Kuzey Kıbrıs’tan emek ekseninden bazı gerçekler – Özkan Yıkıcı

Must read

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...

Genellikle Kıbrıs denilince akılara hep “Kıbrıs sorunu” denilip de, bunun çözümü ile 2 toplum lideri algısı algılatıldı. Kıbrıs’ın karmaşalı sosyal gerçeği, dış müdahale ağırlık dinamiği hep gözden kaçırılıyor. Sanki bir Kıbrıs sorunu varmış ve onu da 2 lider çözecek seçkisi tek tip kural olarak kabullendirildi. Görüşmeler ve 2 liderle Kıbrıs sorunu algılatılarak, öteki Kıbrıs gerçeği adeta beyinlerden sildirtildi. Konumuz olan Kıbrıs’ın Kuzeyi bu aynanın resimsel parçasıdır. Genellikle Kuzey Kıbrıs’ı ikili karakteristiği dahi konuşulmaz. İşgal olayı, sömürgeleşme ile ilhaklaşma politikalarının atılan adımları pek konuşulmaz. Sanki “özgür bağımsız ve kendi kararını veren” ülke gibi kurgulatılır. Kuzey Kıbrıs’ın öteki ret edinilerek konuşturulmayan İşgal ve ilhakın oluşturduğu sınıfsal yapının da sınıfsal yaklaşımı pek sorunlara eklenmez. Sistemsel Kuzey Kıbrıs’ın Kıbrıs sorunlu ilintili garip bir paranoyal resmi yaklaşım oluşturuldu.

Kuzey Kıbrıs’ın sistem için yasadışılık merkezlerden biri olma gerçeği ile gelişen dış sermayeli gayrı nizami eksenli işbirlikçi veya dış direk yerleşen egemen kesim pek birlikte tartışılmaz. Ayni şekilde: Kuzey Kıbrıs yapılanışında emek sömürüsü ile ilhaklaşma politik merkezli yapılanma sonucu oluşan emek ekseni de değerlendirmelere katılınmaz. Sadece sermaye eksenli dış hegemonyalaşma oluşmuyor! Daha ucuz emek ve kaçak işçilik uğruna dıştan getirilen işçi gerçeği de kurdurtulan hegemonyada konuşulmaz. İlhak anlayışı ve sömürgeleşmenin sınıfsal ekseninde hegemonyada dış sermaye ile çalışma alanında kaçak işçi dıştan taşınma olayları da etkin şekilde gerçekleştirildi. Buna ek olarak da; Neoliberal anlayışın Kuzey Kıbrıs’a da taşeronlaşma veya hizmet alınan şirketlerle köleleştirme modeli de çarpık olsa da yerleşiyor. Konunun acı tarafı: bu konudaki gelişmeler haber niteliği dahi olmayan bilgiler haline dönüşmesidir. Özelikle taşeronlaşmada veya kaçak işçilik de örgütsüz olması ve güvencesiz çalışma kuralları sonucu; gündem olma şansları da kayboldu. Klasik gerçek: örgütsüz yapının sesi duyulmadığı Kuzey Kıbrıs emek ekseni için de geçerlidir.

Bu kadar laf sonrası; eminim ki önemli okuyucunun canı sıkıldı. Bu tip tartışmaları sosyalistler dahi unutmuştur. Kuzey Kıbrıs’ı hem Emperyalist sömürge alanı, hem ilahlaştırılmakta olan bir bölge, sistem kuralarına dahi yasadışılık ilklerin işlediği kuram olarak kabullenilirse ancak emek ekesini hakkındaki bilgilerimi anlama şansınız vardır. Konuyu fazla teoride tutmama adına: son günlerde gelişen bazı emek eksenli bilgileri aktararak somut halde anlamanıza yardımcı olacam…

Son günlerde tüm umursuzluklara karşın, birkaç iş cinayeti duyduk. Birisi de ölümle sonuçlandı. Ölümle sonuçlanan vakada, hem kaçak, hem de güvencesiz çalıştırıldığı gerçeği ortada dolaştı. Kaçak anlamının arada sızan cinayetinin ön bilgisi böyle… Kuzey Kıbrıs’a kaçak işçi çalıştırma ve bunların dıştan getirilme gerçeği çoktan doğallaştırıldı. Sadece Türkiye’den değil; Vietnam’a uzanan coğrafyalardan Kıbrıs’ın Kuzeyine işçi kökleştirme yöntemleri oldukça yaygınlaştırıldı. Dahası: zaman zaman bu işçi taşınma yolarındaki inanılmaz uygulamalar da duyuluyor. Ama başta Kuzey Medya kesimi bunları haber yapmaktan özenle kaçıyor. Hele de sokakta bilinip resmi sözcülerce konuşturulmayan bilgiler dahi haber yapılmaz…

Ayni şekilde çalıştırılan işçilerin koşulları ve oluşan cinayetlerin bir kısmı duyulmadan gelip geçiyor! Son cinayet üzerine fazla ses çıkmadı. Örgütsüz olma, kaçak işçi olup dıştan getirilme ve güvencesiz çalıştırılma gerçekleri dahi; başta muhterem makamcıdan başlayıp medya çemberine dek etki yapamadı. Kuzey Kıbrıs çalışma sisteminin sadece bir damlasından söz ettim. Oluşan sosyal yapı, kurumsallaşan sömürü ile dış dinamik olgular; böylesi bir yapılanış üret ti!

Gelelim ikinci duruma: yönetim yakını ve uzantısı olarak anılan Kamu İş sendikası önemli bir konuyu açıklama ile gündeme taşıdı. Kamu İş böylesi durumlara pek dokunmazdı! Özellikle zamanında hükümetlerce sırf Türk seni Önder Konuloğlu kazanması ile merkezden kamu işçileri kaçırmama adına kurdurtuldu! Kamuda çalışan işçiler de bir gecede Türk senden Kamu işe geçip hükümetçiler çizgisine devam etiler. Böylesi bir yakındaşlık ilişkiler varken; geçenlerde aşağıdaki açıklamayı eyer bu sendika yapıyor ise; durup gelinen noktayı düşünmek gerekir!

Kamu İş aslında kendine sol diyen kesimin çoktandır emek eksenli yapılanışdaki boyutu gündeme taşıması gereken gerçek olduğunu haykırması gerekirdi! Kamuda çalışma sistemine taşeron tipi “hizmet satın alınan şirketler” adıyla özelikle önceki CTP hükümetlerinde yoğunlaştırıldı! Kamuda birçok iş çalışma alanını direk kamuya işçi alma yerine; bunları yandaş şirketler vererek, onların çalıştırılacak işçilerle hizmeti onlardan satın alma formülü geliştirildi. Temizlik gibi iş alanları veya güvenliği sağlama konularını makamlar kendileri değil de; yandaş şirketler verip, onların çalıştırılması için alan açıldı. Bu giderek yaygınlaştırıldı. Kamu İş bunu işçilerin köleleştirilmesi olarak sundu!

Makamlar hem direk işçi ile muhatap olmaktan kurtulurken, yandaş kesimlere de şirket kurdurtup kaynak aktarıp çok daha ucuza köle gibi çalıştırılacak işçilerden de kar sağlayıp sermayedar olma olanağı verdi. Nitekim normal kamu işçisinden daha düşük ve güvencesiz çalışan işçiler “hizmet satın alma” adına kamuda çalışmaya başlandı. Bu yapı giderek yaygınlaşıyor. Temizlik ve güvenlik değil; öteki kamusal işler için de yandaş şirketler kaynaklar verilip, onlara sermaye aktarıp, köle gibi çalışan taşeronlaşma esnek emek pazarı da oluşturuldu.

Yönetim yanlısı Kamu İş dahi eyer bunu eleştiriyor öteki işçi sendikaları şimdilik buna devam etmiyor ise; durup düşünmek gerekmez mi? Bir yanlışı düzeltelim: bizde çoğu defa yandaşlıkla çalıştırılıp astronomik rakam verilen ile direk işçi olarak çalışanı hep karıştırıyoruz. Özelikle kamuda parti delegelerinin veya yandaşların istihdamı ile iş yapmadan maaş alma hat da uyduruk tahsisat ve ek mesai de alarak katlanan maaşcıları hep işçi ve doğal emekçi ile karıştırma yanılgısı hep oldu. Yönetimlerin delegelerini, yandaşlarını kayırma adına işçi gösterip ayrıcalıklı olanaklar sunmasını işçi sorgulama ile yanıt verme ikinci yanılgıya hep düştük. Bundan dolayı emekçi eksenine yapılan saldırı ile rantçıları konuşma karışıklığına hep düştük. Sonuçta da taşeronlaştırma ve köleleştirme adımlarını çalışmadan avanta alan arpalık kamucuları birbirine karıştırıp, olayı doğallaştırmaktayız.

Kuzey Kıbrıs da yayılan bu emek gerçekliği, yukarda girişte özetlediğim yapısal kültürün de etkisi ile hala işin önemi anlaşılamıyor. Daha ucuz, maliyet hesaplı ve kaçak denerek emek kesimi oldukça kötü koşullarda uğraş vermektedir. Hele şu yabancı denilen işçilerin buraya nasıl getirildikleri, burada hangi uygulamalarla kullanıldıklarını bilip de susan veya makamcılar gibi bilip de duymazlıktan gelme becerilerini övmek de gerekmez mi!

İşte size Kuzey Kıbrıs coğrafyasından son günlerin basit denecek 2 olayı. Sınıf sömürüsünün pek konuşulmadığı, kaçakçılık kuralarının temel işleyiş olduğu ve ayrıcalıklarla örgütsüzlüklerin kesiştiği anda, karşımıza Kuzey Kıbrıs gelir. İş cinayetlerine ses vermeyen; köleleştirme taşeron çalışma modelini normal gören yapı, emek sözleri de sadece paranoyal denecek tutumda kalır. Kapitalizmin özü, Emperyalist içselleşmenin çok acı kanıtlarıdır emek ekseninde olanlar. Ama Kıbrıs da hala bunlar görmezlikle sınırlanıp yaşama devam ediliyor.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...