Son siyasi gelişmeler: ÇÖZÜM, KIBRISLI TÜRKLERİN YARDIMINI BEKLER

Must read

Kıbrıs sorununun bilmem kaçıncı kez toprak konusunun ele alındığı bir toplantısı daha tarafların görüşlerini birbirlerine sunmalarıyla sona erdi. Tartışma Girne’nin ele alınıp alınmadığı ve Hristofias’ın yemeğe katılmaması hakkında oldu. Birçok barışçılık iddiasında olanlardan mecliste temsil edildiği için Eroğlu tarafından sözde bilgi edinenleri de tartışmaya katkı yapmadı. Girne’de Türk bölgesi olarak belirlenecek bölgede Rum yaşayacağına göre görüşmede değinilebilirdi ama değinilmemiş. Çünkü Girne Rum’a verilmeyecekmiş. Birbirlerine toprak konusunda binlerce kez dertlerini anlatırlardı ama gene de anlattılar. Yalnız yarım kaldı çünkü oran ve miktarlar olarak konuşmayı en sona saklamışlar.

Kimse de bu zaman kaybını dert edinmedi. Muhalefet diye bilinenler görüşmeler devam etsin isteğinden başka görüş belirtmez oldu. Temel sorunlar olan garantiler ve Türkiye’nin antlaşmadan sonra da Kıbrıs’a hakim durumunu sürdürmesinden Kıbrıs’ın egemenlik hakları olan denizlerdeki haklarından ve tek yanlı ve silahlı müdahale yetkisinden bahsetmedi.

Kıbrıs AB üyesidir ama müktesebat askıdan kısmen indirildi ama kuzeyin üyelikten yararlanmamasından şikayetçi olmadı. AB üye ülkesinin bir kısmındaki durumu aydınlığa kavuşturma ve sorunlarına yardımcı olma çabasını savsaklamasından söz etmedi. O da görüşmelerin sürmesinden memnun. BM ve ABD ile garantör İngiltere’den de çıt çıkmadı. Ekim’de BM merkezinde genel sekreterle buluşacaklar ve ilerleme bekleniyor ve isteniyor demekle yetindiler.

Downer telekonferansla Ban’ı bilgilendirecekmiş.

Kıbrıs’ın bölünmesinin yasallaşmasına kimse evet demiyor ama çözümü Kıbrıslılara havale etmişler. Kıbrıs’ta ise Türkiye’nin ana hatlarını çizdiği çerçevede Türk tarafı görüşüyor ve Türkiye kırmızıçizgileriyle sonuç alınmasını kilitlemiş durumda. Hristofias da bu safhada çözüme asılırsa daha da tavize zorlanacağını açıklamış bulunuyor.

Yani çıkmaz ortada apaçık gözler önünde duruyor.

Kıbrıslı Türklerin barışçı havasındakiler masada Türkiye oturuyor diye eleştirenlere o yalnız ana hatları belirler gerisine karışmaz diye konuşabiliyor ve Rumların ana hatlarını Türkiye’nin çizmesini kabul eden Kıbrıslı Türklerle nasıl siyasi eşitliği olan bir federasyonda ortak hükümet kuracağını ve tüm Kıbrıs’ı Türkiye’nin denetimine sokmayı kabul edeceğini düşünebiliyor inanmak olası değil. Üstelik bunlar barışçıları!

Barışçılar sokaklarda ve demeçlerinde barış çağrısı yaparlar ama ‘Rumların korkusundan’ diye Türkiye’nin askeriyle Kıbrıs’ta kalmasını ve garanti antlaşmalarının yeniden teyidiyle hiçbir zaman diğer iki garantör tarafından müdahale hakkının silahlı müdahaleyi de kapsadığını kabul etmesini isterler. İki bölgeliliğin, mülk ve nüfus oranlarının ve AB üyeliğinin bile durumu değiştirmeyeceğini düşünürler.

Kıbrıs denizlerdeki hakları dolayısıyla Türkiye ile menfaat çatışmasına girdi. Barışçılarımız bu menfaat çatışmasında Kıbrıs’ı değil Türkiye’yi destekliyorlar. Kuzey ve Batıdaki denizde zaten ikili antlaşma yapıp üç millik deniz sahasının dışındaki tüm denizi Türkiye’ye verirlerken onay verdiler şimdi de Mısır’a kadar tüm Batı ve Güney Batıyı veriyorlar. Hatta Doğudan İsrail ve Lübnan’a da verilmesine gık çıkarmıyorlar.

Kıbrıs’ta çözüm esas olarak Kıbrıslı Türklerin elinde bulunuyor. Başka düşünceleri bırakıp Kıbrıs için çalışacaklarını kanıtlamak şartıyla federasyon konusundaki dönüşümlü başkanlık dâhil isteklerini kabul ettirebilirler ve AB’nin tam desteğini alabilirler.

Sakat olan yan Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin emrinden çıkmaması ve kendini düşünmeyi reddetmesidir.

Barışçıların samimi olanları bu gerçeği bilirler ama koltuk sevdası nedeniyle barışçıların arasından kaçamıyorlar, kaçamadıkları ve çözümsüzlüğü körükledikleri halde barışçıların arasında dolaşıp halkın başçı ve barışçı olmayanı tanımasına izin vermiyorlar. Hala daha saf insanlar madem barış cephesindesiniz neden birleşmiyorsunuz diye sızlanıyor.

Buna son vermek ve yakında bir çözüm olmayacağına göre barışçıların mücadelelerini çözümü zorlaştıracak nüfus yapısının değişmesi gibi tehlikelere karşı önlem aldırmalarına ve çözüm için AB’nin müdahalesini sağlama girişimlerine engel oluşturuyorlar. Barışçılar nüfus yapısı barışı engelleyecek kadar bozuluyor diye şikayet ettiklerinde o kadar da bozulmadı diyorlar. Türkiye görüşmelerde Kıbrıslıları rahat bırakmıyorlar dediklerinde o sadece çerçeve çiziyor yetki Kıbrıs’ta diyorlar, UBP engel çıkarıyor diyorlar. Güvence konuşulsun ama Rumların tatmini için de çalışılsın dediklerinde garantileri konuşmayız ve hatta daha çok asker isteriz diyorlar.

Buna karşı nüfus yapısı için uyanık olmak, AB’nin müdahalesini ve Türkiye ile ekonomik ilişkilerin AB değerleriyle uyum içine girmesini ve müktesebatın askıdan indirilmeye devam edilmesini sağlamak lazımdır. AB’ye üye ülkesinin sorunlarının çözümünü daha fazla BM’ye bırakmamasını ve sorumluluk almasını hatırlatmak gereklidir. Euro’nun Kıbrıs’ın tümünde kullanılmasının özel bir antlaşma ile olmasa da Türk Lirası’nı da yabancı para olarak ilan etmek gibi önlemlerle sağlanmasını istemek gereklidir.

Avrupalı Parlamentosu Türkiye’den Kuzeye karışmaktan vazgeçmesini istedi. Gereğini yapılmasını istemek gereklidir. Kıbrıslı Türklerden çözüm için katkı isteyen AB’ye tüm sektörleri Türkiye’nin ekonomik kararlarına, devlet desteğine ve sübvansiyonlarına bağlıdır. Bunu seçimlerle iradenin teşekkül ettiğini şeklinde iddia etmenin manası yoktur. Çünkü yönetimin adam kayırma, yolsuzluk ve haksız rekabetle kamuoyunu etkilediği aşikardır. Onun için AB’nin müktesebat içinde olan yolsuzlukla mücadele ve kamu yönetimini reform ve reorganize etme kısmı için harekete geçmelidir.

YKP bunları talep etmek için uğraş vermektedir. Barış için uğraşacak olandan bunlara destek talep eder. Destek talep eder ama rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele etkisiz kılınmaya çalışılmaktadır. KTHY eylemcilerini geçici memur alma rüşveti ile bölmeye çalışmaları örnek olarak karşımızdadır. Yolsuzluklar ve tabii ki yer altı faaliyetleriyle mücadeleler engellenmektedir.

Barışçı güçler aralarından asker güvencesi isteyenleri ve Rumlarla antlaşama olamayacağı propagandasını sürdürenleri aralarından atmak ve yolsuzluklara engel çıkaracak her önlemde işbirliği yapmalıdırlar.

En önemli sorun da fırsatçılardan medet beklememektir.

Görüşmeler karşı tarafı suçlama fırsatı olarak kullanılarak zaman yitiriliyor. Çözüm isteyenler ve Kıbrıs’ın bölünmesine karşı olanlar bu gerçeği görürken zaman içinde çözümü zorlaştıracak nüfus ve benzeri değişiklikleri de görmelidir. Şimdiki durumda görüşmelerin devamını sağlamak herkesin içine geliyor ama durumu güçleştirecek adımların atılmasını olsun engellemelidirler.

Önceki İçerikKARŞI 5 (pdf)
Sonraki İçerikHaftanın getirdiklerini 090911
- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article