Kıbrıs Aygasyano olayları nedir? – Özkan Yıkıcı

Must read

Kıbrıs yakın tarihin çok önemli handikapları vardır. Yaşanılan sürecin devamında, günümüze dek ayni yelpazede resmi idolojinin siyasal olarak devam etmesi; Kıbrısa özelikle eski kökenli halk kesiminin gidrek azalması; ancak karşın da özelikle 74 dönemi sonrası oldukça taşıma nifusun gelme sosyolojik gerçeği vardır. Buna ek olarak; belek kaybının yoğun olması ile birçok gerçeğin ısrarla sildirtilme durumu da yaşandı. Bunların toplamında ise hem yaşanan olaylar resmi idolojiye göre şekilendirip “bilimseleştirilirken”! Birçok olayın da unuturumla durumu yaşandı. Çok önemli bazı gelişmeler bunun etkisi ile bilinmez veya günün idolojik çıkarına göre aktarılan bir yakın tarihimiz oluştu. Aygasyano olayları gibi çok önemli içsel gelişmeler; Kisincır veya Açerson tarzı Uluslar arası planların nerdeise hiç bilinmeme düşüncesi oluştu. Özelikle ve özelikle; hem baskı ile yok saydırtılan, hem de resmen sonradan gelen nifusun ilgili süreci yaşamayarak; ancak istence göre oluşturulan resmi ezberle; karşımıza banbaşka bir Kıbrıs yakın tarihi de oluştu. Neyazık ki onca Ünüversite veya “Tarihci” gerçeğimize rağmen, hala bu çıkmaz aşılamadı.****

Aygasyano olayı deşildikçe çok konuşularak dersler alınacak bir olaydır. Buna karşın da çoğunun adını dahi bilmediği, başka paradokslaşma da oluştu. Halbuki sağdan soldan toparlanan bilgielr le resmen Kıbrıs sürecinde Türk Rum çatışmasının ilk önemli kitlesel olayıdır. Ayni zamanda da Lefkoşa sınırlarının ayrışma döneminin de başlangıcı oldu! Yüzü aşan iki taraflı ölümler gerçeği dahi, anma adına bile gün anımsatılmaz. Olayın neden sonuçlarını fazla yorumlamadan; konuya nasıl ulaştığımı ve devamında birikimin gerçekleşme sürecini aktararak konuya dalalım……

Kıbrıs konusunda araştırmaya başladığım zaman, özelikle teşkilat içinde olup, yetkili konumunda olan başta akrabalarım, beni hep uyardı. Amacımdan vazgeçmek için de önemli teşkilatın yaptığı konuları aktardılar! Rahmetli Mehmet Asi ile 1977 yılında ilkez Arif Hoca ile konuşup, ondan bir hafta sonra buluşmayı kararlaştırdık. Bölge teşkilatının önemli liderlerinden olan Amcama “Hoca ile konuşacam; ona ne sorayım” diye akıl danıştım! Amcam Mehmet hemen “Arif Aygasyano olayını iyi bilir” dedi! Ardından elbet “sen bu işten artık vazgeç” öyütlerini de sıralamaktan geri kalmadı.

Arif Hoca ile görüşmeye başlarken; hoca adeta bildik ezberle ona soru soracağımızı zanediğini belirtem ifadeler takındı! Ben direk ona “Aygasyano olaylarını” söyleyince de önce şaşırdı; Sonra ise “sen zaten Dilirosun; üstelik ayni köyden geliyoruz* demek ki sende işi cidiye alıyorsun” dedi! Ardından da olayı aktardı. Hoca aktarırken de ben hep düşündüm: neden böylesi önemli konu fazla aktarılmıyor? Çünkü onca çok daha basit olaylar, abartılarak tarihi ya Kahramanlık, veya suçlama olarak bolca anlatılıyordu. Hocanın anlatıkalrından sonra birçok eski TMT üyesine ayni soruyu sordum. Kimisi olayı bilmezliğe, kimisi de “fazla deşme” dedi. Özelikle odönem bizi yanlarına çekmek isteyen TKP içindeki teşkilatcılar hep kaçamak yanıtlar verdiler. Fakat Arif hoca ve diyer bazı aydınalr yaşadıkalrı ile Aygasyano olayını tekrar tekrar bize anlatılar!

