Kıbrıs, Türkiye ve Mısır’dan çeşitlemeler – Özkan Yıkıcı

Must read

Öncelikle belirteğim; Tarihi gün olan 15 Temuz darbesinin yazısını sitede yazacağım için gazete köşemde konu etmeyeecem. Çünkü sitede daha geniş bilgi ve yorumlama şansım olduğu için darbenin yeniden anımsatılmasını orda işleyecem. Meraklı olan varsa veya kendi beynindeki algıları sorgulama istencide olanlar ilgili yeni Çağ sitesinde yazımı okuyup bana eksik kalanların veya soru işaretlerini yazıp daha geniş yazmama katgı yapabilirler.

Konuya başlarken önemli sosyal gerçekten söz edelim: Genelde Devrimci mücadeller önemli 2 noktada kendini gösterir. Birincisi yaşanan sisteme karşı verilen değişim mücadelesiyle seçenek olurlar, öteki ise kavga içinde ezberletilen sistem düşüncelerinin dışında kendi gerçeklerini de oluştururlar. Bundanhareket ederek Yetmişelrde Sosyalist devrimciler sadece Emperyalis sisteme, sömürmeye ve sermayeye karşı mücadele ederek kalınmadı; Buna karşıt düşüncelerini geliştirdiler. Sistemin salt sistem gözlükle yaklaşımlarını bir yana itip kendi idolojilerini oluşturdu. Emperyalistlerin kavramları yorumlamalarına karşıt olgular geliştirirken, okutulan sistem değerlerine karşıt yaşananları başka kuramlarla yerleştirdiler. Sadece sistemi eleştiren değil, sistemin yaşatıklarının adını ve karşıt seçenekelrini birlikte yerleştirdiler. Konulan kavramlar mücadele ile taşlanınca yani idoloji ve mücadele buluşunca önemli yankı alternatif oluşturdu. Yapılan yorumların araştırmalarının anlamı sokakta örgütlenmede yer buldu. Bunlardan birisi de Emperaylist yeniden sömürgeleştirme boyutunda oluşan Devlet egemen ağı olmaktadır.

Türkiyedeki Mücadelenin önemli simgelerinden Mahir Çayan sadece mücadeleyle değil; görüşleri ile de anılan Devrimci oldu. Yetmişelrde Türkiyede sömürgeleşmenin kuramı halindeki “Sömürge tipi faşizim, Sömürge tipi Demokrasi, Oligarşik devlet” gibi kuramlar hem mücadele çizgisini, hemde sistemin sömürgeleşmesinin isimlendirmesini yansıtıyordu. Benzer kuramlar “Filipin tipi demokrasi, Goril diktatörlüğü” benzer analizler o dönemki Sosyalist hareketler tarfından belirli ülkelerde yapıldı. Bunların temel noktası; Görünenlere söylenenlere bakmadan öze indirgeme oluyordu. Oluşan yapı olanı gizleme olup en başta sömürgeleşmeyi, örterek ve baskı aracı olma olgularla ilgili Devrimciler Emperyalist yeniden sömürgeleşmenin yeni Sömürge siaysetlerini idolojik bilimsel açılımla kurumsalaştırıyorlardı. Bana ilgili anımsatmayı geçen haftaki Kuzey Kıbrıs yaşatılanları anımsatı: Elçinin başkanlığında yapılan Trafik düzenleme toplantılarına inen içeleşen dış gerçek, yayınlanan kararnamenin brakın yasalara uygunluğunun resmen yetkinin kulanırken nasıl yasa tamnımadığını gösteren yeni kanıt oluyordu. Maşşların yasalara rağmen nasıl ödenmediğini, yolsuzlukların nasıl doğalaşıp örtüldüğünü ve aklınıza ne gelierse hepsi yazılanla olan çelişkisini yeniden yaşadık. Hükümet var, açıklama yapan bakanlar gırla konuşur, yargılar yasalar polisler hepsi etrafta olurken, en ufak trafik düzenleme toplantısı dahi elçilik birokratının himayesinde yapılan, talimatla bir gecede yasa yapan meclisin önemli kendini baypas eden kararnamaede parmak hesabı telefon etmeyle koltukların boşlanması, hepsi buradaki görünümle gerçeklerin veya söylenenle olanların nasıl uçurum çelişkili olduğunu kanıtlıyordu. Bundan dolayı yeniden Mahir Çayan gibi devrimcilerin Sömürgeciliği yeniden yapılanma ile gizletme kurumsalaşmasını anımsadım.

