Son politik gelişmeler: ANAVATANLARININ İSTEDİĞİ SOSYAL HAKLARIN BUDANMASI ONANDI

Must read

Meclis kavgalı dövüşlü oturumların ardından sosyal hakların kesilmesi için yasalarda değişiklik yaptı. TDP mecliste direniş gösterdi ama umutsuzdu. Çünkü UBP’nin muhalifleri bir yolunu bulup etkisizleştirilmişti. Salon sosyal hak mağdurlarının bazı sendikalı temsilcileri boş cüzdanları salona atınca günün sembolü oldu. TDP başkanı Çakıcı kürsüyü konuşma rekoru deneyerek işgal edince de fiili müdahaleyle karşılaştı.
Mebuslar para yok reform şart iddialarıyla Küçük acentasını desteklediler. Karşı çıkanlar arasında CTP mebusları da vardı ama meclisin vakarına ilişmek istemediler. UBP giderse kendileri gelecek hülyasıyla vakur mebus imajı verdiler. Sevsinler! Polisi sivile bağlayacaklarmış, yardım heyetini kapattıracaklarmış dedikten sonra acentalığı devralmak olası değil.
Siyasi arenada ne yazık ki değişiklik yok.
Eroğlu şanslı adam. Kıbrıs sorunu END GAME’e doğru gidiyorsa da barış cephesi bastırmaya kalkmıyor. Ona milli birlik ve beraberliği sağlamış ilk başkan tafrasını atma şansını veriyor.
Rum tarafı uluslar arası konferansa sürüklenme olasılığını Güvenlik Konseyi kararındaki tarafların iç konularda antlaşması ve konferansı onaylaması üzerine konferans ifadesini sağlamakla önlemiş gibidir. Hıristofias durumdan memnun. Ret cephesini sindirmiş durumda. Amma ayni zamanda Eroğlu’na da çözümü erteleme şansı verdiklerini düşünmüyorlar. Konferansın çözümü dayatmasına engel oldular ama ne getireceğini bilen var mı? Ya konferans, Hıritofias’ın beğeneceği bir yeniden birleşme yönünde baskı sağlasaydı iyi olmayacak mıydı? Eroğlu’na engelleme hakkı verilince Hıristofias sadece çözümsüzlüğü garantilemiş oldu.
Herhangi bir ilgili ülkenin konferans fikri ertelenirse Türk tarafına baskı yapacak diye vaat yok ki!
EKONOMİNİN İÇLER ACISI DURUMUNA ÇÖZÜM ÖNEREN YOK
Siyasi partiler mali bir kriz içinde yüzen yönetimin acıklı haline çare önermiyor. Mecliste konu yasa tasarılarıyla gündeme geldi ama kahvelerde konuşulanlardan fazla bir görüş ortaya çıkmadı. Onun yerine engelleme uğraşları ve engellemeyi engelleme itişmesi yaşandı. İlk kez de muhalefet bölündü. CTP engelleme yapmaya kalkan TDP’yi desteklemedi ve UBP pazu gücü ile engellemeyi engelledi. Çakıcı’yı zorla kürsüden indirdiler.
Bu arada ayni yasalar dolayısıyla UBP’yi desteklemeyen UBP mebusları güya ciddi bir değişiklik olmuş gibi olumlu oy kullandılar. Tabii şimdi ne menfaat karşılığında oylarını değiştirdiklerinin dedikodusu gündem oldu.
Konu aslında tamamen mali durum krizi idi. Tabi ekonomik değildi. Ancak tepkililerin bile ağzında ekonomi vardı. Hala daha ekonomi ile maliyeyi (finansı) birbirine karıştırmaya devam ettiklerine göre sorunu ele almayı da beceremeyeceklerdi. Nitekim beceremediler.
Mali durum içle acısı ama bu durum portakal veya hellim imalatı için bir sorun olmamalı. Lakin ekonomi de berbat durumda ve acil müdahale bekliyor. Onu düşünüp de öneri yapan yok.
YKP kamunun ekonomi üzerindeki ağırlığını azaltmak gerektiğini söyledi ama onunla yetinmedi. Çünkü kamunun ağırlığını azaltsan da mübarek yerinden kıpırdayacak değil. Öyle olsa uzağa gitmeye gerek yok. Vergi vermeyen çok kişi veya kuruluş var. Vergi kaçağı hep bilinir. Onların da üretimden vazgeçip yeni işlere geçmeleri veya işlerini kapatmaları olağan haberlerden oldu. Demek ki elektrik fiyatları da engel değil. Çünkü devlet vazgeçse de özel şirketin daha pahalı ürettiği bilinmektedir. Elektrik fiyatları düşecek değildir.
Ya nedir? YKP iddia etmektedir ki esas sorun Türk lirasını tek milli para olarak kullanmaktır, Türkiye ile bile ki Lira kullanmaktadır dış ticareti Döviz ile yapıp kurlardan kazık yemektir. Türk Lirası kullanıldıkça ve değeri esas değerinin %60 üstünde tutuldukça üretim yapmak zararına çalışmaktır. Bu da olacak iş değildir.
Ekonomik krizden çıkmanın yolu Lira’yı milli para olarak tutmaktan vazgeçmekten geçer. Türkiye’nin para politikasının ve ekonomik politikalarının kopyalanmasından vazgeçmek gerekir.
Bir türlü YKP’nin bu iddiasına karşı görüş söylemeye çalışan görülmüyor. YKP’nin adını kullanmadan eleştiren de olmuyor. Muhalefetle görüşmelerde de bu görüşe karşı çıkan olmuyor. Sadece Lira’ya mahkûmuz çünkü Türkiye’den mali destek alıyoruz diyenler oluyor. Türkiye’nin mali desteğinin dahi Dolar olarak yapılmasına bakmıyorlar. Dış ticaretin dövizle yapılmasına da eleştiri getirmiyorlar.
KIBRIS SORUNUNDA BM, YKP’NİN ARAYIP BULDUĞUNU ARAMAYA BAŞLADI
YKP görüşmelerde paket antlaşma yapma kararının yararını görmeklerini, paket antlaşmanın gereği olarak rahat ileri geri girmenin taraflar arasında geri adım attı diye karşı tarafını suçlama olanağı vermekten başka işe yaramadığını söylemişti. Sonra buna son verilmesini ve anlaşılan noktaları uygulamaya koyacak çerçeve antlaşmalarının yapılmasını önermişti. Şimdi de BM, New York görüşmelerinde sonuç görülmezse uluslar arası toplantıyı da tarafların rızasına bağlamak zorunda kalınca başka yolları düşünmeye başladı. Duyulduğuna göre BM Kıbrıs temsilciliği bir Avustralyalı öğrenciyi Kıbrıs’a getirip başka yol için hazırladığı görüşü halkın bilgisine sunmasını sağlayacak. Bundan önce de Kuzey İrlanda modelini sunması için ilgiliyi getirtmişti. Henüz Avustralyalının ne diyeceği haber olmadı ama aklın yolu birdir. Bu kadar işlenmiş ve ortak noktaları sergilenmiş bir dorunda uygulamaya sokulabilecek noktaların uygulamaya sokulmasını istemekten daha iyi ve kısa yol olabilir mi?
New York’a ellerinde bulunan noktalara ait uzlaşılmış ve uzlaşılmamış konular listesini ve o konulardaki kendi görüşlerini önceden BM temsilciliğine sunmuş olarak gidecekler. Kendilerini sınama ve not verme fırsatını BM Genel Sekreterliğine vermiş olacaklar. Buna göre ya uluslararası konferans yolu açılacak ya da uzlaşılan noktaların uygulamaya konulmasını sağlayacak bir çerçeveye ulaşma yolu açılacak. Avcı’nın dediği gibi bu son şans olsa da KKTC tanınacak değil, görüşme kapısı da kapanmayacak. Buyurun bundan da yakın.
New York’tan konferans değil de uygulama isteği çıkarsa YKP’ye itibar etmeyen bar5ış yanlılarına kına yakınmak kalacak. YKP bu görüşleri yıllar ince gündeme getirmiş, tarafların elinde ortak devleti kurmak için yeteri kadar malzeme var, üzerinde anlaşılmıştır, gerisini ortak devlet yüklensin demişti. Buna dudak bükenler kınalansın.
Yoksa hep beraber dizimizi döveriz. Çünkü Kıbrıs sorunu petrol, doğal gaz gibi göz kamaştıran şeyler için de Türkiye’ye lazım hale geldi. Kıbrıs sorunu yüzünden Kıbrıs’ın denizlerindeki payının üçte ikisini eline almak şansı veriyor.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article