Son politik gelimeler: UBP Kurultayı

Must read

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...

İktidar olduğu söylenen UBP’nin parti meclisi ve genel yönetim kurulu toplandı. Konuları kurultayı öne almakmış. Bu arada ise iki parti başkanını partiye alma kararını bazı parti meclisi üyeleri karşı çıktık alamadılar dedi ama başkanları o benim yetkimdedir dedi.

Alın da bozdurun ve harcayın. Toplantıda özelleştirip de hayati önemdeki telefon, elektrik gibi halkın mallarını devletten ve memurlarından daha iyi yöneteceklerine iman getirilen özel sektörün paha biçilmez adamları, yüksek memur olarak göze girmiş vatanseverleri ve daha bilmem hangi üniversitede akademisyenlik yapan değerli simaları tek ortak özellikleri milliyetçi olduklarını iddia etmeleri olan zevat vardı. Bunlar ülkenin kaderini güya ellerine almışlardı. Dışarda da basın bunlardan hikmet beklermiş gibi yaparak toplanmıştı. Haber bekliyorlardı.

Partinden büyük iddialarla ayrılıp ayrı parti kurmuşlar ve ayrı programları olduğunu belirtmişler, seçime katılıp halka inciler dökmüşler ama UBP başkanı ve hasbelkader daha doğrusu Türkiye teveccüh gösterdi diye başkan olan İrsen Küçük, benim yetkimdedir diyor. O isterse Tahsin beyefendi ki bir ara tek devlet adamı diye göklere çıkaran olmuştu ve Avcı beyefendi ki Erdoğan’la UBP seçimi kazanmasın diye parti kurarak komplo yapmıştı, UBP’ye geri dönüş yapacakmış. Kimse de karışamazmış.

UBP eşrafı utanmadan partilerine başkan olacak adamı seçme yetkilerinin kullanılmaması için tezgah dokunduğu görüyor ve haklarının ihlalini konu yapmıyorlar. Komplonun içinde tüm belediye başkanları, Lefkoşa örgütü ve yetkili kurullarından bir sürü yaldızlı kişi utanmadan afra tafra atmaya devam ediyorlar.

Halk bunları seyrediyor ama o kadar UBP’li parti üyesi ve oy veren insanımız manzarayı ilgisiz seyrediyor. Kapısına gidip de ne oluyor ulan(!) deyip kapısını başlarına geçirmiyor. Komplonun başı partinin başında ve 21 Ekim, kurultayda biri seçilecek ama İrsen’e oy verenler çok olacak, ona karşı çıkan daha çok olsa da olmasa da durum değişmeyecek. Bir parti ki ya hey!

Yazıklar olsun. Halk da eylemlerle hükümeti yola getirmeye çalışıyor. Amma o kadar insan arasında UBP’li olmasın olur mu? Onlar neden partilerine hukuku getirmiyorlar. Bırakıp da kaçmadıklarına göre bu işte bir yanlışlık var. Kurnazlık damarlarımıza işlemiş. Meydanda muhalifleri destekleyip hükümetten genel menfaati korumasını isteyecek ama UBP’den de ayrılmayıp ufak hesaplarını koruyacaklar sanıyorlar. Bravo be vallahi! Bu kurnazlık durdukça iflah etmeyeceğimiz aşikar.

 

TAHSİN ERTUĞRULOĞLU

Her zaman genel kurallar işler. İstisnalar kaideyi bozmaz. Sen yurttaşın Rum’un hakkına saygı duymaz ve ganimeti savunursan Türk’ün hakkını da elin sürüsünü güttüğü gibi ararsın. Kıbrıs’ta Kıbrıslının hakkını değil Türkiye’nin haklarını ve ganimeti savunursan hak hukuk iddialarını da el sürüsünü sürer gibi ararsın. Onun için UBP’den ayrılışını da ayrılırken ettiği lafları da Tahsin Ertuğruloğlu yuttu. Onun gibi iddialı Avcı da gerisinde bir komplonun suçlarını bırakarak UBP’de kendine yuva aramaya çıktı. Belki tek iddiası olan Anavatanının izinde kaldı. Bu iz ise Anavatanının izi değil AKP’nin izi.

Kağnı gölgesindeki itin izi kağnı yürüdükçe gölgenin dışına çıkar ve görülür. Asıl UBP’li Tahsin imiş. Elbet haklıdır. Bu komplolara boyun eğen bir parti sağcı veya solcu olmuş fark etmez, ne olursa olsun Tahsin’e layıktır.

 

FEDERASYON AMACININ DEĞİŞMEMESİ İÇİN BM FAALİYETTE

Oh antlaşma olmadı kurtulduk diye umutlanan ganimetçiler Anavatanlarının kuvvetli kollarında huzur bulmayı umuyorlardı lakin normaldi. KKTC’yi devlet olarak kabul etmemekte direnen uluslararası kamuoyunun izin vermeyeceği belli idi ve BM görüşmelerde varılan noktayı saptayıp taraflara kabul ettirme çabasına girdi.

Cırlama yok. Kabul ettiğini söylediğini belgeleyip ilan etmezsen bile belirlenmesine katılacak ve Kıbrıs cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra nereden devam edeceğini teyit edeceksin. Tanınma talebini de yapmayacaksın.

BM bunu garanti etmek için devreye girdi ve Downer tarafları ziyaret etti. Taraflar ahkamlarını kesmeyi bırakmadılar ama bir sorun da yok dediler. Kıbrıs barış gücünün süresi de eski ahkamlarla beraber uzatıldı. İngiltere araya bir havuç sokamadı ama bir değnek olsun diye görüşmelerde ilerleme olmazsa BM mandasını ellemek istedi, olmadıysa da izi kaldı.

 

SURİYE BİZİM UMURUMUZDA

Ceberut bir idareyi uluslararası bir sürü soruna yol açmasına ve bu arada kitle imha silahları biriktirmesine rağmen uzun süre rahat bıraktı. Güçlü devletler de bu arada Suriye’den menfaat sağlamaktan çekinmedi ama Arap Baharı diye ad takılan lakin ne olduğu ve ne olacağı hala belirgin hale gelmeyen olgudan sonra içten karışıklığı dürtenlerin olduğu ortaya çıktı. Suudi Arabistan ve Katar gibi zenginler belli ki bazı saiklerle dürtenlere parasal destek sağladılar. Tabii ki dünya jandarması ve benzerleri de işin içindedirler. Rusya ise karşı ağırlık koydu.

Oyun devam ediyor. Stratejik derinlik lafazanlıklarıyla Müslüman kardeşlerine el uzatmak Türkiye cumhuriyetine elbette düşerdi ama uzanan el temiz olmalıydı yoksa Yemen’e karışmak gibi bir belaya bulaşmak düşünülmemeliydi. Suriyeli bir bela giderken daha beterine düşürülmemelidir. Onun güven duymayacağı hiç bir güç olaylarda rol alırsa Suriyelinin Suriyeliyi kesmesine seyirci kalmaktan başka yapacak bir şey kalmaz.

Akşamın inmesiyle yolları askerlerin işgal ettiği bir ülkede mezhep ve etnik bölünmeler varsa ve idare ayrımcılıkla belli gurupların menfaatini kolluyor ve bunu egemen kesimin iktidarını sürdürmek için yapıyorsa ya herkes demokrasiyi ve evrensel hukuk ilkelerinin hukukun üstünlüğü adına yürürlüğü garantilenmezse işin içinden kimse çıkamaz. Kıbrıs’ta bunları ihlal ettiği için uluslararası bir sorunun sahibi olan Türkiye uzak durmazsa olmaz. Çünkü hiç bir Suriyeli ona güvenmez. Hiç gidip görmeden iddia edebiliriz ki Türkiye’yi Kıbrıs’ı işgal edebildi diye öven Suriyeliler bile ona güvenemez. Onu övenler bizden de bir parça koparacak bunlar der.

Biz “adı yemendir giden gelmiyor acep nedendir” diye ağıtlar okunmasın diye bulaşanlara çekilin demeliyiz. Rusya karşı ise bu büyük faktördür işi uzatır götürür.

Yurdumuz silahların menzilindedir. Etrafımızda kanlı kavgalardan uzak durduğumuz gibi olabilse kanı durdurmak için yardımcı olmalıyız ama kendi muhtaç-ı minnet bir dedeyiz.

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...