Kürdistani örgütlenmeler ve olası yönelimleri – Ali Sarıtepe

Must read

Kürdistan coğrafyası her ne kadar dört parçaya bölündürülmüş hallerde iseler de; bu parçaların her biri kendi koşulları içerisinde direniş ve özgürlük/özgürleşme mücadelesini vermeleri onların olmazsa olmaz hallerindendir.

Direniş ve özgürleşme mücadeleleri zaman zaman yenilgiye uğramış olsa da, bir biçimiyle kendi önlerini açmaları da tarihin onlara yaşattıklarından kazanmış oldukları becerileridir.

Son yirmi yıla tekabül eden Kürt özgürleşme mücadelesi, Kürdistan’ın bütününde varlıkları yok edilemeyecek hale gelmiş olmalarıdır. Özgürleşme mücadeleleri bu kadar kristalize olmuşken; bu mücadeleleri dünden bugüne taşıyan ve bugünde mücadelenin simgeleri olan ve aynı zamanda bu simgeleri tarihsellikleri ile birlikte ele aldığımız zaman, mücadelelerinde varmak istedikleri hedeflerde aşağı yukarı belli olmaktadır.

 

Mesut BARZANİ

Babası Molla Mustafa Barzani’den devir aldığı Kürt özgürlük mücadelesini Celal Talabani ile birlikte federe devlet şeklinde konumlandırılmasında belirleyici olan aktörlerden bir tanesidir.

Siyaset  mücadele aygıtı Barzani aşireti ve onunla birlikte hareket eden aşiret yapılarının ortaklığı hali, onun esas halini oluşturmaktadır. Yapısal olarak feodal karakterlerden beslenen KDP yapısı, bu yapılanmaların dağılması, dağıtılması gerekirliği üzerinden kurgulanmasını yapmadığı için, modern örgütlenmeye yabancı kalan halindedir.

Onun bu hali; Özerk Kürdistan toplumunun yaşam biçimine, özgürlük ve demokrasiyle toplumun kendisini yönetme şeklinde olmadığı için; kapitalizmin örgütlendirilmesi ve toplumsal yaşam ve ilişki biçiminin de kapitaliz üzerinden olmasını beraberinde getirmektedir. Ondaki bu hal; geçmiş toplumsal tabanından, kapitalizmden nasiplenme durumuna göre ayrışmaları yaşaması onun için kaçınılmaz bir hale gelecektir. Bu ayrışmalar KDP’nin yapısal halindeki gibi olmayacak, kişiler bazında olacak, kapitalizm ilişkileri bunu kendi ruhu içerisinde ayrışmasının imkanlarını yaratacaktır.

 

Celal TALABANİ

YNK’yı (Kürdistan Yurtseverler Birliği) kurmazdan önce KDP (Kürdistan Demokrat Partisi) polütbüro üyesidir, ayrılması ile birlikte KDP’nin şehirli ve aydın kesimini de bu ayrılığa taraf haline getirmesiyle oluşturmuş olduğu bir birliktir, bir partidir.

Onun, şehirli ve toplumun aydın kesimi içerisinde etkin olması; kendisini kent merkezinde daha taraftarlı hale getirirken, aynı zamanda KDP’yi tekrar kırsal kesim yaşayanları ile sınırlandırmıştır.

Askeri güç olarak KDP kırsal kesimde egemen halde iken, YNK ise başta Sülaymaniye ve kırsalı olmak üzere kent mahallinde daha etkin durumdadır.

 

Abdullah ÖCALAN

Ankara Yüksek Öğrenim Derneği (AYÖD) içerisindeki kimi arkadaşlarıyla birlikte Kürt Ulusal mücadelesini bağımsız örgütlenme ile yapması gerekmektedir özcesi içerisinde ayrı örgütlenmeyi temel alarak PKK (Kürdistan İşçi Partisi)’yı kurarak siyaset sahnesine merhaba demiştir.

Siyasi mücadelesini ikili biçimde vererek, kendisine alan açmaya çalışırken 1980 12 Eylül’ü ile birlikte o da kendi yapısını yurt dışına taşımaya çalışmıştır.

