Son politik gelişmeler: UBP’de parti içi demokrasi elçinin emrinde

Must read

UBP’de parti içi demokrasi gözler önüne serildi. Üyeler oylarına sahip mi diye meraklanmaya gerek kalmadı çünkü öyle bir derdi olsa idi üyeler ayaklanır ve parti merkezini basardı.

Kurultayı toplanıp partinin en ytkili kişisi olan başkanı seçecekler ama Türkiye diyebileceğimiz Kıbrıs işleri bakanı ve elçisi kimin seçilmesi için müdahale etmiş diye her gün haberler ve yorumlar okudu. Gene de yerinden kıpırdayıp benim liderimi seçme hakkıma engel oluyorlar, bunu kabul etmeyin diyeni görülmedi.

Derler ki iktidar olmak kaderleri imiş. UBP iktidar olmak için kurulmuşmuş. Elhak doğrudur. Bizde iktidar dediğin bu kadar; onun için bu kadarlık iktidar için UBP’yi kurdurdular. Türkiye bizi bu kadar adam yerine koydu, biz de bu kadar adamlığımızı kanıtladık. Buna karşı çıkanları vatan haini ilan ettik ve emir kulluğunu benimsedik.

Lafı uzatmadan söylersek iktidar bir genel müdürlük kadardır. Bunu elde etmek için ülkemizin bir cumhurbaşkan muavinliğini, üç bakanlığı ve cemmat meclisi başkan ve üyeliklerini ve tabii ki yetkilerini teslim ettik ve ülkenin üçte birini Türkiye’ye hediye ettik.

Bir bakanını değiştiremeyen, genel sekreterini milletvekili adayı yapmayan iktidar partileri ve kısıtlı seçimlere katılmayıp bu oyuna dur demekten korkan muhalefet partileri yalakalık yarışına giredursunlar halkı söylediklerini yapabilecek gerçek partiler olduklarına inanmaya davet edip erken seçim çağırıları yapıyorlar.

İktidar ise kendi başkanını bile elçinin izni ile seçecek olduğuna bakmaksızın çoğunluk bende deyip tam süre gideceğim diyor.

Halka istemeyerek uyguluyorum demekten utanmadığı protokollerle ekonomiyi düze çıkarıp yasadışı Cemal Bulutoğlu’nu ihtişamla geri döndürecekmiş. Nereye dönüyor en büyük yasayı çiğneyerek üç ay izne gönderdiği yerden yani yollandığı görevsizlendirilmeden geri dönüşü muhteşem olacakmış. Yerel seçimler daha önce geleceğine göre ekonomi de bu yılsonundan önce kanatlanacak demek.

Bir yere yazalım mı? Yoksa yazılanların başına neler geldiğini hatırlayıp unutup gidelim mi?

Halkımız partilerin içindeki seçimlere de Türkiye’nin müdahale etmeğe devam ettiğini gördü. Hala bu zillete boyun eğecek mi? Halk adına siyaset yapanlar buna devam mı diyecekler? CTP hala ben gelirsem güvence olurum diyecek mi? TDP toplumunu hiçe sayan Türkiye’nin Kıbrıs ihtirasına hizmet etmeye devam edecek mi?

Yerel seçimlere aylar kaldı. Bir yasa gücünde kararname ile görevden alınabilecek başkanlar seçmeye hazırlanacak mısınız?

 

İLAHİYAT LİSESİ AÇILDI

Meğer gönülden ilahiyat isteyen Küçük sülalesi imiş. Arazi de tesadüfen elden ele Evkaf’a onlardan geçmiş. Neye karşı verildiğinin hesabını bir yapan olur herhalde. Evkaf’ın istibdal yani yerine eşdeğerde mal almadan mal vermesi yasaktır. Vakfiyelerin kuruluş amaçları yani vasiyetler yok edilmesin diye anayasaya da yasak konulmuştur. Ancak unutmayın. Yazın bir yere. Evkafın malları yağmalanıp duruyor. Mutlaka ilk fırsatta giden mal gelen mal hesabını çıkarın yoksa iflah olacak değiliz.

Bir gün Kıbrıs’ı kurtarırsak hesap sorma fırsatı doğabilir. Bakalım küçülüp ortadan sıvışabicekler mi?

İlahiyat ihtiyacı varmış. Bunu da çoktan bilirlermiş ama bir türlü gerçekleştiremiyorlarmış! Öyle olsa bütçeye ödenek konmaz mıydı?

İngiliz’in eline kaldı diye Evkaf’ın malları yağmalanmışmış! Bir gün hesabını soran olacak ve göreceğiz ki Türk devrinde Evkaf daha fazla mal kaybetti. Rumlara yağma ettirdiler derken görülecek ki asıl yağmayı yapanlara bugün yalaklık yapanlar ve “ ben asıl bizimkilere kızarım yani itiraz etselerdi yağmalamayı önlemezler mi idi?” diye konuşanlar olacaktır. Kendi başkanını seçmeye dermanı olmayan partiler Türkiyeli isteyecek de onlar vermeyeceklermiş!

Yok yahu! Hadi biri çıksın da Kütüpane’nin kitaplarını kurtarsın. Vakfiyelerin asıllarını geri getirsin. Gideli otuz yıl oldu, o emanetleri getirsin geriye.

 

İŞÇİ ARAMAYA BAŞLADILAR

Türkiye Kıbrıs bütçesini tam anlamıyla eline aldıktan sonra artan ekonomik kriz nedeniyle ve inşaat sektöründe Rum’a verilecek mal kalmasın diye başlayan yağma sonunda aşırı büyüyüp çökmesi üzerine Türkiye’ye dönüş başladı. Bunun üzerine sokaktan adam toplayıp üç kuruşa istihdam zorlaştı. Devlet desteği olmadan ayakta duramayacak halde olan iş çevreleri ve onlar krize girince inşaatları yarım bıraktıkları için inşaat sektörü Kıbrıslıya layık ücret ödeyemediği için bunalıma girdi.

Şimdi devir Türkiye iş bulma kurumuna başvurularla çözüm arama devri ama Türkiye’de de ücretler eskisi gibi değil. O kapı da zor. İşçi bulma kurumu aracılığı ile gelecek olan işçi tüm sosyal haklarıyla gelecek ve masrafı eskisi gibi olmayacak.

Liberal ekonominin görünmez eli duruma nasıl çare bulacak diye bekliyorlar. Partiler buna çare olacak görüş koymuyorlar. Seçimden bahsediliyor. projelerini açıklayıp oy hesabı yapanlar varsa da bu soruna el atan yok.

Geçen seçimi kazanan UBP krizi çözecek basiret göstermediğine göre bakalım seçilebilme niteliğine sahip olduğunu gösterip işitilme olanağı elde etmek için çabalayanlar projelerine ne ekleyecekler. Çözüm ancak göçlerle sarsılan Kıbrıslının kabul etmeye hazır olduğu ücret artışına yol açacak para politikasını uygulamaya başlamaktır. Yolsa hiç bir şey çözüm olamaz. para politikası ise Lira’ya elveda etmekle bulunabilir.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article