Şili’deki olanları geçiştirmemek gerekir – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Ülkemizin kısır gündemi ile önemli gelişmelerin yaşanır ikilemi, Türkiyeden son gelen Peker dalgasıyla hazırlıksız ordan oraya savrulmalarla günlerimiz geçiyor. Hükümet denilip de hükmet olamamanın bazriz tutumlarıyla da tekrar tekrar tanışıyoruz. Ne etrafımıza nede dünyaya bakıyoruz. Ama, yeri geldikçe de dünyanın adıyla herkes kendini haklı zemine koydurtmaya da uğraşıyor. Dış dünya veya önemli ülke gelişmeleri, K. Kıbrısa pek raslamaz. Sadece, acemice partielrin ihtiyaç duyduğu anlar hariç. Bu nedenle mükün olduğu kadar, uluslararası yöne ağırlık vermekteyim. Nitekim, özellikle muhalefetin “eğer denildiği gibi toplumsal muhalefetse” dikate alacağı bazı gelişmeler de yaşanmıyor deyildir. Macaristandaki muhalefet itifakının aday göstermedeki uygulamayı düşündüğü teknik veya bugünümüzün konusu olan Şilideki referandum ve belediye seçimleri sonuçları, dikate alınması gereken konular olduğuna  inanıyorum.

Şili ülkesi, aslında pek de yabancısı olmadığımız ülkedir. Okyanuslar ötesinde olmasına rağmen, dünyaya önemli siyasal sanatsal örnekler verdi ve veriyor. Sosyalizme barışçıl geçiş deneyimi ve ALyende örneği, Pinoşet diktatörlüğü ile neoliebraleşmenin ilk örneği, Faşist baskılarda oluşan sivil direnişlerden gerila hareketlerine, itifak çizgilerinden çıkarn toplumsal muhalefetler, Pinoşeti iktidardan gönderme başarısı, merkez çizgide sol uygulama dönemleri, dayatarak Pinoşetin döneminin yüzleştirilmesi gibi…..

Son dönemde ise başlayan iki öğrenci kökelnli hareketle oluşan deyişimler, yine toplumsal dayatmayla anayasa deyişimini, mevcut yönetime kurumlarına dyeil de seçilen kurucu meclise verilmesi gibi düşündürücü ve ders alıcı birçok yaşananı, dünyada örneklem teşkil edecek boyuta çıktı. Unutmadan, Neruda ve Hara gibi dünyaca önemsenen sanatçıları da mevcutdur.****

Şili bu özellikleriyle tarih yazmaya devam ediyor. Geçen yazılarımın birinde son konu olarak ekledim: Şilide yapılan refrandumla yeni anayasayı kurucu sistem partileri ve meclisin deyil, seçilen kurucu üylelerle oluşturulması sonucu çıktı. Bu önemli bir gelişmeydi. Konuya deyinirken, hala ayni anda yapılan belediye sonuçları çıkmadı. Nitekim çıkan sonuçlar da yine mevcut sağ blokun deyil sol kesimin önemli başarılar kazandığı ortaya çıktı. Konu her yönüyle tartışılıp dersler alınmasına açıktır.

Kısa bir anımsatmayla önemi aktaralım: şiliide 2  yıl önce, yapılan eğitim zamına karşı Liseliler sokağa çıktı. Protestolar başladı. Devamında tüm eğitim kurumlarına yayıldı. Devlet klasik şiddetini uyguladı. Ölümler de başlayınca, beraberinde öteki güçler de sokağa çıktı. Aslında 2011 yılındaki öğrenci hareketinin birikiminin patlamasıydı. O  dönem dde yine Liselilerle ünüversitelilerin eğitimle başlayan neoliebral karşıtı tepkileriyle güçlenildi. Yeni çıkan kuşak ile toplumsal muhalefet adeta birleşiyordu. Nitekim, başlayan liseliler hareketi, gidrek toplumsal üst boyuta çıktı. Kadın hareketleri, yerli halklar, sendikalar hepsi eylemlerin içine çekildi. Tüm baskıalr bunu durduramıyordu. Gidrek anayasal deyişime varan taleplerle ivme yükseldi. Direnen resmi güçler sonunda durduramayacakları dalgaya tavizler vermeye, sopa göstermeye devam ediyordu. Artık patlamanın durudurulacak hali kalmayınca, uzlaşmayla gelişmeleri kendilerinin deyiştirilme noktasına durmaları için çaba gösterdiler. Direyatli muhalefet, yeniden devlet güçlerine işi brakmak niyetinde deyildi. Nitekim, anayasa dyeişimi için kurucu meclis seçimini önerdiler. Var olan parlementoya brrakmak istemiyorlardı. Üstelik, savundukalrı da anti neoliebral anayasa olduğunu da vurguladılar. Giderek kurucu meclis için yerli halk, kadın ve bazı kesimler için de kota ayrılarak renki kurucu meclisin birçok kesimin çıkarını koruyacak şekilde anayasa yapması için dayatılar.

