SAYGI DUYMAK – Ali Sarıtepe

Must read

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanvekili Zeki Sayar; Temmuz ayında havuza mayoyla giren Şelale Akdoğan’ın daha sonra ise mayo ile girme yerine haşemeyle suya girmesi sürecinde karşılaştığı sorunlar neticesinde savcılığa baş vurmasına yönelik olarak verdiği beyanatta “Yaşadığımız çağda öne çıkan insan hakları ve demokrasi gibi değerler önemli kavramlardır. Kişi inancı gereği olarak bu şekilde bir tercih yapmış ise hiç kimsenin ona engel olma hakkı bence olmamalıdır.” Devamla da “Teravih namazı vardır yoktur. Bu türden tartışmaları çok yersiz buluyorum ve doğru olmadığını düşünüyorum.”

Bir dildir bu. Bu dil insan hakları ve demokrasi anlatımı ile; bireyler arası ilişki, birey toplum ilişkisi ve devlet aygıtının bu iki norm üzerinden kurduğu ilişki silsilesi.

Siyasal islamda, metotta istismarını ve söylemde demegojik karakterini burada bir kez daha görmüş olmaktayız.

Kendi düşünme sistemini ve yaşama biçimini hayatına ve hayata uygulamaya sokarken, karşılaşmış olduğu karşı düşünce sistemi yaşanma biçimi uygulamaları karşısında sorunu hemen İnsan Hakları ve Demokrasi olgusu ekseni etrafında izah etmeye ve böylelikle kendisine toplumsal ve hukuksal kabuller hazırlamaya çalışmaktadır.

Sorun bunda değildir. Sorun kendisine şemsiye edindiği bu değerleri, aynısınca başkaları da karşılaştığında; kendisine şemsiye tuttuğu bu değerlere başkaları için kararlı bir şekilde durmadığıdır. Ve biraz ileriye taşıdığımızda o değerleri tamamen unuttuğu durumdur.

Türkiye bütününde; kendini farklı inançlardan, inanç içi bölüntülerden tarif eden insanların ve toplulukların yaşam biçimleri söz konusu olduğunda; kendinden öncede var olan dışlanmaları kendisi zamanında da devam ettirmelerine ne denmelidir.

Bu anlayışın yakın zamanda siyasete taşınmasının en açık örneği CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Alevi olduğu özellikle öne çıkarılarak, Sünni kesim içerisinde negatif algı yaratma çabası taze olarak ortada durmaktadır. Farklı dinlerin kurumlarına karşı yaratılan öteleme ve ötekileştirme dünde olduğu gibi bugünde devam etmektedir.

Sorun, İslami anlayışı siyasal karakter haline getiren bu cenahta insan hakkı ve demokrasi kavramının istismar amaçlı kullanımıdır. Dolayısıyla, ihtiyaç duydukları anda raflardan indirilerek kendileri için kullanıma sokulmaktadır.

Durum sadece bu kadar da değil.

İslami düşüncenin ilk halinden itibaren; toplum ve devlet yaşanmışlıklarından islamiyete mütemmim-cüz gibi eklenen/eklendirilen algılar/inanışlar, İlahiyat bilimi yapan akademisyenlerce tespit edilip topluma anlatılınca, bu tür algı/inanış yanlışlarını ayrıştırma sürecine tabi tutulması gerekirken; devletin ve toplumun bekası anlatıları yapılarak, ayrıştırmalara engel olunulmaktadır.

Din; çoğaltılarak, şişmanlandırılarak obez hale getirilmiştir.

Mağaralarda yüzlerce yıllık zaman içerisinde tek tek damlaların aynı noktaya ve birbirlerinin üstüne düşmesinden oluşan sarkıt ve dikitler nasıl ki tek tek damlaların kendisi değilse, din de/islamiyette yüzlerce yıllık yaşanmışlıklardan üzerine düşen tek tek gelenek eklentileri, devletin ve toplumun yönetmede kolaylaştırma eklentileri ile o artık ilk halinin kendisi değildir.

O, iktidara payandalar yaratan bir olgu olarak yaşamda yerini almış olmaktadır.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article