Kongo’dan Belçika’yı vuran yakın tarih – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Bazen şu kolay yanılgı oluşur: unuturursak, bilmezliğe gömersek, gerçekler de yok olur. Bu kural özellikle tarih için çokça kulanılır. Bizde de aynen uygulanmaktadır. Zaman zaman ise bazen övülmek, bazen simgesel idolojik kulanım için yapılan tutumlar da birgün gelir sizi de vurduğu da imkar edilmez öteki olgudur. Kısaca, tarih yaşandı. Bu yaşanan geçmişte kalsa da yasaklarla yok edildiği de sanılsa da birgün kimsenin umadığı anda ilgili gerçekler sizi vurur. Vurduğu anda da yeniden sorgulama başlar. Hem de son Belçikayı vuran Kongo gerçeğinde olduğu gibi saklanmak için anısal önem verilen “kahramanlık” simgeleri bir anda karanlık tarihin lanetlenmesine dönen gerçeğin kendisiyle birleşir. Bu nedenle dünyada epey yankı bulup savaşları yaşayan Kıbrısta hem de yakın tarihte onca imkaraların da ayuka çıktığı dönemde, bu gelişme ne yazık hiç haber değeri de olmadı. Hele de Kıbrısın barışçıları dahi yüzleşme adına önemli gelişmeği duymazlığa görmezliğe taşımaları da ibretliktir.

Dünya, son günlerde Belçikadaki resmen özürle biten gelişmelerden sonra, yeniden Kongo lideri Nubungonun katlini konuşuyor. Bir yer eksik brakılarak. Nedir bu eksik brakılan, ilgili katliyamın olduğu atmış başında dünyaya Belçika demokratik ve özgürlüklerin önemli ülkelerinden biri olarak kapitalist yapıda örnekleştiriliyordu. Kongo ise Vahşi Afrikanın denip de brakılıyordu. Belçika ayni zamanda bugünkü gibi hem Nato hem de AB merkezi başkenti Brükseldi.  Bu durum günümüze dek arada konuşuldu. Özellikle sosyalistlerin ve buna destek vberen aydınların çabalarıyla epey zaman sonra Atmış yılı aşan zaman dilimi sonrasında geçenlerde Belçika kralı ve ardından Başbakan özür diledi. Sadece dişi, parmakları ve vuran kurşunlardan biri kalan Nubongonun kutu içinde son simgeleri ülkesine verilip mezar sahibbi oldu.

Bu gelişme, dünyada yankı buldu. Yukarda özetlediğim Belçika imajına ise emperyalist çevreler dokunmak istemiyor. Pardon denip özürle tüm karanlık çirkinlik giderilmeğe uğraşıldı. Kendi günahına af çıkaran papaz gibiydi. Eğer Belçikada ilerici güçlerin çabaları olmasa bu durum daha da sürecekti. Konu nemi? Kısaca hatırlatalım:

Atmış yılında Kongo bağımsızlığını kazanır. Sosyalist lider Nubungo ülkenin başbakanı olur. Demokratik uygulamalarla kamusallaştırma politikaları uygulamaya girişti. Başta sömürgeefendisi Belçika ve bölgeye yeni nifus alanına gelen ABD bundan rahatsız oldular. Kirli bildik planları uygulamaya başladılar. CİA de hemen rolunu üstlendi. Karışıklıklar çıkardılar. ROrdu lideri Mobutuyu satın alıp darbe yaptırdılar. Kongo liderini yakalayıp katletiler. Onun simgesel hiçbirşeği kalmasın diye yine hiç yabancısı olmadığımız istihbarat yok etme tekniği ile asitle yaktılar. Cesedi dahi brakılmak istenmedi. Olayı yürüten Belçikalı faşist yüzbaşı ise bu “kahramanca” işten geriye bir kurşunu alır. Elbet kendi kulandığı kurşunu. Bir de asitden erimeyen diş ile parmak simgelerini de hatıra olarak kutuya koyup Belçikaya getirir. İlgili Yüzbaşının kitap yazdığı kültürel eserler verdiği ise işin ironik öteki gerçeğidir.

Kızı Gudi ise 99 yılında ekrana çıkıp övünçe bunu anlatı. Kendinin de beyaz ırkçı olmasını övünçe savundu. Bu savunuş gidrek karşılığını da gerçeklerle bulmaya başladı. Özellikle heryerde olduğu gibi devrimciler, sosyalistler veaydınlar hemen konuyu gündeme taşıdılar. Bu arada KOngoda da Mobutu devrilip yerine daha Nubungoya yakın kesimler iktidara geldiler. Yeniden Belçika Kongo ilişkilerinin dosyaları piyasaya çıktı. Belçikanın Kongodaki katliyamları, filleri yok etmeleri oradan aldıklrı insanları köle olarak kulanmaları tartışılmaya başlandı. Bir anlamda sistemin uluslararası örgütlrin merkezi <brüksel şimdi uygulanan kirli işlerin hesabıyla karşı karşıya kaldı.

Son günlerdeki gelişmeler bu mücadelenin sonunda kralı ve başbakanı özüre getiren sonuca geldi. Fakat, genel kapitalist sömüge gerçeği hala günümüzde de sürmektedir. Kongolular Nubungonun yaptıklarıyla bir anlamda dünyada konuşulur hale geldiler. Sağlıktan demokratikleşmeye kısa zamanda kendini dünyada örnek gösterecek başarılara ulaştırdı. Fakat, emperyalist gerçeklik onu da katleti. Asitle bedeni de yok edilerek gerçeklerin yok edileceği sanıldı. Ama olmadı. Övünç nedeni olan kurşun ve diş birden Belçikanın kirli politikalarının aynası haaline sokuldu. Dikat edin benzer anlatılar Kıbrısta da boldur. Kimisi anasına, kimisi hatıra olsun diye öldürtülen esirdahi bazı insanların cesetlerinden ufak parça alma tutumu neyazık hep söylendi. Övünenler oldu. Sonra işin cidiyeti anlaşılınca da ansızın susuldu.

Kısaca, Belçike Kongo yollunda, yakın tarihin vurduğu yeni ufak kutu hatırası, krala dahi pardon dedirti. Ama işler burada da durmayacağı belli. Ozaman Nubungoyu yerden yere vuran batılı kesimler ve onların şakşakçıları, şimdi yaptıkları yanlışın sızısını dhahi vurmuyorlar. Onlar sömürgeleştirmeğe, ezmeğe ve yeniden yalanla güce dayanarak ayakta durmaya çalışıyorlar. Bakalım biz Kıbrısta böylesi gerçeklerle kendi geçmişimizle ne zaman yüzleşeceğiz?

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,230TakipçilerTakip Et
81AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları

%d blogcu bunu beğendi: