Sebat havasında mırıltı nakaratı – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Son günlerde medyada güncelleştirilen, resmi medyanın ise ötelemeye çalıştığı duruma bakın. Dün herkesi bir anlamda Türkiyeci olmadığı için suçlayıp, Türkiye ile birlikte günümüz Kuzey Kıbrısı şekillendirilenlerin hali bir başkadır. Kendileri en iyi sömürgeci işbirlikçi olup, ilahklaşma politikasını “kurtarıcılarımız” diye öven kesimler şimdi kendileri birbirine girdiler. Gerçekleri söylemeden, alıştıkları “kahramanlaşma” gösterisiyle suçluorlar. Muhalefete, Türkiye gerçeğini söyleyenlere karşı takındıkları suçlandırma durumu, gelip şimdi birbirlerine karşı oluştu. UBP kendi dışındakileri “rumcu” kendileri de Türkiyeci olup her probagandada “Türkiye karşıtı ve destekleyicisi” çizgisini kondurturken, son Erdoğan operasyonlarıyla ayni duruma gelince, birden darmadağın oldular. Öyle ki düne ve hat ta devam ederek son kalan kırıntıların yetkisini de Türkiyeye direk devrederek, işbirlikçi dağıtıcı kalmaya çalışıyorlar. Ancak, kendilerine kongre dahi yaptırmazken, ayni şekilde işbirlikçi kesimleri de saraydan koltuğa oturtarak hala imaja da oynamaktadır. Sonra sıkılmadan eşit iki devlt, yetki gi  algılarla da propagandaya devam etmektededirler. Gerçek olan, dün gerçekleri yok sayrak oluşan işbirlikçilik, şimdi yetkiler elden alınırken direnç göserecek tutum da kalmadı. Ama, yine de koltuk hesabıyla kendi kendileriyle debeleşip duruyorlar. Artık karşıt yalanla duracak sığıntı da kalmadı…

Son dönemde alışılmışın dışında, bugüne dek ötekileri suçlanarak işbirlikçi koltuklara oturanlar, şimdi elerindeki yetkiler alınırken, kendi içlerine de müdahaleler gerçekleşirken, çaresizliğin debelenmesine tanık oluyoruz. Kazandım denilen anda, gece operasyonuyla adaylıkları elinden alınırken, sesleri çıkmadı. Fakat, bu gerçekleri söyleyemeyen, direnemeyenler, şimdi yine kahramanlık türküsü söylemeye çalışıoyor. UBP Türkiye müdahalelerini lehine kulanırken, Denktaş gücüne güç katarken, sıra onlara gelince, birden nasıl darmadağın olduklarına da tanık oldu. K. Kıbrıs tarihi yakın dönemde böylesi tanıklıkla yazıldı.

Müdahalelerle ve temizlenen bazı dosyalarla saraya gönderilen Tatarın şımarık ve dangadunga girişimleri etrafı boğuyor. Aday dahi olamayan Sanerin, gece operasyonuyla başbakanlık makama gelişi de başka bir gerçekliktir. Üstelik, kongre sayısal gerçeğine rağmen. Dün Türkiye adayları çektririp UBP kesimi kazandırırken, gayet mesutdular. Şimdi ise şaşkınlık ile Türkiyeye kendielrini beyendirme yalaka yarışı vardır. Neden beni Türkiye sevmiyor arayışları da gerçekleşiyor. Tatar Cenevrede inanılmaz laflarla politika yaparken, Saner Ankara dönüşü, olanları söyleme cesaretini ddahi kaybediyordu. Yeter ki koltukta kalsın düşüncesi öne çıktı. Söylene söylene kanıtsanan yalanlar ve baskıların doğallaşması, şimdilerde UBP eksenine dek taşındı.

Birileri çıkıyor, seçtikleri tam da yerinde olan gazeteyle TC elçisine hastahanelerini bitirmelerini yalvartan yazı yazıyorlardı. Belediyeler elçilik kapısında dolanıyor. Kara yolu ihaleleri Türkiyede malum kural ile veriliyor. Elerindeki yetkileri devredenler, bu yetmezmiş gibi yurtaş dağıtarak seçim kazanma yolunda. Deyişecek nifusun gelecek K. Kıbrısın ne olacağı umurlarında deyildir. Talimatı alıp yerine getirerek makamcı olmanın zehirli tatlısını yaşamaktadırlar.

Türkiyeye şükran ve teşekkürler ederken, müdahale ile kazanılnkta olan başkanlığı dahi savunamadılar. Ama, dağılan parti konumlarına karşın yine de kendilerini kanıtlama peşinde. Arıklının Sucuoğlu için söylediği durum fırtınalar yarattı. Oysa Sucuoğlu kısa zaman önce aArıklının partisindeki kurultayda rakip adayı desteklediği daha unutulmadı. Hele gece yarısı kazanmakta olduğu başkanlıktan neden çekildiğini hiç açıklamadı. Konu, Türkiyedeki rejim yanlısı görünerek koltuğu kapma sevdasıdır. Bu ne aşktır ki tüm gerçekleri örtmeye yetiyor. Aşkın gözü kördür tekerlemesi, günümüzde K. Kıbrıslı politikacıların tutumuna tam uyuyor.

Elçilik artık kurslar düzenliyor, ihaleleri açıklıyor, çoğu bilgi buradaki koltukçularda dahi yok. Ama, Cenevrede Tatar iki eşit devlet diyor. Elbet tam Tatar usulü da yalanı da katarak. Tatara göre bu görüş kendisinindir. Oysa Denktaş doksanlarda bu tezi açık ve daha içi doldurularak savunuluyordu. Ama, K. KIbrısta dilediğin yalanı söyle. Üstüne Türkiye sosu da ekleyince, kimse cesaret edip bu yalandır diyemiyor. Dün önemli muhalefet, gerçekler karşısında “zamanı deyildir” dneilip kendi kendilerine kelepçe koydular. Oysa zamanında konuşulmayan gerçeklerin ilerde acısı daha keskindir görüşü de olduğunu da yok sayıyorlardı.

Aslında son dönemde Türkiyenin Suriyedeki kuzey bölgesindeki yaptıkları konuşturulmaya çalışılınıyor. Libyadaki durum bir başka hazin. Şimdi de Afkanistanda Kabil hava alanının korunması görevine taliptirler. Suriyenin dışişleri byardımcılarından Caferi ülkeyle ilgili bazı acıtan yaşanmışlıkları açıklıyordu. Benzerleri K. kIbrısta da yaşandı. Herkes görürken, kimse konuşmayarak, ganimet tipi paylaşımın cenderesinde yok edildi. Halbuki, K. Kıbrıs labratuvardı. Buradaki deneyimler, ilhak politik hamleler pratikle sınandı. Kuzey Suriyede duyduklarımız bize hiç yabancı dyeil. Hele her girilen yerden Türkiyenin çıkacağı farazisi hep çöktü. Bunlardan hiç ders alınmadı. Türkiye bunlarla yüzleşme bir yana kendine siyasal kazanç hanesiyle iç politikada oynandı.

Son K. Kıbrısta düne kadar Türkiyenin işbirlikçilerinin başına gelen de bu. Sıra onlara da geleceği hep söylendi. Tam aksi, bunu söyleyenler dahi ganimetden pay alma adına onlara yaklaşıp işbirlikçi oldu. Dış sermaye el koyma, nifus yapısının deyiştirilmesi ile yetkilerin elden Ankaralaşması sonucu, buradaki işbirlikçilere ihtiyaç azalırken, yapacakları işler de daraldı. Bunlar hiç konıuşulmaz. Türkiyesiz Kıbrıs konuşması da Sucuoğlu Arıklı ekseninden öteye de gitmez. Dahası, öylesine nifus yapısı oluştu ki buradaki işbrilikci mesleki ve güdük burjuvalaran da ihdiyacı sonlanıyor. Hala anlaşılamayan bu. Sıranın kara para alanı ile mafyalara geldiği Ankaradan bağıra bağıra ilan edilirken, Pekerin videyolarına yansırken, bunu da şimdilik yok sayma peşindedirler. Ozaman da elden gidince de yanlarında kimse yok. Kendielrini dahi savunacak yyerleri kalmıyor. Gürleyenler dahi bisi kesilme noktasına geldiler. Ama, eşit ve iki devlet istemeye de devam.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,157TakipçilerTakip Et
58AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları