Panama, Pakistan ve Türkiye bağlantıları – Özkan Yıkıcı

Must read

Senelerdir uluslar arası konularda makaleler yazıyorum. Ülkeler düzeğinde seçki yaparken, iki kurala önem veriyorum. İlgili ülkedeki gelişme ile uluslar arası etkileri ve bize yansıyışlarına dikat ederim. İkinci kural ise seçtiğim ülke örneği, emsal olasılığı ve kıyas yapma özelliklerinin de olmasına önem veririm. Bir anlamda, duymadığınız bir ülke veya önemsemediğiniz gelişme içinde, aslında sistemi ve kıyas yapılacak örneklemi birlikte veya ayrı ayrı bulma olasılığınız hep vardır. Öyle, lafola konu seçkisi ve ülke haberine önem vermiyorum!

Panama ülkesi, çoğunuz için çok önemsiz bir ülkedir. Eminim, ülkeler hakında ilgisi olmayanlar, bu devletin adını dahi pek duymuyor. Ben sürekli Uluslar arası konularda 96 yılından beri yazıyorum. Daha önceleri dönem dönem ve çoğukez takma isimelrle benzer konularda yazılar döşüyordum. İlgili tarihten sonra değişik gazetelerde Uluslar arası ilişkiler ve gelişmeler ağırlıklı yazıalr yazdım. Bazen konuk olarak arada prokramlara da çıktım. Son dönemde ise Ratyo ve internet televizyon yayını yapan Mayısta da bu alanda önemli yorumcu olarak katılıyorum. Panama ülkesini ise iki defa oldukça önemli sayılacak derecede makalemde konu yaptım: Birincisi, diktatörler konusunda örneklem olarak seçki halinde yazdım. Noryeganın önce CİA tarafından nasıl iktidara taşındığını, sonra ABD eksenli birçok kirli politikalara karıştırıldığını ve işi bitiğinde de açık Amerikan işkali ile devriliş örneklemini, birçok diktatörün alınacak ders şeklinde konum oldu….

İkinci makale konusu ise yakınlarda yapıldı. Uluslar arası sermaye yasadışılık veya vergi kaçırma kara para trafiği nedeniyle panama konum haline geldi. Kurulan birçok uluslar arası danışma hukuk avukatlık şirketlerinin Panamada merkezi olması, bunalrdan ikisinin sızan belgeleri ile, Kapitalizmin kirli sermaye akışının yansıyıcısı olmasıyla yankı buldu. Panama ülkesi, bir anlamda sermayenin yasadışı kirli dolaşımı, vergi kaçırma hareketlerinin nasıl gerçekleştiğinin, belgeleri uçuştu. Sızdırtılan bu belgelerle, hem sistemin öteki yüzü, hem de Panama gibi ufak bir ülkenin, nasıl ulusararası şirketlerin merkezi olup, rol alarak oluşan finansman alanlı resmini gösteriyordu.

Panama belgeleri ile resmen dünya sarsıldı. Birçok ülkenin kirli sermaye kaçışlarının bilgielri doğrulandı. Önemli sarsıntılarla, bazı politikacından sanatcısına epey kesimin sorgulanması ve hat ta yargılanmasına yol açıldı. Ufak Panama, ülkesindeki basit denecek danışmanlık avukat şirketleri sayesinde Kapitalizmin çirkin, yasadışı yüzünü sergiliyordu. Böylelikle ilerde kapitalist eleştiri yapmak isteyenler, Panama belgeleri adıyla bu kaynaklara baş vuracaktır.

Panama kanalı cıvarında ve Uluslararsı çizilen yapısal özellikleri sonucu, Panama, Emperyalist yeni sömürge gerçeğini ve kapitalizmin kirli sayfalarını açığa koyan örneklem olarak yakın tarihte yeniden belgeelrle dünyada yerini aldı. Kim derdi ki ufak Panama, kocaman kapitalizmi teşir edecekti!*****

Panamadan çok uzakta bir ülkedir Pakistan. Herhalde birisi size, Panamadaki bir bilginin, Pakistan gibi kocaman ve oldukça uzak ülkenin başbakanının istifasına neden olacağını söyleseler, kaçınız inanır? Üstelik, artık herkes unutmaya başlamışken, Panama belgelerini başta burada ve Türkiyede kimse dikate almayıp sermaye vergi kaçrımasına ses çıkarmazken, son Panama kurbanı Pakistan başbakanı Nazif Şerif oldu….

Panama belgelerinin Pakistanı vurması da ilginçtir! Pakistan gibi çoğumuzun algısında geri kalmış, otoriter devlet imajlarına karşın, sırf Panamada çıkan belgelerle, bazı Pakistan yetkililerin adı olmasıyla, yargının işleyip karar alışıyla, başkanın dahi istifa etmesi, elbet beklenen gelişme değildir. Hele de sokaklarımızda dahi taşaron veya daha da geride çalışan Güneşteki, Pakistanlıları da düşününce: bu ülkede bizde dahi olmayan yayrgı gücü nasıl olur da Pakistanda olur sorusu dahi yoktur. Ama, Pakistan anayasa mahkemesinin işlemesi ve kamuoyu gerçeği Pakistanın Şerifini de istifaya dek taşıdı!

Panamanın sarsıntısı Pakistanı dahi etkielrken, birileri çıkıp da Kuzey Kıbrıstaki bazı şirketlerin de Panama belgelerinde adı olmasına karşın, neden kocaman “çağdaş hukuklu” memleketimizde karşılık bulmadı diye soran odlumu?Hele Türkiyede şu anda Cumhuriyet gazetesi davasıyla yargı hükümet bağdaşlığı gerçeğinde geri görülen Pakistanın tavrı da ne oluyor!

Bir anımsatma; Pakistanın yakın tarihi yayrgı hükümet ve başkan üçkenli çok çelişkili dönemleri yaşandı. Cunta veya diktatörlükler döneminde yargıyla hükümet hat ta avukatların cübeleriyle bolca yönetimi eleştiren tavırları oldu. Birçok hükümet yetkilisini veya bazı kararların güce rağmen alınmasında anayasa mahkemesi rol aldı. Bir anlamda, tüm geri kalmışlığa ve darbeli otoriter, İslami eylimlere rağmen, Pakistan devlet içi kuvetler ayrımı Türkiye ve Kuzey Kıbrısa göre daha da geliştiğinin kanıtıdır.***

Pakistanda Panama belgeleri ile yargı birçok siyasinin de kelesini alırken, Türkiyede ne Panama belgelerinin etkileri oldu, nede anayasa yapısı darbelere veya otoriteleşmelere karşı direnç gösterdi. Hernekadar kuvetler ayrımı zaman zaman duyulsa da ne 12 Eylül gibi darbelerde, nede son otoriteleşen AKP Türkiyesinde anayasa yapısı hukuki bağımsız duruşunu sergilemedi. Gelenle kaynaşan, devrileni veya muhalifi ezen ortak bir yapılanış en kritik dönemlerde karşımıza geldi. Sanırım, Pakistandaki Panama belgeleri ile Türkiyede Cumhurieyt gazetesi yargılanma kıyası bize önemli sonuçalr vermeye adaydır.

Burada şu yanlışa düşmeyelim: Pakistanı yazarken, oradaki rejimin demokratik veya başka imgelerinden söz etmiyorum! Pakistan devlet içi kuvetler ayrımının olup olmadığı deyerlendirmesi üzerinden harket ediyorum. Türkiyede bu durum sadece 2007 yılında “ki cumhur başkanı ile başbakan ayrı tellerden çaldığı günlerden söz ediyorum” ozaman AKP kapatılma davasıyla bir yargı hükümet ikilemi çıktı. Ancak, Pakistanda belirli dönemlerde anayasa ile yönetim kesimi ve hat ta kendi içlerinde dahi çelişkilerle, bunların çatışma sonuçları epey yaşandı… Şimdi biri size Türkiyenin Panama belgelerinde olan bazı sermaye ve siyasetci kesiminin yargılandığını duysanız ne olur! Ama, Fettocu olmayıp, Fetulah Gülene karşı mücadele ederek hapsedilen Şık gibi insanların dahi Fetoculara yardım etmekle suçlanan garip siyaset hukuk saydamlaşması yaşanıyor……

Toplayacak olursak: Emperyalist çağda Uluslararışan sermaye ve sömürgeleşme ilişki ağı sonucu,en ufak devlete dahi verilen rol nedeniyle dünyada önemli etki yapacak politik durumları da oluşturmuş olunuyor. Kapitalizmin özünü, sermaye kar gerçeğini unutup, yeni sömürge ilişkilerini görmezden gelirsek, olayları tek dar gözle ele alırsak, çok önemli düşünsel erozyona uğrarız. İkinci nokta; devletler bazen kuvetler ayrımlı olarak yapılanır, bazısı da tektipleşerek kurumsal imgeler sadece uzantı gibi çalışmaktadır. Devlet içi kuvetler ayrımı olunca, denetim olgusu daha olumlu koşul bulur. Kuvetler ayrımı olunca, demokratikleşme açılım için de zemin oluşturma şansı da gerçekleşir.Devlet hukuku lafı dahi söyleyenler, nedense orda kalırlar. İnsan temelli ilkeyi veya kuvetler ayrımlı yargı bağımsızlığını düşünsel doldurmayla kimse kulanmaz. Hükümet veya başkanın kendi keyfiyle atadığı yargının ayrı kuvet olarak sunulma parodisi kolayca ezbere takılır.

Panama örneği ve Pakistan Türkiye pratik uygulamaları bize sorgulama bakımından bir şeyler anlatması gerekir. Pakistana dahi yönetimi sarsma etkisi yapan durum, neden ikidebir hukuk denilen buralarda yankı bulmadığının da yanıtını bulalım. Sokakta taşaronlaştırıp çalıştırdığımız Pakistanlıların ülkesinde başkan dahi giderken, bizde “ahlaksızlığın yasal uygunluğunu” Serdar bey haykırıyordu. Buyrun bu gerçeklerle yaşama devam edelim.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article