt Sorunu üzerinden Türkiye’nin yönetim ve toplum bazında etnik kimlikleriyle olan ilişkisinin varacağı, varması gereken sorun halidir. Ve bu sorunun kültürel ve siyasal bazda ifadesi olan demokratikliğidir ve demokrat olma halidir.

Son aylarda kendisini daha da alenileştiren demokrat olmak, demokratik değişim yaratım gücü olmak yoksunluğunun tarihsel zemini nedir?

Cumhuriyet; kuruluş sürecindeki iki sürecin ortak sonucudur.

Osmanlı topraklarında ki milliyetçi aydınlanmalar neticesinde ortaya çıkan ulus devletler ve TC’nin siyasi kuruluş sürecinde ve sonrasındaki politikalar toplamının hedefleri.

İmparatorluk parçalanırken; kaybettiği topraklar da yaşayan Müslüman toplumların, Osmanlı Müslümanlarının kendilerini yurt sürgününe çıkarmaları ya da çıkartılmaları. Bu dönem aynı zamanda daha sonra oluşacak olan TC’nin etnik sınırlarının çizilmeye başlandığı dönemdir.

Dönemin -1900 Balkan Savaşları- en önemli aktörü olan İttihat ve Terakki’nin yarattığı göç hareketi. Bu hareket iki boyutlu hareket olarak ortaya çıkmıştır. Balkanlar’da ki Müslüman nüfusu taşımak ve Anadolu ile İstanbul’a yakın olan Rumeli ayağındaki farklı etnikleri göçe çıkarmak ve kimi etnik toplumları -Ermenileri-  bu topraklardan kazımak için, şiddetin başat olduğu yöntemleri kullanmak.

1.Paylaşım savaşı sonunda ki kuruluş/kurtuluş dönemi göç hareketiyle oluşturulan bugünkü Türkiye’nin nüfus coğrafyasına siyaset olarak yaratılan son şeklidir TC’ti.

Siyasi sanırları da ortaya çıkmış olan TC’i devleti yeni halinde de Osmanlı son dönemlerinde başlayan etnik hareketliliğini devam ettirmiştir. Bu etnik hareketlilik kimi zaman siyasi anlaşmalarla, kimi zamanlarda yaratılan fiili durumlarla devam ettirilmiştir. TC; kendi siyasi sınırları içerisinde etnik yoklaştırmayı temel alması sonucu olarak, hükümran olduğu topraklarda bu faaliyetlerine 1970’lerin sonuna kadar devam etmiştir.

TC’ti; Osmanlı Müslümanlarından Türk yaratma politikasını kendisine varoluş  felsefesi yapmıştır. Sonuç olarak Türkiye’de yaşamaya başlamış olan Osmanlı/Mekadonya Müslümanları son toprak olarak algıladıkları için, Türkleştirmeye gönüldaş olmuşlardır. Cumhuriyet; kurmuş olduğu Köy Enstitüleri aracılığıyla Türkçe üzerinden dil birliği sağlayarak Müslüman nüfusu Türkleştirmiştir.

Dolayısıyla, TC’ti geç ulus üzerinden yaratılmış/kurulmuş olan geç ulus  devlettir.

Kuruluşun bu hali; dış düşman ve içte bölücülük korkusu paranoyası yaratılarak ve bunun üzerinden oluşturulan kültür ve eğitim politikasıyla, toplum bu güne kadar getirilmiştir.

Son yüzyılın devleti ve toplumu olan TC toplamı, kendisine kabul ettirilen bu projenin sonucu olarak:

Türkiye, topraklarının sosyolojisindeki farklılıkları görmezlikten gelmektedir. Etnik farklılıklar içerisinde olan bölüntülerin kendilerini yaşamalarını, onların en demokratik hakkı olduğuna inkar noktasında durmakta, ortaya çıkan/ifade edilen etnik-demokratik talepleri ise ülkenin bölünmesi olarak algılanmaktadır.

Dolayısıyla, TC sınırları içerisinde devlet politikası olarak yürütülen Türklük/Türkçülük politikası; Türkiye topraklarının etnik çoraklığa götürülmesinin yanı sıra, demokrasi çoraklığına, demokrat insan, demokrat toplum çoraklığını da götürmektedir.

Günümüz yaşananlarında, demokrasi gerekleri ve demokrat tavır almalar konusunda sık sık yere düşülmesinin ve sakatlanmanın kökleri burada bulunmaktadır.

Bugün, etnik-demokratik taleplere karşı “ama”lı tavır almamlar, anlatımlarda bulunmalar; geçmişten beri uygulanan imha ve inkar politikalarının yeni bir dili olarak orta yerde durmaktadır.

Türkiye topraklarının demokrat çoraklığından çıkmasının temel çıkış yolu, bugün yakıcılığını canımıza ateş düşürecek kadar hissettiren Kürt Sorununun demokratik çözüme kavuşturulmasından geçmektedir.

Başlangıcı bu olan çözüm biçimi, tarihindeki yaşanmışlıklardan saklanmayarak yürüttüğü zaman; Türkiye demokrat çorağı toprak parçası olmaktan o zaman kurtulmuş olacaktır.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article