Seçim davulu burada ve Türkiye’de çalarken gündem de aynı nitelikte – Alpay Durduran

yazarın tüm yazıları -->

Siyasetin kalitesi farklı da olsa siyasilerin çevresinde bulunan siyasi çalışmalar konu olarak çok benzer. CHP muhalefeti de hangi adayın nasıl kabul veya reddedildiği gibi sözleri değerlendirmekle vakit harcar diğerleri de. Erdoğan’ın çevresindekilerin ona karşı davranışı gibi eleştirilerle ve karşı eleştirilerle vakit harcanıyor. Bu arada da iktidar şikâyetlerin kaynaklarına nasıl örtü serdiği konusunda başarılı mı diye merak edilenler konuşuluyor.

Hâlbuki tesadüfen, gelişmiş demokrasilere de tanık oldum. Amerika’da canlı bir seçim kampanyasını ve hangi adayın hangi ulusal konuda ne yapılması gerektiğini esaslarıyla öğrenebildim. Kimsenin sesi öyle idi de seçmene hitap etmeyi beceriyordu gibisinden değerlendirmelere itibar etmedi.

Demek istediğimi anlatmak için örnek vereyim, haberde Merkez Bankası başkanı bizim paramız TL onun için para politikamız yok, olamaz demiş bir köşe yazarı da aynı görüşü makalesinde söylemiş ama adaylardan ve partilerden paramız yoksa yok politikamızı onun için üç para üzerine inşa edeceğiz diye olmamış. Hâlbuki para politikası olmayan bir ülke olamaz. Bizim milli parasız devlette de para politikası uygulanmaktadır ve adı konulamamaktadır çünkü soran yoktur. YKP’den başka…

Ülkemizde de para politikası vardır yani ne uygulanıyorsa o politikadır. Kasada maksadı ne olursa olsun bir para varsa ve onun harcanmasını emreden bir yazı maliyeden gelirse o para ödenir denilen bir uygulama tam da bizimkilerin politikasıdır ve beceren becerdiği parayı becerdiği maksatla becerdiği kişiye ödetiyorsa yanına kâr kalır.

Bunu bilmeyen değil doğal sayan bir toplum aslında politika denilecek bir şeyden bihaberdir. Eskiden diktatörlükten başka bir şey olmayan padişahlıktan milli diye övgüyle bahsetmek ve dünya tarihinden ve uygarlığından fazla övmek kafa karışıklığı yarattığı için İngiliz’in Krallık döneminde de onun parasını kullandığımızı ancak bugünkü gibi şikâyet konusu yapmadığımızı unutup gittik mi?

Ondan sonra bir süre Kıbrıs lirasına geçtik ve gördük ki başka ülkenin parasını da kullansak o paradan daha iyi ve değerli para sahibi gibi düzgün yaşayabiliriz.

Tam o zaman Kipriyanu adlı bir milliyetçi başkan oldu ve bankalar yasasını değiştirip faiz denetimini kaldırdı ve yasama disiplinini kaldırıp yasaların anayasanın emri olduğu için Türkçe’ye de çevrilmesini bile ihlal etti. Anlaşılan Yunan kültüründe de yasa değil emir yürürlükte sayıldığı için hukuk devleti gitti, birçok yasa uygulanmaz oldu. Şimdilerde gelir geçer yerli yabancı eşkıyaya pasaport, kimlik(!) satmakla meşgul olmak da yasadışı işlerin kârından başlarının döndüğünü anlıyoruz.

YKP sürekli meclise parayı denetlemek için kurulduğunu anımsatmaya ve ona göre paranın denetimini yani para politikasını onun yönetimde olmasını unutmamayı anlatmaya çalışır ama nafile…

Mecliste bütçe yasaları her yıl özenle geçer gibi yapılır ama meclis üşenir ve gereken bilgi nedir geçen yılki bütçenin uygulanma oranı neden bu kadar isabetsiz olmuştur gibi eleştirilerin kendisine ulaştırılmasına ve tatmin edici değilse ilgili görevlilerden hesap sorulmasına çalışmaz.

Her yıl uygulama raporu yani kesin hesaplar ve Sayıştay’ın denetimi anayasanın emri olarak meclise sunulmalı ve eleştirileri konu olmalıdır ama artık duymaz olduk.

Bir de elektronik yani kağıda basılmamış sunulabilmesiyle ortadan yok olmuş gibi oldu.

Meclis dünyaya geliş gerekçesi olan bütçe yapmak ve denetlemek görevini önemsemekten vazgeçti. Gözü açık makale yazarları bile sonunda para politikamız yoktur dedi ama nedeni TL kullanmamızdır gibi konuşmaya başladılar. Hâlbuki Ada’mızda bile birden çok para hem de yabancı para kullanan ülkeler var. Biz yasal olarak  AB üyesiyiz de yani £, € ve TL aslında paramızdır ama TL resmidir demişiz. Peki TL’miz var ama para politikamız yok mu? Yoksa meclise gerek yok, yoksa (Krala padişah)’a gerek yok demektir.

Halkımız yıllardır aldatılmakta ve Türkiye’den gönderilen memur, talimat ve paraları birbirinden ayırt edemeyecek şekilde himaye altında bir sakat gibi yaşatılmaktayız ama ne olup bittiğini anlamaya yanaşmayacak kadar etrafa bakmıyoruz.

O nedenlerle siyaseti dedi kodu ve seçmen tavlama olarak görmeye alıştık ve bu bozuk düzeni devam ettirmekten başka bir amacınız yoktur. Dünya çapında tartışılan sol, sağ ve diğer nüanslar onun için seçimlerde bile konuşulmaz oldu. En sol geçinenin bile tüm söylediği bir masa kuralım görüşlerimizle yardımcı olalım değil mi? Yani görüşü var ama bize de seslense olmaz ille masa demek ne demek. Anlat ne yapacağını biz de muhalefette iş var diyelim. Seçmen duysun oyunu versin. Tek yol masa kurmadı diye kızdırıp ortaklara oy vermeyin demek mi!

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

6,001BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,116TakipçilerTakip Et
47AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları