Milliyetçilik gerekli miydi? -6- Ulus Irkad

Must read

Kıbrıs tarihinde bilhassa solun yaptığı yanlışlar da maalesef bugünkü bölünmenin yollarını açmıştır. Fakat 1926 yılında kurulan Kıbrıs Komünist Partisi ve lideri Haralambos Vadilyodis’în ve KKK’nın milliyetçiliğe, enosis ve kiliseye karşı demeçleri ve makaleleri olduğunu fakat daha sonra kurulacak olan AKEL politbürsunun gene milliyetçi güdülerle Vadilyodis’i Stalin’e ispiyonlayarak 1931 sürgününden sonra onun da tasfiyesini sağlayarak yeni kurulan(1941) AKEL Komünist Partisi’nin enosisçi bir çizgiye çekilmesini başardılar. Tabi bunun ileride Kıbrıs’ın ve de halklarının da mahvını  hazırladığını buradan belirtelim.

İki Dünya savaşı sırasındaki ara dönemde Kıbrıs Tarihi’ni yakından etkileyecek önemli olaylardan biri de Kıbrıs Komünist Partisi’nin kurulmasıydı(1926).  Sovyetler’deki 1917 İşçi Devrimi’nin etkisi altında olan bu kuruluş elbette gerçek sosyalist ilkeleri taşımaktaydı. Parti Başkanı Haralambos Vadilyodis, makalelerinde Kilise’ye ve Milliyetçiliğe adeta savaş açmıştı:

“ Eğer yabancı hükümet buradaki vali vasıtasıyla ekonomiyi ilgilendiren haksız girişimler yapıyorsa ve bütün sınıfları fedakarlık göstermeye çalışıyorsa, kayıtsız şartsız bu ceremeyi ödemelerini istiyorsa, Kıbrıs burjuva sınıfı kendi yöntemi ile bu ekonomi krizini karşılayabilir. Yerli tüccar malı düşük fiyata rağmen satın almaktan kaçınır. Faiz sömürücüleri hakça ödenmek istenen borçları kuruşuna kadar çeker. Çiftlik sahipleri ve papazlar fakir köylünün ödenmeyen borçlarını vermeleri için sıkıştırır veyahut emeklerinin karşılığı olmayan gelirlerini daha çok düşürür veya işverenler yanlarında çalıştırdıkları işçilerin kanını emerek genel bir ekonomik krizin başlamasına yol açarlar ve işçileri dolandırıp fakir köylüyü bezdirirler. Emperyalistler ortak güçleri olan bu hercümerci kullanmayı gayet iyi biliyorlar.

Ancak Kıbrıs burjuvazisinin de çiftlik sahibi ve papazlarla işbirliği yaparak Kıbrıs işçi sınıfını sömürmekte hiçbir sakıncası olmayacağı aşikardır. Bu sebepledir ki İngilizlerin adadan ayrılmalarını istemektedirler. Hele Yunan yardakçıları bunu çok çok arzulamaktadır. Talihlerini Yunan başıbuyrukları ile birleştirmek niyetindedirler. Bu yüzden de Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamayı tasarmalaktadırlar. Böylelikle bağımsız kalacaklar ve nefret ettikleri yabancılarla kısmetlerini paylaşmak mecburiyetleri olmayacak. Fakat emelleri romantik duygular ve isterik arzularla gerçekleşemez. Birçok temeli bozuklar yedi adalar direnişini İngilizlere karşı tekrar uygulamak için de çırpınıyorlar. Bunun için de Kıbrıslı milliyetçileri teşvik ediyorlar. Fakat o zamanlar –ki geçmişte kaldı- Yunanistan’ı idare eden başıbuyruklar Balkan ülkeleri ile işbirliği yapıyordu ve bu yüzden o zamanki Osmanlı hükümranlığına karşı savaş verme rolünü oynuyorlardı. Yunan hükümdarı Kolletis ve partisi olan Milliyetçi Parti, Fransız emperyalist gücünün güdümünde bulunmakta ve İngiliz düşmanlığı gütmekte idi. Bu yüzden Yunan hükümeti yedi adalar hareketini desteklemekteydi” (Özgürlük Dergisi, Sayı 33, sf.8-9).

