Suriye çocuklarıyla başlayalım! – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Son birkaç haftadır, Bir gün gazetesindeki köşe yazarı Timur Soykanın önemli konuyu işlediğini görüyorum. Aslında, herkesin ibretle okuması ve ayni yazı içinde birçok beyin katgısıyla, epey sistemsel çirkin sayfasını da yazma tetiklemesi gelmesi haline sokuldum. Timur Soykan gerçekten hem siyasal çirkin, ekonomik rant ve kulanılan çocuk gerçeği ile Kapitalist sömürünün savaş versyonu yaşananı kalemine döktürdü. Halep İstanbul eksenindeki yaşanan pazarlık, yolculuk ve çocukların dilendirilerek para kazanmanın kar işdahlı savaşın koşullarıyla kapitalistleşmenin saydamlaşan bilgisini döktürüyordu. Garip olan, bu tip sonuçları insanlık epeydir alıştı. Sadece, arada denizde boğulan ve resimle epey can yakan duygusal obhektif nedeniyle gazetelerin resimle haberleştirdiği zaman konu gündeme gelip gidiyor. Oysa, T. Soykanın özetlediği ve belli ki epey yaygın olan Suriyeli çocukların dileendirilerek sömürülerek, işkence altında geçirilmelerin gayet normalmışcasınanın daha gerisine gelmesi de ürkütücüdür.

Anladığım kadarıyla, Halep şehrinden veya öteki Suriyenin yerleşkelerinden çocuklar aaylelerinden kiralanıyor. Yoksuluk ve savaş yıkımı nedeniyle de insanların bile bile başka ülkede esirleştirilip kulanılacak çocukalarını verme şekli, akla neleri getirmez neleri! Sonra, bunlar istanbula getirilir. Bilinen “ki yazar semtleri dahi veriyor” çocuklar inanılmaz botrumlarda yatırılıp, sokaklarda dilendirilmektedirler. Beklenen miktarı toplamayyan çoucuklara da ağır cezaların verildiği anlaşıldı. Polisin eline geçen kesimlerde de bunlar kanıtlandı. Böylelikle çocuk sömürüsü ile savaştan yararlanıp kulanan kesimlerin adeta anasından babasından kirayla alma gibi çook utandırıcı yaşam yaşatılmaktadır. Suriyeliler birçok konuda yaşamsal konu edildi. Çocuklar da böyle. Şimdi de Timur Soykanın yazısıyla öğreniyoruz ki çirkin sömürünün çocuk üzerinden dahi inanılmaz baskılar ve insan dışı kulanımla rant kar kazanımla çaresiz insanların parçaları kulanılmaktadır. Benzer birçok olay Türkiyenin birçok yerinde de zaman zaman çocuk işçiler veya dilendirilerek sömürülen aylesizler haberleri gelip bitiyor. Nede olsa, kulanılan ve en kötü şartlarda inanılmazları yapan çocukların direnç gücü, örgütsel konumu ve dayanacakları güçlü devletler yoktur. Ama, küçük bedenleri için kar sağlayacak çirkin sermayedarların varlığı koşulların da tetiklemesiyele oluşup halep İstanbul coğrafyasında böylesi bir işleyiş zinciri kuruldu.******

Ayni dönemde bazı gazetelerde Kuzey Suriyede bizat TC Dinayetinin organizyasyınunda çocukalrın arapça din kuran kursları yaptığı habeerleri de şöylesine bir yazılıp unutuldu. Bunlar Suriye coğrafyasından istanbula dolaşırken, Kıbrısın sınırında Dikenli tel çekilmeye başlandı. Anastasiyadis, “Kuzeyden sokulan kaçak göçmenleri engeleyemediğimiz için çekiyoruz” diyordu. Pek de alışılmamış eylem oldu. Dikenli telelr kesildi. Kesen eylemciler, hafta sonu konuyla alakalı protesto da yaptı. Konu Güney ve rum olunca, bazı kesimlerimiz, hamasete sarıldı. Konuyu anlamadan yazıp çizdi. Oysa, eylemin  dokunulan bir tarafı da Kuzeydi. Gerçekten Kuzeyden Güneye mülteci geçirildiği malumdur. Senelik yayınlanan Güney raporlarından Kuzeyden de gelenleri işaret ediyordu. Kuzeyden pek de ses çıkılmıyordu. Çünkü

Gerçekten bu işten kazanan çevreler vardır. Normal hale dahi geldi. Yakalanan kadın çocuklu mülteci insanlar da oldu. Ama, arada konuya eyilmeyenler, bazı mültecilere de yardım adıyla da insanlık duygusal tatminlikle probagandalarını yapıyorlar.

