Tarih öğretiyor da! – Özkan Yıkıcı

Must read

İstanbul hava limanına bombalı intihar saldırısı oldu. Lübnan’da değişik yerlerde intihar saldırıları yapıldı. Birçok ülke intihar saldırılarına karşı tedbirler aldı. İntihar saldırıları denilince “Elkayde, IŞİD, Elşebap ve Boko Haram” gibi örgütler hemen akla gelir. Tabi terör kelimesi konulup da nedense devletlerin yaptıkları benzer olaylar da ayni kefeye konmaz. Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Yaşıyoruz ve bir tarafta dini eksenli örgütler, Batıda faşist kitleseleşme dalgaları da yükseliyor. İkilemler sonuçta faşist hareketlerin gücünü artırırken de bunu besleyen ekonomik kriz de hala çıkmazda duruyor. İşte son İstanbul intihar saldırıları olurken, herkes lanetlerini dizerken, nedense öğrenilen tarihin gerçekleri ile enazından yeniden yaşanmama dersleri hala alınmama noktasındadır.

Yeniden anımsatarak olaya başlayacam. Afkanistan cihat cepesini düşünün! Sonunda nemi çıktı: onca probagandalara ve verilen emperyalist desteklerle oluşan canavar özgürlükleri değil Elkayde adıyla veya Talanan tipi bölgesel güçler le yeni tehditler oluşturdu. Ayni şekilde Sosyalistlerin eline geçmesin diye beslenen İslamcılardan Elşebap tipi yapı oluştu. Benzer şekilde oynanan ulusal eksenli ırkçı hareketlerin de gidrek göçnmen karşıtı veya yabancı düşman eksenli faşist hareketlere doğru da dönüşümler başladı. Başlangıçta dini hareketler evrenseleşen, ulusal hareketler de etnik bölgesel temelde gericlik örgütlerine dönüştüler.***

Buş dönemi ile yeni strateji sürece sokuldu. Elkayde canavarlaştı, ırak işkali ile mezhepsel derinleşme ile dinsel terör bölgesel güçler filizlendi. Elkayde yanına Sudi destekli başka selefiler de dönüşüyordu. Başlangıçta bu yapılar Saddamı devirme adına beslendi. Hat da kitlesel katliyamları da övülerek demokatikleşme imgelerine büründürüldü. Irak da işkal edildi. Amerikan planı özgürlük fenerini burada yaktı. Sonuç hala malum. Ancak kimse akılanmadı. Ayni oyuna devam edildi. Üstelik daha ılımlı denilip Müslüman Kardeşler eksenli siyasal islamı da piyasaya sundular. Türkiye, Mısır gibi ülkelerde denendi. Ne tuhaftır ki baştan beri planı batı Emperyalizmi yapar,bunarlı eğitirken, bölgenin en gerici ülkesi Sudi Arabistan ve yandaşları da finanse ediyorlardı. Rabıtadan başlayan butip mali İslam projeli paralar akıtıldı.****

Irak ekseninde Elkayde güçlenir, ıŞİD temeleri atılırken, benzer yapılar da Nijeryadan SOmaliye öteki İslam kökenli insanların yaşadıkları yerlerde boy veriyorlardı. Hele de Cezayirde kazanılan seçimi darbeyle geri alınma siayseti, İslamcı çıkışa adeta benzin döktü. Filistinde ezilen sol sonrası beslenen islamın Hamaslaşması da başka bir travma yaratıyordu. Ama toplam da çözümsüz sorunlara dökülen benzin le yangın büyüyordu.

Tarih tekrarlıyordu: kirli işler, oluşturulan gerici yapıların kitleseleşmesi dinamiti patlatmak demekti! Sola karşı eğitilen özelikle İslami yapılar işleri bitip veya başarısız olunca da dönüp sisteme yönelik eylemlere giriştiler. Elkayde, Talaban ve Elşebap bunun ilk örnekleri oldu. Hele Afkanistan siyasal askeri hamle sonrası dağılan sistem destekli İslamcıların ülkesel ve gidrek bölgesel güç haline geldikleri de görüldü! Bosnadan Cezayire bu süreç yaşandı. Ayrıca butip hareketlerin başta CİA gibi isdihbaratlarla iç içe olmaları da gereken yerde provakasyonda tetikleme politikalarında kulanıldılar. Bu ikilem özelikle batıda doğuya karşı olma, yabancı düşmanlık gibi faşizmi besleyen yeni ırkçı hareketleri de yükseltiyordu. Özelikle siyasal kısırlığa düşen neoliberal ve özelikle Muhavazakar partiler başlangıçta ulusalcılık adına ırkçı siaysetleri hep probaganda aracı olarak kulandıalr.***

Geldik Suriye krizi ile yeni ivmeye! Tesadüfe bakın ki ayni dönem genel Kapitalist ekonomik krizin finansman dönemi de başlıyordu. Özelikle Suriye krizi Ortadoğu geniş coğrfyasında altüsleri başlatırken, ekonomik kriz başta ABD ve ordan da AB ülkelerini birer birer deviriyordu.

Suriye işkali yeni Obama stratejik ayar la bölgesel güçler ve isdihbarat örgütlerine öncülük verildi. Yine ayni terane okunuyordu. Ancak, Esat direnişi, sıranın kendine geleceğini bilen iran ve Rusya da devreye girince, yine “demokrasi havarileri” ansızın karşımıza radikal İslam olarak çıktı. Eyer Suriye de istenen olsaydı, Sudi ile Türkiye destekli, aBD batı onaylı Elkaydeli Elnusra ile yeni dinamik ıŞİD iktidarda olacaklardı. Varın siz sonucu düşünün!

Sonuçta Suriye bataklığı da IŞİD hareketini oluşturdu. Üstelik daha direk katılım la batıdan gelen cihatcılar da örgüte katılıp toprak parçalı devlet noktasına dek geldiler. Herkes Esat gidip bunalr gelsin beklentisindeyken, başarısızlıklar IŞİD harektini de bölgesel şekilde giderek kontrolsuz şekilde yayılmaya yönelti. Bukez daha erken batıyı da vurdular!

Ne tesadüf ki IŞİD oluşumu için direk katgıda bulunan Fransa, Belçika, Türkiye gibi ülkeleri de bu hareket “demokrasinin feneri olarak” vurdu! Suriye başarısızlığı gidrek IŞİD karşıtlığını oluşturma ikielmini de getirdi. Ne gariptir ki baş oyuncular önceleri direnip sonra yine ayni tip hareketler le IŞİD karşıtıymışcasına hamle yaptılar. Elkaydeli Elnusrayı IŞİD karşıtı gibi acayip politik aşmaza düşüldü! IŞİD Şiileri kırarken, Ezidileri köle gibi satarken, inanılmaz hukuku şeryat tipiyle kulanırken, başlangıçta bunlar ya görülmedi veya tam aksi “başarılar” bile vurgulandı. Öyle bir travma oluştu ki ansızın batıyı vurunca işler darmadağın oldu. Ama kimse genel politik gerçeği hala sorgulamıyor. Benzerini Yemende tekrarlıyorlar! Lübnanı ayni ateş çenberine almayı hesaplıyor. Mezhepcilik ile genel sömürgeleştirme siaysetini Ortadoğu bataklığından çıkan sivrisinekler şimdi onları yaratanları da ısırıyor. Bedeli ise hiç katgısı olmayan gariban isanlara ödetiliyor!

Türkiyede Atatürk Hava limanına intihar saldırısı yapılırken, ne tesadüf ki 10 Ekim katliyamının ibretlik dava dosyası da yayılıyordu. Hele de Can Dündar davası da bilgilenmenin öteki yüzünde sırıtıyordu. Bu tip provakasyon veya saldırma eylemleri hep sorularla doludur. Hele bazılarının göstere göstere gelişi de artık biliniyor. Ülkelerin dikat çekip, tetbirsiz olunması veya Düşen bazı IŞİD yerleşimleri sonrası buharlaşan militan kuşkuları olaylar birlikte sorgulanması gerekiyor. Zaten isterIŞİD ister Elkayde ve başkalarının geçmişten gelen genel istihbarat ilişkileri de vardı. Bunlar karmaşalı yumağın düzeltilince işlerinden çok başka amaçların da çıkması normaldır. Bu tip provakasyonlar la otoriterliğin artırılıp demokratik hakların kısılma seçkisi de beraber işlemesi, oyun içinde oyun olma olasılığını da artırmaktadır. Ama baştan bu yapıları zamanında bile bile neden desteklendiğini mutlaka sormamız gerekir.

İstanbulda intihar saldırıları oldu. Onlarca insan öldü. Suriye sınırında son IŞİD nefes alma yerinin hala Kürtlerin eline geçmeme duruşunu gösteren ülkeler vardır. Bu yetmezmiş gibi yine dış subayların yönlendirdiği Ahrarışam adıyla yeni bir dalga daha Suriyeden gelişiyor. Kağos din ve aşmaz! Yeni tehditler taşıyor. Buna ekonomik kriz de eklenince, batıda da ırkçılıkla yeni faşizim yükseliyor. Din ve ırkçılık yeni dalga dünyamızı sarıyor. Hala bunu anlamayanlar ise, yarın kapımıza gelindiğinde çok geç kalınacaktır! Tarih bunu da öğreti! Hele de hala en ufak ayrıcalıkta ırkçılık ve din yobazlığı suçlamaları kitlesel karşılık işbirlikciler buldukça bu tehlike giderek artacaktır. Buna imrenen yerel makamcılar da çekinmeden konuşacaktır.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article