Türkiyeye doğru ilerlerken birden Doksanlarla günümüze takıldım: Doksanlarda Emperyalist sistem bir çok kuramı geliştirip kendince isimlendiriyordu. Tabi hiçbiri içerikle alakası yoktu: “İşkalleri, direk müdahaleleri” hep “Demokrasi özgürlük” etiketleriyle sunuyordu. Buarada bazı Sosyalist kesimler ilgili gelişmelere şu kuramı ekliyordu: “Güvenlik ihracı askeri geliştirme idolojisi”: Hakikaten gelinen noktaya bakın: Öyle uzağa gitmeyin; Doksanlar sorası Türkiye Kosovadan Bosnaya balkan parçalanmasında “Uluslararsı” güç adına orda yeniden dizayinde B.M. veya Neto kararlarıyla taraf oldu. Afkanistan işkalinden Lübnan dizayininde Hizbulahı dizginleme sistem siasyetinde ayni ülkeye asker gönderdi. En önemlisi Güvenlik ihracı ilk adımı olan Somalide Türkiye ordusu da direk rol aldı hatta komutada önemli görevde bulundu. Sadece ırak işkalinde yoğun kamuoyu tepkisi nedeniyle tam işin içinde müdahaleci olamadı.

Son yeniden tetikleme Orta doğu projesinde “doslarını” bir kalemde yıkıp onların yok olması için tavır koydu: Lipyadan şimdi Suriye olayında ayni duruş sergilendi. Yalnız Orta doğuda kaynayan ve hakikaten özgürlük istenci olan Bahreyn Yemen gibi ülkelere sistem sesiz kaldığı hatta koruma tarafında olma sonucu Türkiyeden “tıs” çıkmadı. Onca müdahalenin aslında sistemin yeni siayseti olduğu ve hedefelrinin sermaye yeniden sömürme ile bazı devletlerin otoriter tavsiyesinden koparırsak, tek tek olaylarla konu anlaşılamaz.

Türkiye Kuzey ekseninden doğu güney komşumuz Mısıra gidecek olursak: Mısırda şu anda olanlar bana AKP geçiş sürecini hatırlatıyor. Anımsayın AKP ilk dönemlerinde önce orduyla daha sora yargıyla çelişkiler yaşadı. Hatta Cumhur Seçiminde yargıyla ipler gerildi. Şimdi Mısıra bakarken kazanan İslamcılarla eski yapının Ordu yargı ikilemi bana AKP döneminin ilk sürecini anımsatıyor. Yalnız şu soru yanıt buldukça daha rahat yorum yapma şansım vardır: Başta Amerika Mısır ayarını nereye kadar sürdürecek konumdadır. Nasıl Mısır ayarı düşünülüyor. Seçimi kazanan İslamcılar ve eski dostlar dizayini nerde kurgulanıp bağlanacak. İslamcıları çekerek ve yapıyı piyasaya devrederek oluşacak yeni Mısırda özelikle sokakta direnen Sosyalistlerin gücü nekadar? Son Mısır Türkiye benzetmesine bir örnek verelim. AHatırlayın; Türkiyede kriz olduktan sora en başta Amerika Türkiye dizayinine önemli bir isim “Kemal Derviş” gönderildi. Ancak Derviş siyasal tutulma norumuna gelemedi. Ayni durum Mısırda Muhamet Elbaredey gibi oyun yeniden oynandı. Elbaredey şimdilik Mısırda Derviş sonu siaysal gidişte. Bunu şimdilik aklın bir tarafına koyun.

Kısaca; Bu haftalık etrafımızla biraz beyin cimnastiği, biraz gerçeklerle harmanlanıp uçtuk. Tabi bizdekilerin saçmalama Ekonomik uçuşlarıyla değil, sistemi analiz ederek yaptık. Tek ama önemli eksikliğimiz, oyunda bizim savundukalrımızın etkisi çok olması ve oynayanın ayni sistem olup senaryoları onların çizmesidir.

 

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article