Türkiye Pakistanlaştı mı? – Özkan Yıkıcı

Must read

Bazı ülkelerde önemli siyasal olaylarla kurumlaşan simgesel kavramlar yerleşir. Bu benzeri oldukça ilk uygulanan ülkenin imgesi ile ayni kuramlar kondurtulur. Son dönemin savaşla yaşanan oluşumlar nedeniyle, bazı devletler simgesel kuram haline geldi. Pakistanlaşma da bunların en önemlilerinden birisiydi. Boşuna deyil, Türkiyenin iç politikadaki İslamlaşma mezhepsel sunileşme otoriteleşmesi ile Suriye dış hamleleri adım adım atılırken, benim gibi insanlar şu tehlikeye işaret etmiyordu: “Bu politik gidiş, Türkiyeyi Pakistanlaştırma noktasına taşıma riski vardır”! Biz daha ilk başlangıç yönelişinde bunları söylerken, altdan alta alay edenler ve Türkiyenin “muhteşem dış politik başarısı” naraları atan çok kesim vardı. Oysa onlara benzeri özelliklerle Afkanistan Pakistan eksenini hep anımsatıyorduk. Şimdi son peşpeşe gelen saldırılar, bunları yapanların dün Türkiyenin Suriyede desteklediği kesimlerin olması ve alışılmamış Türkiyeleşen İslami Suni gerçeklikle başkanlık adımları bize Pakistanlaşma imgesini anımsatmaya devam etirme sonuçlar oluyordu.

Dikat edin; Türkiye istanbuldaki saldırı öncesi, Diyanet başkanlığının Yılbaşı kutlama ilginç demeceinin nasıl doğal karşılandığı, bazı yerlerde Noyel eğlencelerin yasaklandığı, saldırı sonrası bazı kesimlerin sosyal medya da gösterdikleri tavırlar hepsi bir noktada odaklanıyordu. Buna ek olarak; istanbuldaki kitlesel saldırıyı yapan örgütün dün Suriyede başlangıçta desteklenip Esatı devirecek güçler oluşu ve ilgili katliyamcının Uygur kökenli olması da konuyu hep yeni Pakistanlaşmaya doğru yönlendiriyor. Dahası; dün Sincandan Çeçenistana varan birçok eski İslamcı militanın hem de yerleşmek üzere Suriyede IŞİD, Elnusra bölgeerine yerleştiği haberleri de yapıldı. Hele Konya örneği ile IŞİD katılma gerçeklerini CHP vekili Atila meclise sundu. Ne gariptir ki konu üzerinde çalışan Atila Karın CHp son seçimde aday göstermedi!

İsterseniz gözlerinizi yumun ve nini dinler gibi, geçmişin yakın dönemine gidip şu Pakistanlaşma dönemini kısaca film şeridi gibi geriye sayıp izleyelim. İzlerken de arada isim deyişimle günümüze taşırsanız, oda sizin bileceğiniz.

Pakistan özellikle darbeyle yönetime gelen general Ziya Hülhakla birlikte Panislamist Pakistan hedefi de konulmaya başlandı. Güçlü devlet otoritesi ve toprakların komşu ülkeleri kapzayacak bir Pakistan düşü yüksek sesle vurgulanmaya başlandı. Muhalifler “başta Halk partililer olmak üzere” yok edilerek katledilirken, irandan Afkanistana, Özbekistandan Hindistana varan geniş coğrafyada Suni kökenli İslamcıların toplanacağı ülke hayali kurgulanıyordu.

Bu fırsat Sovieytlerin Afkanistanı işkal edişiyle resmen fırsatı da buldu. ABD Soviyet işkaline karşı komşu ülkelerden birisinde üst oluşturmak istedi. Pakistanın Ziyası buna hemen daldı. CİA eğitmli, birçok arap ve İslam ülkesinden taşınan milisler ve dökülen başta Sudi paraları ile Afkanistana karşı İslami cihatcı cepesi oluşturuldu. Pakistan bunu direk destekledi. Kuran kurslarından tutun, milislerin yerleştiği kamplar ve eğitilen alanları ABD denetimli cihatcılara teslim yapmakla yetinmeyip, fırsatla direk savaşa dek katıldı.

Devamında Ziya Ülhak şeryatı da ilan edip Pakistanı İslami şeryatla yönetilen cuntalı bir ülke haline getirdi. Böylelikle Batı ve SOviyet karşıklığı Afkanistanla Pakistan eksenine kondu. Ziya kendini odenli yenilmez kıldı ki, bazı batılıların da istediği dizayini yapmayacağını söyledi. Tek liderle ülkenin otoriter başkanı olarak kalmayı seslendirdi. Meşur şu katliyanm da Pakistanda yaşandı. Ziyanın da olduğu birçok devlet görevlisinin taşıyıcısı uçak resmen düşürüldü. Hala nedeni ve kimin yaptığı açıklanmadı!

Ziya gitmişti gitmesine de oluşturduğu devlet devam ediyordu. Ayni Afkanistan politikasını sürdürürken, fırsatı kulanıp Hindistana yönelik yine İslami hareketlrle Keşmir operasyonları da deniyordu. Sonunda afkanistandan Soviyetler çekildi ve işbirlikci rejim de yıkıldı. Pakistan da “kutretleşip güçlendikçe” nükler silaha dahi sahip oldu. Ama içten içe İslami yapılanışın da sorunları ayağa kalkmaya başladı. Pakistan yine de Afkanistana karışmaya devam ediyordu. Nitekim oluşan boşluk sonrası Afkanistanda Talabanın iktidara gelmesini Pakistan ve Sudiler resmen desteklendi.

Afkanistanı Talaban denetleyince de resmen Pakistanla iyi ilişkiler kuruldu. ama Afkanistana başta Amerika yeni sefer yapınca, işler karışınca da Kaçınılmaz olarak Pakistan da Talabanla uzaklaştı. İşte bukez Pakistandaki yerleşen yüklü Afkan politik merkezler birden Pakistan içinde Talaban pakistanı olarak ortaya çıktı. Artık zamanında Afkanistan ve Soviyetler için yetiştirilen kesimler, birden silahlarını Pakistan yönetimine çevirdiler. Artık İslami hedeflerle oldukça çatışmalar tırmandı. Saldırılar ve bazen mezjepsel parçalanmalar veya Belucistanın bağımsız talepleri hedefli yoğun iç politik kırılmalara geldi. Bazı başbakanlar dahi katledildi. Bayan Benazir gibi…..

İşte Pakistanlaşmanın oluşma kısa serüveni. Güçlü başkan, Büyük Pakistan, İslami yönetim şekli ve komşu ülekelr için beslenen cihatcı yapılar. Bunlar Pakistanın dinseleştikçe ve otoriteleştikçe nedenli arışıklıklara uğradığını bol bol katliyamlarla duymak mümkündür. Komşu politikası ve dinsel dokuların sonuç tehlike simgesel örneği, Pakistanlaşma olarak tarihe girdi.

Şimdi anladınız mı; neden Türkiye sınırından cihatcılar geçirlilirken, Suriye genel politikası, Türkiyedeki kamplardaki çalışmaların endişeleri hep bir örneklemle sunuluyordu: “Pakistanlaşma ile savaşı kendi içine çekmek”! Nedersiniz; son İstanbul olayından sonra veya dün Suriyede desteklenen cihatcılarla şimdi girilen yeni ilişkiler bize biraz olsun Pakistan Talaban ilişkisini göstermiyormu? Bir farkla; Elnusra ve IŞİD Esatı devirip iktidar olmadılar. Rusya yenilen deyil, sahaya inip dengeleri değiştiren güç oldu. Türkiye ise yaptığı Rusya ve iranla anlaşma ile kendi içinde de bulunan bazı güçleri karşı eksene koydu. Bunlar neyin geliş selamını çakıyor?

Son olayın önemli mesajlarından birisi de IŞİD düne dek katletiği Türkiyeli muhalifler veya yabancılara karşı saldırıları üstlenmiyordu! Son Suriye hamlesi ile resmen IŞİD da Türkiyede yaptığı eylemleri direk sahiplenmeye başladı. Ayrıca, militanları imtihara deyil de canlı kılmaya başlayan yönelişe de girdi. Düne dek denilirdi: Suriye sınırındaki IŞİD mevzileri kaybedilirken, oradaki Cihatcılar buharlaştı mı? İşte buharlaşmayıp hücreleşen ve ta Uygur meşeyli örneklemi istanbulda katliyamla karşılaştık.

Artık yanıtı siz bulun. Türkiye hala Pakistanlaşmadı mı?

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article