Son politik gelişmeler: Refahın ve mutluluğun ilk şartları yok

Must read

Bir Ülkede refahın ve mutluluğun ilk şartları barış, güvenlik ve insanlarının bağımsız, dokunulmaz ve özgür olmalarıdır. Ne yazık ki 1974 askeri harekatı üzerinden bunca yıl geçti hala bunları göremiyoruz. İşin ilginç yanı bunların olmadığının kanıtı harekatın anma günlerinde halka açıklanmaktadır. İnsanlarımız kapsamlı olarak organize nutuklar dinlemekte ve birlik ve beraberlik olmadıktan sonra işimizin boru olduğuna inandırılmak istenmektedir. Onlara askerler birlik berberliklerini bozmamaları gerektiğini ve kendilerinin bunun bozulmasına izin vermeyeceklerini anlatmaktadırlar. Bunun teminatı olduklarını ilan etmektedirler.

Birlik ve beraberlik demek çoğulculuk yoktur demektir. Karşıda bir düşman yaratıldı ona karşı sıkı durmazsak yandık demektir.

Bütün yapılanların pamuk ipliğine bağlı olduğu ila edilmektedir.

Sinmeli ve otoriteye boyun eğmeli yoksa düşman bizi yok edecek demek işitiyorlar. Belki varlık nedenleri olduğu içindir ama insanımızın mutluluğu pahasına bu inancı pekiştirmektedirler.

Siyaset de bunun çevresinde biçimlenmektedir. Adamları seçerseniz seçtiğinizi ve size bağlı olmaları gerektiğini, sizin onlara bağlı olmadığınızı unutmanız gerekecektir. O nedenledir ki seçilenler kanun nizam da tanımamayı hak görmektedirler.

Boşuna mı dışişleri bakanı olmakla müftehir efendi kendini yasadan yüksek saymaktadır. Sıkışınca ben öyle demedim demesine bakmayın bizim vekiller için de polise bu plaka sahibi yazmayın diye dağıtılan listede idiler. Nedeni bizim dokunulmazlık hakkından dolayı dava edilememeleridir. Yoksa suç suçtur, ceza da cezadır. Trafik cezasının usulü nedeniyle dava edilememek ceza vermeyi engellemektedir. Ancak bizim mebuslar ceza aldılar ve polis iste3rseniz vermeyebilirsiniz çünkü sizi dava edemeyiz denilmesine rağmen cezalarını ödediler. Beni yazamazsınız diye görevli polise sarkıntı olmadılar.

Ortaya çıkan bu durum dolayısıyla siyasiler meclisin mebuslarının durumunu ele almalı, işlev kazandırıp çoğulculuğa izin vermelidir. Yoksa sistemin bu şekilde seçimli demokrasi olması hesap verebilir, şeffaf ve hukuka bağlı bir hale gelmesi sağlanmaz ve sonuç da halka yararlı olmaz.

Mısır’da seçim öncesi askerler yerlerini pekiştiren ve başkanın yetkisini azaltan kararlar almış ve iktidarı öyle devretmişti. Seçilir seçilmez başkan misilleme yaptı ve askeri görevden alarak kendi yetkilerini arttırdı. İşte böyle örnekler de var. Bizimki de onun gibi bir şey.

Yaşamımız pamuk ipliğine bağlı, hukuk gerektiği zaman yok, fazla gerekmediği zaman var.

Tamamen anayasaya aykırı kararla başkent belediyesinin seçilmiş başkan ve meclis üyelerini izne çıkaran, yasadan yetki almayan tüzüklerle ceza yağdıran, istediği miktar ve konuda harç deyip para toplayan ve karşılıksız çeklerle bütçeye yükümlülükler getirmekten çekinmeyen Allahlık bir hükümet. Başındakinin icazetinin Ankara’dan geldiğini bilmeyen de yok.

Umut da fıtık ameliyatı sırasında cihaz çalışmadığı için izlenemeyen ve ölen adamın sorumluluğunu taşıyan sağlık bakanının seçilmesinde imiş. O gelecek sorunlar bitecekmiş.

DURUM DURUR

Olimpiyatlara katılabileceğimiz bir atletimizin katılmasıyla biz kanıtlandı. Büyük bir şeref kazanmışız. Elbet yurttaşımızın yarışması iyi bir şey ama bir kez daha komutanların nutuklarıyla varlığımızın pamuk ipliğine bağlı olduğunu açıkladılar. Durum değişmemiş. Ayağımızı denk atmazsak yanmışız. Bu durum ne zaman sona erecek: Asla. Durumun değişmemesi için ellerinden geleni başarıyla yerine getireceklermiş.

YKP Gençlik, BKP Gençlik FEMA ve KGP birlikte ikinci harekatın anılması günü dolayısıyla anti militarist barış harekatı konseri düzenledi. Artık dünyadan soyutlanmış ve durumu yasallaşmamış bir ülkede hukukun denetiminden uzak bir durumda yaşamak ve istemediğimizi haykırmak istiyorlar.

Bunu düzenlemek için yapılan çalışmalar durumumuzu bize açıkça gösterdi. Yasal olarak alınan izin düzenlenmesi adet olan Selimiye meydanında yapılması izni idi. Ancak polis Kadir gecesi olması dolayısıyla izni konsere üç saat kala iptal etti. Sonra Sarayönü meydanını kullanmayı önerdi. Ancak izni yazılı vermedi. Sonra ona da şüphe uyandırdı. Tam yurdumuzun geleceği gibi belirsizlik yarattı ve alışkın olduğumuz için fazla görünmeden ve tekrar iptalle karşılaşmadan yapalım gibi bir haleti ruhiye ile işleri götürmemiz gerekti.

HAYVANCILAR VE ÇİFTÇİLER YÜRÜDÜ KÜÇÜK SÖZ VERDİ

Çiftçiler ve hayvancılar örgütlü olarak gösteri düzenledi. Siyasilere dünyayı dar edeceklerini söyleyerek Lefkoşa’yı araçlarla salladılar. Başbakanlık önünde tezahürat yaptılar. Başbakan rolündeki İrsen Küçük isteklerinin hemen tümünü karşılamış. Allah Kerim. Hele köşeyi dönüp kurultayı atlatsın çaresini bulur. Yoksa seneye gene ayni terane. Liberal ekonominin fiyat denetimine ve devlet desteğine karşı olduğunu ekonominin rasyonelleşmesi için bunlara son verilmesi gerektiğini anlatacaklar, makaleleri yayımlayacaklar ve hatta İLGİLİ YASALARI çıkarmaya devam edecekler. Ancak cenaze de ortada kalacak. Çünkü Türkiye’nin para politikası değişmedikçe ve burada Lira kullanıldıkça karlı ve sürdürülebilir bir sektör olmayacak. Hayvancı, çiftçi, narenciyeci, patatesçi ve tüm sanayici devletin kapısında dilenmeye devam edecek.

İrsen’in gaylesi yok. Türkiye para vermezse ödeyemez, onları Türkiye’nin Kıbrıs kapısına yollar. Cari bütçenize para yok dedikten sonra geri çekilen o değil mi? Memura dişi bir az geçti ama daha hesaplaşma bitmedi. İrsen söz verir. Anlaşılan o da derviş meşreptir. Bulursa rakı içer bulmazsa and içer! Üreticilere de and buldu and içti. Vallahi ödeyeceğim dedi.

Kurultaydan korkusu yok gibi davranıyor. Basıl olsa sağlık bakanı hastanede anestezi sırasında ölen hasta başbakan olacak diye aday olmak isteyenin başarı göstergelerini herkes öğrendi.

- Advertisement -spot_img

More articles

- Advertisement -spot_img

Latest article