“Bu rahatlık İngiliz davranışının bir başka yüzüydü. Çünkü her duruma girmek için hazırdılar. Her halukarda KKK’nın (Kıbrıs Komünist Partisi’nin) kurulması için gereken bütün imkanlar, gerek içte gerekse dışta mevcuttu. Buna ilham teşkil eden de tartışmasız Ekim Devrimi’ydi. Teorik aydınlatıcı, Komünizm kitapları ve Komünist Manifestosu’ydu. Bu insanlar için anlaşılması güç bir gelişmeydi. İlk dürtüyü yapan Öğrenci Kulübü Nazareos, işçi sendikaları, emekçi kesimi, küçük komünist gruplar, gazeteler, Pirsos ve Neo Anthropos ve teorik dergi Avgi’ydi. Dolayısıyla 1926’da ideolojik bir partinin kurulması için tüm hazırlıklar tamam görünüyordu…” (Plutis Servas,1999,73).

KKK’NIN HEDEFLERİ

KKK’nın hedeflerini resmen açıklayan Program’da ilk defa olarak, sosyal ve ekonomik işler yanında, açık siyasal tavırlar da yer almaktaydı. Bunlardan bir tanesi de orta sınıf ve kilise tarafından desteklenen Enosis konusuyla doğrudan bir zıtlık arzeden, Kıbrıs’ın bağımsızlığı için mücadeleye destek verme tavrıydı. Bu tavır, Kıbrıs Türk kitlelerini KKK saflarına cezbetmişti(Sosyalist Gerçek Gazetesi,sf.10,Mart 1997)

Neos Anthropos , kısa yayın yaşamı süresince büyük muhalefet de cezbetmişti. Muhalefet, önce işçi kuruluşlarına, o zamana kadar artık çok iyi bilinen komünistlere ve Kıbrıs İşçi Hareketinin “kalesi” olan Leymosun İşçi Merkezi’ne karşı mücadele ile başlamıştı. Leymosun İşçi Merkezi’nin “1 Mayıs” duyurusunda şöyle denmekteydi:

“1 Mayıs, dünyadaki fakir insanların bir kutlama günüdür. Bu günde ırk veya dini ne olursa olsun bütün işçiler, işçi ideolojisinin kurbanlarını anmak için kardeşlik içinde bir araya gelirler, güçlerini gösterirler ve yöneticilerinden, hayattaki haklarını talep ederler. Hiçbir işçi, hiçbir fakir emekçi ve işçi hareketine karşı sempatisi olan hiçbir vicdanlı ve eğitimli kişi, bu toplantıdan uzak durmamalıdır, işverenlerin baskıları ve zenginlerin bizi sömürmesi, bizi, yani Türkleri ve Hıristiyanları birleştirmelidir. Bundan böyle ırksal nefret ve dinsel fanatizm nedeniyle bölünmüş değiliz. Bunlar artık geçmişte kalmıştır. Şimdi hepimiz birer kardeş gibi, bu hayatta bize ait olan haklar için talepte bulunacağız. Kuruluşlarımızı tanıyan, bize 8 saatlik iş günü sağlayan ve bizi sefaletten ve işverenlerin açgözlülüğünden koruyacak olan çalışma yasalarına ihtiyacımız vardır.”(1.5.1926)

Kıbrıs Komünist Partisi, sömürge yönetiminin ve muhalefetin yarattığı işçi aleyhtarı bir atmosferde, Ağustos 1926’da resmen kuruldu.

KKK’nın “ekonomik ve siyasal durum” üzerinde olan görüşleri, aşağıdaki alıntıda tipik olarak yansımaktadır(agy.sf.10):

“KKK, Kıbrıs’ın kapitalist ve emperyalist İngiltere’nin elinden kurtuluşunu hedefleyecek olan, İngiliz aleyhtarı birleşik cephenin oluşması için elinden gelen herşeyi yapacaktır. Yabancı bir fetihçinin ayakları, bu küçük adamızın toprakları üzerinde durduğu sürece, Kıbrıs halkının yararına herhangi bir değişikliğin getirilemeyeceği, bugün, daha önce olduğundan çok daha fazla açıktır. Ancak özgürlüğümüzü kazanıp, İngiliz emperyalizminin köleleri olmaktan artık çıktığımız zaman ekonomik alanda da rahatça soluk alabileceğiz… Ve işte bütün tarafların çabalarını şimdi bu doğrultuda yapmaları gerekir. Ama sonuç getirmesi isteniyorsa, bu çabalar, birlik halinde yapılmalıdır. Hangi hizibe bağlı olursa olsun, ister orta sınıf veya işçi sınıfından, Rum veya Türk olsun, bütün İngiliz aleyhtarı unsurların yabancı egemene karşı mücadelede işbirliği yapmaları bir görevdir.”

DEVAM EDECEK-

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article