Milliyetçilik gerekli miydi? -12- Ulus Irkad

Must read

Sizlere 29 Eylül 1996 tarihli Yeniçağ Gazetesi’nde Plutis Servas (sf.3) hakkında yazdığım bir makalenin bir kısmını tekrar iktibas etmek istiyorum. Bu yazımda şunları demekteydim:

“Plutis Servas’ın”Gipriago Eftine” (Kıbrıs Meselesi’nin Sorumlulukları) adlı kitabı ta Osmanlı İdaresi’nden 1974 yılına kadar “Kıbrıs Tarihi’ni ve yapılan birçok hataları ele alıp eleştirmekte, önümüze alternatif bir tarih sunmaktadır. Yaklaşık 70 senedir Kıbrıs Tarihi’ne şahit olan bu ihtiyar Rum politikacısı kendi gözlemlerine yaşadıklarını katıyor ve Kıbrıs Komünist Partisi (KKK-Kipriagis Komonisdigon Komma) hakkındaki sözlerine şöyle başlıyor:

“1926’nın Ağustos ayında KKK ilk toplantısını yaparak Osmanlı’dan miras kalan haksız faiz talanını sürdüren İngiliz Sömürge İdaresi’ne karşı tavır aldı. Bir taraftan sömürge idaresinin vergileri çoğaltması, öteki taraftan kilise harçlarının siyasal düzene kendini uyarlaması, fakir köylü ve kasabalının faizcilerin elinde yoksullaşmasına yol açıyordu. Kilise ve çiftlik sahipleri de topraklarına toprak katıyordu. Bu sebeple fakir köylü ve kasabalı KKK’nin etrafında toplanırken, kilise ve zengin toprak sahipleri de KKK’yi desteklemeye başladılar. Bunlardan en önemlisi araştırmacı ve köylü problemleri ile ilgilenen saygıdeğer bir kişi olan Loizzos Philippo’ydı. Şimdiki ölçülere göre değerlendirirsek Sosyalist bir kişiliğe ve anlayışa sahipti. Araştırmaları ve yaptığı seçim programıyla birçok çevrenin saygısını kazanmıştı. Loizzos Filippo’nun belirttiğine göre o zamanki meblağ 2 milyon liraya ulaşmıştı ve eğer hükümet bir köylü bankası kurup bir milyon lira hasılatla köylüye düşük faizle uzun vadeli borç verseydi hem köylü borçtan kurtulacak, hem de memleket ekonomisinin düzelmesine katkıda bulunacaktı. Bu hasılat yabancı bankalardan alınabilirdi. Bu durumlar o zamanki valiyi de (Sir Roland) rahatsız etmekteydi. Çünkü halkı n güvenini kaybediyordu. Kilisenin ve faizcilerin etkisiyle milliyetçi akım çoğalmaktaydı. Öte taraftan Komünistlerin yaptığı gösterilerden sıkılmaktaydı. Gerçi polisin ve onlara karşı siyasal ve sosyal anlaşmazlıkları olan milliyetçilerin de yardımıyla onları (Komünistleri) kontrol altında tutabilmekteydi. Komünist Parti “Enosis’e ve programı”na karşıydı. Hatta Komüntern’de işbirliğiyle birleşmeyi düşünüyordu. Kimse Kilise’nin o zamanki rolünü dışlamamalı. İngiliz Yönetimi’ne karşı yalnız ideolojik açıdan değil, ekonomik menfaati için de muhalefet ediyordu. Çünkü her bölgedeki kilisenin papazı kendisini o çevrenin piskoposu görmekteydi. Örnek verilen Girne Piskoposu Makarios daha sonra (Makarios II) fanatik bir kral taraftarı olduğu için Venizelos’u İngilizlerin dostluğundan dolayı vatan hainliğiyle suçlamıştı. Hâlbuki Başpiskopos Üçüncü Kirillos, İngiliz Hükümeti ile siyasal işbirliği yanlısıydı…” demektedir.

Sir Roland’ın Kıbrıslıları Elen milliyetçiliğinden uzaklaştırıp İngiliz tabiiyetine sokmayı hedeflediğini belirten Servas, 20. yy başlarından itibaren bunun İngiliz Sömürge İdaresi’nin hedefi olduğunu kitabında belirtmektedir. 5 Aralık 1929 Eğitim kararlarından sonra başlayan öğrenci gösterileriyle Sömürge İdaresi’nin Kıbrıslı Rumların uyuşuk bir halk olmadığına kanaat getirdiğini yazan Servas, Venizelos’un İngiliz yanlısı olduğundan dolayı Kıbrıs’taki Enosiscilerin tepkisini üzerine çektiğini yazmaktadır. Servas KKK’nın (Kıbrıs Komünist Partisi’nin) kuruluşunu şöyle anlatmaktadır:

“1917 Sovyet Devriminden sonra dünya üzerinde 1918 yılında Sosyalist ideoloji tohumları yeşermeye başlamıştı. İlk inananlar Yunanistan ve İngiltere üniversitelerinde öğrenim gören genç öğrencilerdi. Oralardaki Sosyalist örgütlerle ilişki kurmuşlardı. İlk gösteriler örgütlerle başlamış, ondan sonra da illegal Komünist oluşumlara geçildi. İlk hareket eden işçiler ve sempatizanlar oldu. İlk kımıldanışlar “O Pirsos” isimli Sosyalist Gazete ve “İ Avgi” adlı dergilerde başladı. Bunların ilk öncüleri Emilio Huzmuzio, Leonida Stringo ve Hristodulo Hristodulidi’ydi. KKK kurulduğu zaman KKE (Yunanistan Komünist Partisi) ile sıkı bir işbirliği başlattı.

Sosyalist Balkan Federasyonu ile işbirliğine sömürgeciler ve onların yardakçılarının engel olduğunu yazan Servas, milliyetçilerle Kilise’nin KKK’ya düşman olduklarını belirtmektedir.

“Enteresandır ki şimdiye kadar hiçbir yazar, 1931 İsyanı geçerken, her ne halse Komünistlerin tutuklanmalarından ve sürgüne gönderilmelerinden hiç söz etmemişlerdir. KKK sekreteri Haralambos Vadilyodis, Sosyalist fikirlerinden ötürü dışlandı ve Rusya’da tarım mühendisliği yaparak hayatını kazanmaya başladı. Ayni durum Kosta Skelya için de oldu. O da yazarlık yaparak geçimini sağlamaya çalıştı. Daha sonra ise ikisi de Rusya’da öldürüldüler.”(Öldürülme konusunda sonradan Servas, Kostis Ahniodis ve benle birlikte özel olarak yaptığı bir sohbette, Rusya’da AKEL’i kuran bürokratlarının Stalin’e, Vadilyodis’i Troçkist olduğu şeklinde ispiyonlayarak Kafkaslara sürülmesine sebep olduklarını ve orada Tifo’dan öldüğünü bize belirtmişti, u.ı.)

Servas kitabında AKEL’in kuruluşunu şöyle anlatmaktadır:

“14 Nisan 1941’de bazı KKK temsilcileri (Limasol, Lefkoşa ve Larnaka) Skarino’da boş bir evde toplanırlar. AKEL’in doğuşuna katkıda bulundukları tarihi günü yazarlar. Bunların arasında Yorgos Vasilyadis, Lefkios Zinon, Zinon Rossidis, Fidas Kiriagidis, Saveras Saveriadis ve daha önce politikaya karışan bazı avukatlar vardı…”

Servas, cümle aralarında Akel’in Enosis’i benimsediğini ima etmektedir. Bunun yanında AKEL politbürosuyla Yunanistan Komünist Partisi arasındaki fikir ve çekememezlik sorunlarını da kalemiyle yansıtmıştır.

“İngiltere’nin baskısıyla yürürlüğe konmak istenen anayasa adanın her tarafında büyük gösterilere neden oldu. Bu hareketler yasa dışı sayıldığından ötürü birçok kişi tutuklanıp cezalandırıldı. Slogan: “Ya kendini yönet veya Enosis”ti. Tutuklananlar arasında bulunan AKEL’in kurucusu olan Yorgos Vasilyadis, 50 lira para cezası ve altı ay ağır hapislik yedi. Bu sırada sağcılar ceza görenlere arka çıkma bir tarafa onları İnglizlerle işbirliği yapmakla suçlamaktaydılar. Bu sırada İngiltere Komünist Partisi, Yunanistan Komünist Partisi (KKE, partiyle beraber dağlara çekilen lider Nikos Zahariyadis) ve Akel, Enosis için referandum yapılması taraftarıydı. Fikis Yuannu ve Andreas Ziartidis, Zahariyadis’in sert cevabını hiç unutmayarak onu hiç affetmediler. Kıbrıslı Rum Komünistlere şöyle konuşmuştu:

“Siz Kıbrıslı yoldaşlarımızın emperyalist silah elde savaşırken sizin de bizimle ayni doğrultuda savaşmanız gerekir”. Yine belleklerinden silinmeyen çok ağır ithamlarda bulundu. Söyledikleri AKEL’in arşivinde kayıtlıdır. AKEL’in ve KKK’nın bazı ileri gelenleri için “oportünist, küçük burjuva, geberilmiş parazit” gibi yakıştırmalarda bulundu. Zahariyadis partinin Allah’ıydı. Her söylediği ayet olarak kabul edilir, istediği her şeyi de söyleyebilirdi. Ona karşı olanlar hemen “ hain” sövgüsünü alırdı. Bu yüzden ağzını ve kulaklarını kapayan herkes onun her söylediğini kabul ederdi. Zahariyadis şöyle diyordu:

“Siz Kıbrıslılar İngilizlerle dalavereye kapılmayınız. Biz Yunanlılar Anglo Amerikan emperyalizmini yendiğimiz zaman, Yunan Adası Kıbrıs’ı apar topar ellerinden alırız”. Bu fikrin reddedilmesi gerekirken AKEL’in tümü aynı düşüncede olmadığı için epeyce destek gördü. Parti içerisindeki bazı yetkililer ise şöyle düşünüyordu: “Kardeş Yunanistan’ın ve öteki tutsak ülkelerin yardımı olmadan İngiliz’e karşı yalnız başımıza nasıl mücadele verebiliriz?” Zahariyadis’in fikirleri AKEL’in 17 delegesinden sadece 5’i tarafından reddedilmiştir”

 

-DEVAM EDECEK-

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article