Çaresiz kalan oligarşi, konuyu son bir fırsatla halka sunmayı önerdi. Halk da ezici çoğunlukla yeni seçilecek kurucu meclis yanıtını verdi. Belediye yereln seçimleriyle yapılan refarandumun özü bu. Referandumla birlikte seçilen kurucu mecliste ise devlet partielri resmi kkuruluşların gücü oldukça az. Yerel halktan, kadın örgütlerine varan birçok yapıdan kişilerin sayısal üstünlüğü var. Merak edilen, bu kurucu meclisten nasıl bir anayasanın çıkacağıdır. Belli olan, onca anti neoliberal düşünceli ve deyişim isteyen kesimden benzer sistemi koruyan taslağın olamayacağıdır.

Yerel seçimlerde ve valiliklerde ise sol kesim önemli başarı kazandı. Hem de 3  ayrı listeyle girmesine rağmen. Merkez sol ŞKP ve öteki radikla soldan listeleer yarıştı. Yeni isimlerle sol yeniden belediyelere geliyor. Bu bir anlamda belediye ve anayasa ikileminden nasıl bir Şilinin çıkacağı beklentisini de artırdı. Özellikle mücadele içinden çıkan ve sistemi eleştirerek yükselen kesimlerin, pratikte verecekleri mücadeleyle yeni bir Şili örneği ile karşılaşmamız mümkünbdür. Ama, şilinin net yanıtı, olaylar parlementer parmakta dyeil sokakta kazanıldığın yeniden kanıtlanmasıdır. Sokak yeni liderleriyleriyle ve resmi siaysetleri ret ederek yükseldi. Hem de liselilerin başlatığı başlangıçla birlikte sonuçlandı. Oysa, birçok olayda resmi güçler, mücadeleyi tek noktada sıkıştırıp, toplumsal muhalefet oluşmamasında epey uğraş vermekteydi. Sonuca bakın ki sokakta katliyaman varan tutumlar yapan Şili devleti, gelinen sonucu da başarı olarak savunma pişkinliğine geldi. Sanki bunlar uzlaşarak olmuşçasına anlatmaya çalışıyor.

Tekrar edelim: şili önemli bir deney birikimi olan ülkedir. Yeni anayaasa konusunda dahi resmi parlemento yerine direk yeni kurucu meclis oluşturarak banbaşka deneyimi gerçekleştiriyor. En öenmli kuşku şu: ABD nasıl bir müdahalede bulunacak? Unutmadık, Alyendeyi nasıl darbeyle devirtiğini: Şilinin talanına nasıl giriştiğini… Şimdi, demokratik deneyimli ve solun yeni döneme yönelik birikimiyle geliştirdiği koşullar, elbet Amerika için iyi deyildir. Onun da elinde olan silahları kulanacağı kesindir. Her konuda zaten, Şiliyi sadece Şili olarak düşünmedik. Onun için de acı olsa da yanılmadık. Ama, direncin olduğu, sokağı kulandığı müdetce, Şilideki gibi yeni alternatiflerin de oluşması kaçınılmazdır. Bundan deyilmi ki burjuvaziler hep “aman sokağa çıkmayın” tutumuna sarılırlar. Sokağın ve devletin hakimi olarak kendilerini korumayı hep önde tutuyorlar. Tüm bunlar; Şiliyi izleyerek yeni derslerle de birkimimizin artmasında oldukça önemli nedenleri vardır. Hep baskıalrı dyeil de başarıları da bilerek kendimizi hazırlamalıyız. Tıpkı Bolivya ve şimdi Şili deneyimi gibi.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,121TakipçilerTakip Et
51AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları