Seçimlerle Kibris ve Ekvator – Özkan Yıkıcı

Must read

Son yılarımız genel Kapitalist ekonomik krizin dalları arasına sıkışan ve hala sistem krizin dibinden çıkamadığı ikdisat bunalımla yaşayarak, Ortadoğu geniş coğrafyasından başlayan ve giderek Asya Pasefik yayılımı ve Afrika derinine doğru sürüklenen sıcak çatışmalı bölgesel emperaylist paylaşım rekabet stratejisi arasına iyice kuşatılıp sıkılıyoruz. Bunlar adeta genel sistemin kriz ve savaş gerçeklerinin Pazar kavgası ve fırsat değerlendirme araçlarıyla yol arama çırpınışlarıda oluyor. Epey zamandır yaşanan genelden özele ilen bu altüstler elbet kitlesel etkileri yıkıma varan sonuçlara ulaşıyor. Tamda bunlar yaşanırken ve Neoliberal sermaye daha acımasız saldırarak kendi sorunlarını çözme peşindeyken, olayların kitlesel yansıyış biçimlerinden biri olan Seçimler de yapılıyor. Burda çok önemli bir ayraç karşımıza geliyor. Kitlelerin hoşnutsuzluğu ve hatta bazı ülklerde sokağa dek yansırken, öte yanda sandık ortaklaşma örtüşü olmuyor. Hatta seçimler yapılan tepkilerle veya gösterilen öfkenin tam aksi sayısal rakamlar veriyor. Öyle ters rakamlar oluyor ki ilgili poletikalar için sokağa çıkan ahali, birden ayni poletikaları daha ödünsüz uygulayacağını söyleyen partilere oy verip onları sistemin yeni taze kanı olarak iktidara taşıyorlar. Bu konuda geçen hafta yazdığım ispanya oldukça can alıcı örnektir. Böylesi paradoksal yaşamın seçenek arası boğuculuktan geçiyoruz.

Yapılan yukardaki özetin benzerini hafta sonu ilk turda ve belli ki devamı önümüzdeki haftada Kıbrısta da tanık olacağız. Kıbrıs hep kaçırılan gerçeği ile dış dinamiklerin kuşatılmış etkisiyle sistemsel yaşanan özelikle Ekonomik kriz kendi yapısal dış bağımlılık sonucu direk burayı da ayni yöntemle vurdu. Daha doğrusu; Sermaye arası çelişkielrde Kuzey Avrupa sermayesinin güneydeki pazarları ele geçirme fırsatlığı şimdilerde tıpkı Yunanistanda olduğu gibi Kıbrısta da yaşanıyor. Fakat hep eleştirdiğim onutulan sistem gerçeği sonucu Kıbrısın güneyindeki krizi de daha abartı yereleştirme yapıp Kapitalist Pazar ve krizdeki fırsat kulanma kuraları onutuldu. Böylelikle olay daraltılıp fatura güneye çıkarıldı. Teşvik eden Uluslar arası kredi kuruluşları veya AB bağımlı olmanın getirisi hiç ama hiç sorgulanmadı. Neyse olayı zaten daha önceleri yazdım.

Kriz koşulalrda yapılan seçimlerde Anastasiyadisin kazanacağı kesin gibi. Bazısı onun “miliyetciliğini, muhavazakar” olmasını öne çıkararak hatta sistemden bağımsız yorumlayıp en başta Kıbrıs sorununda olumsuz gibi sunma davranışları hep oldu. Onutuldu ki Anastasiyadisin partisi DİSİ Kıbrısta en krtik durumlarda sistemin içsel etken dinamiği oldu. 74 darbesi ve sorasını veya Annan pilanı dönemini anımsayanlar bunun nedemek olduğunu anlarlar. Yine Anastasiyadis Hristofiyasa karşın AB eksenli Troykanın isteklerini zaten kendi Ekonomik prokram olarak çoktan kabulendi. Serbes Piyasacı ve özeleştirme aşkına çoktan tutuştu! Kıbrısta hep belek silinmesi kolayca olur. Onutulur ki sistemle içeleşme ve yeni stratejik sömürge yapılanması; Belekler Emperyalist denilen AB yapısal durumu Kıbrısla nasıl bütünleştiğini akıldan sildirtiler. Ozaman da hem krizin Faturası Hristofiaysa, Hemde Kıbrıs sorununda salt suçlu onlar gibi kısgaç içinde poletika takıntısı oluyor. Oysa belli ki Doğal gazla birlikte kıbrısta enerjinin özeleştirilmesi, pay kapma hamleleri ve gerekirse ayarlamalar yapmada Anastasiyadis çok iyi bir figür olmaya adaydır. Emperyalizim ve işbirlikci çizgisindeki Milliyetcilik bütünleşmesini hala anlamayan varsa, demek oluyor ki onca konuşulup yazılanalr boşuna. Belli olan; Kıbrısta seçimler öne çıkan ekonomik krize ve sunulan önerielre ahali karşıyken sandıkta gidip resmen bunu daha ödünsüz uygulayacak poletikacıyı seçmekle önemli bir çelişki oluştu. Bu çelişki yarın uygulamada daha ironik muhalif sözlerle hisedilecektir.****

Avrupada yapılan seçimelr yaşanılan krizi kemer sıkmalarla halka ödeten poletikaları daha tavizsizi iktidara taşırken, Latin Amerika Ekvatorda tam aksi Rafayel Karvalyeli yapılan başkanlık seçiminde Y.56 oyla yeniden başkan yaptı. Bolivarist sol olarak da anılan Çavez tipi liderliklerin Ekvator devamı olmaktadır. Özelikle Rafayel iktidara gelirken ülkede yaptığı madenlerdeki kamulaştırma ve gelir dağılımdaki sosyal poletika denemeleri sonucu yoksul kesime getirdiği iyleştirmelerle önemli bir destek aldı. Ordunun darbe yapma veya bazı komploları halkın desteği ile atlatan Karvalyel son seçimde rakibinin iki katından fazla oy alarak yeniden başkan seçildi.

Ekvatorun Amerikanın “Muz cumhuriyeti” olduğunu, ordaki enerji ve altın kaynakalrını Uluslararsı tekelerin acımasızca sömürdüğü ve halklar arasında özelikle yerlilere karşı inanılmaz ayrımcılık olan bu ülke Rafayel öncesi 10 yılda 7  başbakan değiştirdiği düşünülürse ülkede olanlar ve Rafayel Karvayelin yaptıkları daha iyi anlaşılacaktır. Bizim etrafımızda Neoliebarral rüzgarlar krizle yoksulaşma ve Ortadoğu çenberi ateşiyle kavrulrken Latin Amrikada da çeşitli sol poletika deneğimleri yaşanıyor. Ekvator bunalrdan biridir.

İşte bu hafta size 2 ülke seçimi. Yakında İtalya da bu kemere eklenecek. Şimdiden italyada kendini Merkez Sol gören parti itifakı adeta solu ret ederek ve piyasa modelini savunarak merkezi çizgide seçime girerken kazanma şansı kadar ilerde gelinen siaysal çizgisiyle çok konuşulacaktır. Zaten Sosyaldemokrat partielrin merkeze kayıp piyasacı olmakla adeta sol seçeneği tüketmesi sonucu kitlesel eylimleri ve toplumsal muhalefete karşı oldukça olumsuz sonuçlar gösterilmektedir. Kıbrısta ise net belli olan; Karma Ekonomik modelin yerini piyasalaşma ile dönüşme sürcinde olacaklar belli. Doğal gaz olması ve Kıbrıs sorunu adayı yeni konuşulur rekabetin içine çekti. Bakalım daha neler göreceğiz: Tabi çoğu görmeyerek kervana karışıp giderek bu işler bir dönem daha böyle sürecek gibidir.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article