Günye kuzeyden gelen mültecileri söylüyor. Belli ki önleyemiyor da. Dahası, insanlık utanç yolculuklarından kazananlar da malum. Kıbrıs da buna uygun yerlerden birisidir. Onca askeri konumlamalara ve teknolojik boyuta rağmen böylesi insan seli akışı da başka kuşkuları da oluşturması muhtemeldir. Ama, şu soruyu galiba soralım: ayni eylem , örneğin Kuzeyde çekilen dikenli teli kesecek girişimine Kuzeyde ne yapılırdı? Hele de protesto da sonrasında gelince şaheser demokrasimiz karşılık ne verirdi?********

Bunları yazarken, kendimi Ortadoğu ikinci baharında buldum. Özelikle de Suriye sayfasında. Kadınların nasıl kamplardan alınıp dışarıya verikdiği bilgileri aklımdan geçti. Birçok TC kişisinin savaşı kulanıp gidip dul veya çaresiz kalan Suriyeli kızları alıp Kuma yaptıkları haberleri hala kulağımda çınlıyor. Kadınları alıp kulanan ve ondan sonra katleden cihatçılara nasıl “özgürlükçü savaşçı” denildiği ibretliği de unutulmazdır. Hele de Ezidileri ırakta alıp cariya pazarında satanların, onları kulananların nedenli vahşetler yaratığı, artık tarihe kazıldı. Ucuz kadın emeği kulanıp resmen kadın seks ticarileşteirmeler peşpeşe duyuldu.

Şunu da söylemez sek eksik kalır. Suriye, Tunus, Libya ve Suriye arap ülkeleri içinde laik olup kadın haklarının en gelişmiş ülkeleriydi. Bir anlamda giyimleri ve sokağa serbes çıkması, çalışması, vekil olması muhtemeldi. Hat ta Türkiyede Doksanlarda yükselen gericileşme hareketiyle kadın üzerindeki baskılar tartışmalar olurken, Suriyede hala durum normaldi.

Emperyalizmin Ortadoğu projesiyle başlayan ve ikinci versyonuna bahar denip uygulanınca, en önemli yıkımı Kadın ve çocuklar yaşadı. Özellikle de laik şekilde olan Suriye bundan çok etkilendi. Hem gericileşmeler ve yanbancı kontrolorlar kadın ve çocuklara oldukça zarar verdi. Yeni kadın bakışı ile çocuk kulanım dönemleri başladı. Laik suriye yerine kK. Suriyede olduğu gibi cihatçıların gerici bakışlı kültürüyle kadın dönüşümleri de oldu. Hani derlerdi ya: özgürlük demokrasi” hepsi gericilikle birleşip Cihatcı ortaçağlı yobazlık kadın esirleşmelerine yöneldiler. Çok kirli bir tarih yazıldı. Her satırında kadın ve çocuk simgelerindeki utanmazca yaşananlarla doldurulmaktadır. Suriyeli derken eskiden akla gelen ile şimdi Suriye dneilince ayaratılan imaj arasında dağlar kadar fark olmaktadır. Zaten istenen politik güçlerle ancak bu kadarı olurdu.

Şimdi can alıcı soruyla konuyu bağlayalım: Ortadoğu planı denilirken neden Tunus, Libya, Mısır ve Suriyede uygulanmak istendi? Neden en gerici ve daha kolay olacak Kuveyit, Katar, Sudi Arabistanda başlanmadı? Toplamı ise Buş neden proje önderi Erdoğanı ilan etmişti? Yukardaki olanlarla sonuçtaki soruların yanıtı, herşeyi kısaaca anlatmaaya yetecektir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,170TakipçilerTakip Et
62AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları