ÖRGÜTLER ÇATISI OLUŞTURULMALI – Ulus Irkad

Must read

Yedi sene önce daha referandum günlerinde, her şeyin seçimlere yönelik bir propaganda etkisi altına girdiği görüldüğünde örgütlerin “Bu Memleket Bizim Platformu” olarak oluşturdukları çatı örgütlenme eğer devam ettirilseydi , şimdilerde her şeyin seçim masasında meze yapılmayacağı ve hüsranların yaşanmadığı bir ortamda olacaktık. Halkın beş sene için büyük bir inançla verdiği onay maalesef her şey önceden belli olmasına rağmen boşu boşuna  harcandı. Cumhuriyetçi Türk Partisi,kazanmış olduğu seçim zaferinin sonucu ve sarhoşluğunda bu sonucun kendinden dolayı olduğunu sandı ama öyle değildi aslında. Halk ona bu atmosferde sadece beş yıllık bir fırsat verdi. Gerçekten serbest irade ve bağımsızlığa kavuşacağını sandı. Ama öyle olmadı çünkü bu bir toplumsal kurtuluş vizyonuna girdiği için tek partinin kurtuluşu olarak görüldü ve en büyük hata yapıldı. Halk kendisinin yapılan seçim konuşmaları ve verilen muştularla düze çıkacağına inandı ama kısa zamanda sonucun tekrar statükoya dönüş olduğu görüldü. Yani sokağa çıkıp da mücadele ile kazanılan her şey kısa zamanda harcanmış ve tüketilmişti. Şu anda yaşanılan pasifikasyon da işte bu beş senede yaşanılan hüsranın sonucudur. Tabi ki bu sayfalarda çok yazdık. Çok şeyler söyledik. Ben aynı şeyleri yazıp da aynı şeyleri tekrarlamak istemem. Zaten okuyucunun da bu durumda canı sıkılabilir. Bundan sonra ne olabilir diye sormak daha da iyi. Nasıl bir örgütlenme modeli bu kısır döngüyü kırar. Yani gene halka bir kere daha seçime gidip de hüsran olacağı belli bir yeni ortamı yaşatmamak gerekmektedir. Şu anda az çok statükonun değişmesi, demokratikleşme ve elbette de çözüm isteyenler bellidir. Şu olabilir: Öncelikle örgütler bu birlikteliğe giderken, bu platform bir parti gibi çalışma özelliği kazanmalı ve burada bulunan tüm örgütler seçimler ve boykot dahil yeni bir strateji oluşturmalı. Bu çatı içerisine gelecek olan örgütler, tüm küçük gruplardan büyük örgütlere siyasal ve sendikal bazda da hareket etmeli. İşte bu birliktelik oluştuktan sonra da artık halk eyleme sürüklenirken, kendi içinde de siyasal ve ideolojik olarak tartışmalara başlamalı. Bu platform içindeki parti ve grupların, bu arada bir sol ekonomik vizyon ve proje hazırlamaları da acil olarak istenmelidir çünkü halka bu ekonomik vizyon daha fazla motivasyon kazandıracaktır. Bu örgüt aynı zamanda toplumun öncülüğünü ne şekilde alırsa alsın muhakkak geleceği düşünme bakımından elbette Ankara, Brüksel ve muhakkak Güney Kıbrıs ile de görüşmeli. Ben ABD ile bile bu sınırlar içerisinde temaslar  olmalı ve onlarla da belirli ölçüde temas olmalıdır diyorum. Bu Kuzey Kıbrıs için oldukça önemlidir çünkü  burada bir halkın yokolmamak için bir dayanması mevzubahistir.

Bu görüşmeler olurken aynı zamanda gelecekte neler olabilir konusunda da tartışmalar yapılmalı. Yani bu çatı oluşumun bir A ve bir B planı da olmalı. Eğer Güney’le yapılacak görüşmelerde Güney’in olumsuzlukları varsa ki bu ortamda olabilir, orada da bir kapitalist toplum vardır, sağcı ve gerici partiler oldukça çoğunluktadır , bu arada AB çevreleri de tavuşana kaç, tazıya tut diyorsa ki, şu anda görülen budur, AB içindeki sol, sosyalist, çevreci ve diğer unsurlarla, hatta bu arada dışta kalan diğer sol gurplarla fikir alışverişinde bulunularak onlardan da öneriler ve destek alınmalıdır. Ankara olumsuz tavırlar içerisinde bulunurken Batı’daki ve dünyadaki sol çevrelerle bile bilgi ve görüş alışverişinde bulunmak bana göre zararlı değil. Bu çatı partisi elbette çoğunluk olarak seçime girip, gerçekten Kıbrıslıtürklerlerin siyasal iradesini duyurmak istiyorsa, bu da taktiksel olarak denenecek ama daha fazla bu örgütün halkın ekonomik ve siyasal olarak rahatlaması üzerinde düşünmesi gerekmektedir. Her halükarda bu ülkede bir şey yapılmasına izin verilmeyecek bir durum varsa ki öyledir, bu çatı oluşumunun uluslararası desteğe de ihtiyacı olacağı ve buna da çok iyi dikkat etmesi gerekeceği bir gerçektir. Kuzey Kıbrıs’taki somut gerçekler başta Türkiye ilgilileri, daha sonra AB ilgilileri ve hatta Güney Kıbrısla da konuşulmalı. Benim acizane düşüncem Güney Kıbrıs’ta da bir sonuç çıkmayacağı düşüncesidir. Orada gittikçe artan şövenizm ve ırkçılık da nazari dikkate alınmalıdır ama orada temas kurmak isteyen demokrat ve devrimci unsurlar varsa hatta AKEL bile eleştirilse bir oranda onlarla da temas olmalıdır. Bu arada gene Türkiye’deki sol örgüt ve çevrelerle ve bilhassa sol medya ile de temaslar sıklaştırılmalıdır.

Kurulacak çatı örgüt, toplum çoğunluğunu temsil etmeli bir bakıma sözcü de olmalıdır. Bu platform Türkiye ilgilileri ile de masaya oturma olanağı yaratmalıdır. Şu andaki durum, sadece CTP’nin yapacağı showlarla seçim kazanımı ile veya herhangi bir partinin seçim kazanımı ile çözülebilecek bir durum değildir. Bu son durumu ancak toplumsal dinamik sol güçler bir noktaya getirebilir. Sanırım öyle bir noktadayız ve sol dinamik güçlerin, toplumu nasıl örgütleyecekleri konusunda konuşup tartışmaları da gerekmektedir.

Var olmak veya olmamak noktası bu nokta olsa gerek….

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article