Son siyasi gelişmeler: erken seçime gerek yoksa ne?

Must read

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

İkinci cumhurbaşkanı imiş. Mehmet Ali Talat açtı ağzını ama CTP’ye saygı talep etmekten başka elle tutulur bir şey söylemedi. Bir türlü Kıbrıslı bir siyasinin YKP dışında kıta sahanlığı anlaşmasının Kıbrıs’ın hakkını yeyip yemediğini değerlendirdiğini göremedik. Bu anlaşma Kuzeyde TC ve KKTC arasında karasuları diye bir bölge belirliyor ve buna ek olarak kıta sahanlığı diye de bir bölge belirliyor. Buna göre Karpaz yarımadasının doğu ucunun kuzeyinden Akama burnuna kadar koordinatları belirlenmiş bir alandır ve 12 Nisan 2008’de yayımlanmış olan ve bu anlaşmanın ayrılmaz bir parçası sayılan TR 30 haritasında gösterilmiştir. Yani haritada gösterilen Türkiye ile tüm Kıbrıs arasında da kıta sahanlığını onaylatmaktadır. Haritayı kabul etmezsen antlaşmayı da ihlal etmiş olursun. Ancak bu haritaya ulaşma olanağı bulamadık ancak bunun bir kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması olduğu içinde yazmaktadır. İkinci cumhurbaşkanı “sınırlandırma” da nerden çıktı “hiç duymadım” deyip matrak geçmeye kalktı ama kıta sahanlıkları için sınırlandırma deyimi kullanılır çünkü uluslar arası antlaşma 200 mile kadar senindir derken karşıda biri varsa sınırlandır demekte veya başka nedenlerle de sınırlandırma gerekmektedir ki bir çok devlet sınırlandırmıştır.

Burada hazin olan Denktaş’a birinci veya kurucu diyebilmek için Türkiye’de cuntanın başı Evren’e 12. diyebilmek için icat edilen protokolün uygulanmasıyla 2. cumhurbaşkanı diye nâmlandırılan Talat’a Kıbrıs’ın Kıta sahanlığının yarısı kadar bir deniz alanının elinden alınması anlamında olan bu harita hakkında bilgi verilmediğinin anlaşılmasıdır.

Kıbrıs’ın etrafındaki denizler Türkiye ile (KKTC’yi de ekleyelim) Kıbrıs arasında KKTC partilerinden mecliste olanlarının desteği ile paylaştırılmakta ve Kıbrıs’ın kıta sahanlığı ile (yine sınırlandırma gerektiren) Münhasır Ekonomik Alanı paylaştırılıp Kıbrıs’ın hakkının yarısı Türkiye’ye sunulmaktadır. Buna karşı sosyal sigortaların açığını kapattı diye Türkiye için üzülmeyi anlamak zor.

Doğal gaz kabarcıkları çıkarken tespit edilen yatakların beklenenden çok daha büyük yataklar olduğu anlaşılan 12. bölge KKTC’nindir demediler ama tüm Kıbrıs’ın eşit sahibidir dediler. Yani Kıbrıs’ın hakkının yarısının yarısı KKTC’ninmiş ki tümünün dörtte biri demektir. Halbuki KKTC’nin onaylayacağı haritada görüldüğüne göre 12 mil dışında her şey Türkiye’nindir yani çözüm olursa güney denizindeki Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin hakkının yarısını ve varsa 12 mil içindekileri alacak, anlaşma olmazsa sadece kuzey denizindeki 12 mil karasularının içinde olanla yetinecek.

Ne fedakar insanlar be! Yaşasın böyle cumhurbaşkanları, birincisi de ikincisi de hatta üçüncüsü de! Allah bundan sonra geleceklerden korusun!

Talat bu sınırlandırma da ne diyedursun CTP hayır diyecekmiş ama usulü izleyip de bilgi istemeğe kalkmayan Küçük’e haber verilmeden yapılmış ve imzalanmış diye hayır diyecekmiş.

Küçümseyemeyiz usulleri çünkü onlar çoğunluk diktasına karşı demokrasinin verdiği silahlardır ama küçümseyen biz değil bizzat CTP’lilerdi. Bu kanun gücünde kararname furyasının mucitleri onlar değil miydi? Meclisi devreden çıkaran bu kararnameleri çıkaran ve ses çıkarmayan CTP ve Talat değil midir?

Gene de anlaşmanın bu şekilde Kıbrıslıları iplemeden çıkarılmasını hoş görmek olanaksızdır. Olmayan bir iradeye saygı deyip kavga mı çıkarsınlar. Sonra dava elden giderse?

TDP de hayır diyecek ama “içerik” dolayısıyla da hayır diyecekmiş. Biz bu içeriği doğrusu somutlaştıramadık. Barışa katkısı yokmuş, tam tersi engel çıkarırmış ve savaş tehdidi de imaj zedelermiş ve saire. Yahu bizim kıta sahanlığımız ne oldu? İçerik o değil mi?

Olan oldu torba doldu. Şimdi önünüzde bir antlaşma taslağı var. Bir takım koordinatlar var. Onların çizdiği bir kıta sahanlığı ve bir deniz haritası var. Anlaşma olursa Kıbrıs’ın nesi olacak, anlaşma olmazsa KKTC’nin nesi olacak? Bunlara karar vereceksiniz. Ne diyorsunuz? Söyleyin de bilelim.

Anlaşma olursa uluslararası anlaşma Kıbrıs’a o imzalayacağınız haritada olandan iki katını veriyor, yani siz Kıbrıs’ın hakkının yarısını Türkiye’ye veriyorsunuz. Yetmez geri kalanın da yarısını Rum Kıbrıslılardan talep edecekmişsiniz? Eşit hak istiyorsunuz.

Anlaşma olmazsa KKTC’ye verilen ise sadece 12 mil karasuyu gibi görünüyor yoksa 30 mil mi? Ne dersiniz? Razı mısınız? Yoksa bu karasuyu dışındaki dilimcik ki bak ara diye yetki veriyorsunuz o ikramiyesi mi oluyor? O bölge kimin ki diğerine yetki veriyor?

Yok efendiler! Bu antlaşma öyle ortaya atılıp tartışılacak gibi bir nane değil onun için bas imzayı deyip yürürlüğe koyacaklardı. Kaçıncısı olursa olsun cumhurbaşkanı da başbakanı ve meclis mebusları da bunları halka duyurmak zorundadır ve görüşlerini söylemelidirler.

Adamların koltuklar tehlikede, erken seçim olabilir diye tahminde bulunanlar çoğaldı, kıta sahanlığı gibi uzun vadeli hesaplardan onlara ne? Çözüm isteseler ve olacağına inansalar uzağa bakacaklar ama çözümden sonra da arkalarında anavatanlarının birlengicini hissedeceklerine inandıkları için ne olursa olsun bugünü yaşamaya çalışıyorlar. Yoksa bunlarla siyasi eşitlik içinde tüm Kıbrıs’ı idareye yanaşacak Rum bulunur mu?

Hafta bunların çeşitli versiyonlarının TV’lerde konuşulmasıyla geçti. Erken seçim olasılığı dışında ekonominin iyiye gittiğinin müjdesini aldık. Yalnız maaşlar geç ödendi ve gelecek ay krizin depreşeceği de karabiberi tuzu ve tuz ruhu oldu.

Lefkoşa başkanının bu gidişle belediyeden 400- 500 kişiye yol vermek zorunda kalacağız dediği de heyecan yarattı. Tabii başkan hemen yalanladı ama uçan kuşa borç yapan belediyenin de maaş ödeyemeyecek hale geleceği açık. Denizlerinin yarısını cömertçe anavatanına hediye edenlere birkaç yüz milyonu çok görmek olur mu?

Onlardan istemesi, vermeyenin yüzü kara.

Mali disiplin için çabalar protokole rağmen ufukta görünmüyor. Sadece personel maaşlarını ve emekli haklarını kısma akıllarına geliyor. Tabii olursa bir de satabilecekleri özelleştirilecek dedikleri var. Yalnız onlardan hayır da gelecek değil. Çünkü yok pahasına gidecekler.

KTHY gibi. Şimdi de petrollerdeki hisseler satılacakmış. Kaç para eder bir hisse acaba? Kim değerlendirmiş ki? %48 bu az buz değil. Gerçi hukuksuz KKTC’lerinde azınlık oldun bir eksik bile olsan gıkın çıkmaz ama gene de %48 az değil.

Bu arada %52 ne oldu? Hani Kıbrıs’a hediye idiler? Kaça sattılar, Kıbrıslılara ne verdiler? Şimdi sattıracaklarmış. Kim bu hükümet saygın olsa zorla satılacak bir şirketten hayır bekleyip de alacak? Demek ki kimsenin bunların hayır edeceğine ve güçleneceğine ihtimal vermiyor. Sendika tabii ki eylemde. Hükümetten ise açıklayıcı bir şey yok. Tütün gibi gitti gider. Anadır bu. Verir de alır da. O sildiği borçlara tuta tuttuğunu da tutmadığını da alacak.

Talat erken seçime gerek yok da demiş. Doğrudur erken seçimle çare ancak egemen ve demokrasisi olan devletlerde işe yarar. Birileri yıpranırken birileri de değer bulur diye seçim çare görülür. Acente ülkelerde öyle olmuyor.  Bunu da en iyi bilenlerden biri Talat’tır. Yanlışsa elle tutulur bir örnek bekleriz.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...