1984 Şemdinli baskını ile birlikte Türkiye siyasetine silahlı mücadeleyle dönen örgütlenmesi, oluşum aşamasında olduğu gibi sosyalizm, kendi ilgi alanlarından kopartılmayan bir dünya görüşü olarak taşıdı. Bir bütün olarak önderlik kadroları siyasal hallerini hep sosyalizm içerisinde gördüler.

Bu hareket/parti Kürt gençliği içerisinde etkinliğini kurmaya çalışırken, zaman içerisinde yoksul Kürt köyleri ve kırsalında etkinliğini kurması ile süreci  tamamlamıştır.

Kürt nüfus coğrafyasında özgürleşmenin ana aktörü olurken, Kürtlerin Birleşik Bağımsızlığını kendisine temel almaktan; demokratik özerklik ve demokratik konfederalizm ekseni üzerinden sorunu dar/ulusçu eksenden çıkararak; aynı zamanda da dört parçadaki ezen ulus halklarının mücadelesiyle kendisini eşleştirmesi siyasetini, kendi siyaset yapısı haline getirdi.

Politik mücadelesini yapılaşmalar temeli esası üzerinden yürütmesinden dolayı, Kürt coğrafyasının olmazsa olmazı halindedir.

Ana başlıkları daraltarak bu hale getirirken:

Kürdistan’ın dört parçasında olan iki yapı vardır.

Barzani’nin temsil ettiği yapı, ki hızla Irak Kürdistan’ı alanına kadar daralmıştır, 1978 ve 1979 yıllarından başlayarak.

Öcalan anlayışı; başta Türkiye Kürdistan’ı olmak üzere, Kürdistan’ın diğer parçalarında da örgütlenmesiyle; Kürdistan’a, sömürgecilerine ve Ortadoğu’ya siyaset sunabilen, gittikçe yaygınlaşan siyasal etkinliği.

Erdoğan’ın Diyarbakır davetine icabet ederek avdet etmesi; Kürdistan’da geleceğin yaşamını kurmadaki farklılıkların ne kadar derin olduğunu ve bunun aynı zamanda geleceğe tekabül eden bir halde olduğunu açığa çıkartmış vaziyettedir.

KDP/Barzani Güney Kürdistan’da kurmuş olduğu ilişki biçimiyle, PYD/YPG’nin Rojova’da üçüncü taraf olarak kendisini alternatif hale getirmesi ve bunu da başta Rojova halkı olmak üzere, Suriye halkına özgür ve demokratik yaşamı seçenek olarak öne çıkarması, geleceği bunun üzerinden yapılandırma projelendirmesiyle:

Kürdistan ve sömürgecilerine/sömürgeci devletlerine; sınırların flu hale getirilmesi (kültürel ve sosyal kapsamlı demokratik konfederalizm) ve tek tek porçalarda demokratik özerklik ve tüm bu sahaların/devletlerin demokratikleştirilmesi.

Barzani anlayışının tek dayanağı, özerk yönetim imkanlarından dolayı Güney Kürdistan’ın bağımsızlaşması iken,

Öcalan’ın anlayışı ise; halkların geleceğini demokratikleşme üzerinden yürüten, var olan devletlerin mevcut sınırlarını kendisine sorun yapmayan ama bu sınırlarda yaşayan halkın/halkların sorunlarını kendisine çözülmesi gereken bir sorun olarak gören bir anlayış.

Bu halleriyle:

Barzani anlayışı çözülen (siyasal görüş hali) görüş hali iken,

Öcalan’da temsilini bulan ise, geleceği kapsayacak olan görüş halinde olmasıdır.

Güney Kürdistan’da YNK’dan doğan Goran hareketi nasıl ki geleceği arayan bir ifadeyse, YNK’da doğuşu ve toplumsal tabanı ile demokratikleşmeye açık olan yapı halini korumaktadır.

Bu noktada Güney Kürdistan’ın siyaset olarak geleceğini okumaya kalktığımız da; Öcalan anlayışının güneyde ki var olan haliyle Goran hareketi ve YNK’nın bu topraklarda geleceği kurmanın katalizörü olma imkanları anlara yeni bir yol yürüyüşü olarak çıkabilecektir.

 

(x) Bu makale üç olgunun özgünlüğünü öne çıkarabilmek için yüksek bir yalnızlaştırma ekseni üzerinden kaleme alınmıştır.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article