Konuyu geliştirdim. 1982 yılında Alpay Ertaçın dükanında Hüseyin Altaylıya hem kendinin “Toroslarda yaptığı görevi ve aygasyano olaylarını” sordum. Hüseyin Altaylılın şaşkın şekli ile Alpaya “beyim  bu adam çok şeye ulaşıyor” dedi. İngilizlerle çalıştığı ve bazı görevler yaptığını da Hüseyin Altaylı ile beraber olduğu arkadaşlarından da öğrendik. Fakat ne bizim tarihciler, nede öteki Kıbrıs “ahkamlılar” bu olaya özelikle değinmek kaçışı gösteriyordu. Arif Hoca ise ısrarla Aygasyano olayını ekranlarda ve yazılarında yazdı. Yine şimdi Avusturalyada bulunan dönemin Zafer Gazertesini de yöneten Salih Çelebioğlu da konuyu aynen anlatı!****

Son dönemlerinde kimi eski Teşkilatcı da bana olayı onayladı. Ben bilgiler ve oluşan birikimim ile Aygasyano olayının bilinmesi gereken konu olduğuna hep inandım. Sadece olaylar değil; Ulusararası durum ve Kıbrıs sürecinin sıçrama noktası olma parçası nedeni ile de anlaşılması gerektiğine inanıyorum. Bundan dolayı hem anlatılanları, hem de kendimce süreçle ilgili bir yazı geliştiriyorum…..

Arif Hocadan Salih Çelebioğluna birçok eski teşkilatcının anlatıkları özetle şunlar: 1958 yılının sıcak Haziranının ikindisinde topla halde Lefkoşada bulunulan bir yerde; birisi çıkıp “Rumlar Türkleri öldürüyor” bağırtısını yapar! Tamda kitlesel akışkanlık sürecinde kolayca provakasyon süreci oluştu. Yürüyen halk ile öteki kesim arasında haftalarca olaylar çıktı. Heriki tarafta da yüzün üzerinde öldürmeler oldu. İngiliz valiliği müdahale yaptı. Sonuçta olaylar biterken Lefkoşa resmen ayrışma sürecine sokuldu! Yine anlagtılanlara göre Doktor Küçük Türkiyede bulunuyordu. Adaya geri dönmemesi için orda rehin gibi tutuldu! Böylelikle olayların kontorl edilmesi de engelendi.****

Bir gariplik çöktü ilk dinlediğimde; 1  Mayıs katliyamları, Fazıl Önderin katledilişi ve birçok köylerde yapılan cinayetler nedense sanıkları İngilizler tarafından bulunmadı! İlgili olaylar ve özelikle aygasyano gelişmeleri Kıbrıs sürecinde Türk Rum çatışmasının oluşmasında önemli dinamit oldular. Bazı olaylar karşılıklı olurken, bazı durumlar ise ilgili “toplum örgütlerinin” kendi halklarına karşı uyguladıkları baskılar şeklinde gelişiyordu. 1  Mayıs ortak mitingi sonrası öldürülen Türklerin teşkilat tarafından yapıldığı; bazı köylerde gerilimi artıran saldırı veya cinayetler; Aygasyano gibi provakasyon tetiklemeleri; hepsinin sanıkları adeta sırrakadem bastı. Hatta bazı köylerde tanık olunan olaylar sonrası bazı polislerin “aslında biz istesek suçluyu ortaya çıkarırız* dua edin ki ilgilizler gidecek” diyorlardı!****

Şimdi olayları toparlayalım: Sadece birkaçına bakalım: 1  Mayıs migingi sonrası resmen ortak yürüyüşe katılan bazı Türkler öldürüldü; bazısı itirafname açıkladı ve kimisi de adadan kaçtı! Ardından yukarda özetlediğimiz AYgasyano olayı yaşandı! Bazı karma köylerde olaylar veya korku teşvik karışımlı durumlarla göç etiler! Fazıl Önder gibi katledilen bir gazetecinin brakın fayilerini; mezarı dahi bilinmiyor! Bunlara dahasını eklemek mümkün…..

Çenberi genişletelim: Türkiye ve Yunanistan da derin devlet yapıları kökleşiyordu; her ikisi de Nato üyesi olarak Komonistlere karşı ortak mücadele alanları olurken de Kıbrıs adasında resmen ayrışmaya çanak tutuyorlardı. Özelikle Kıbrıs Türk kesiminde teşkilat içinde Türkiye yönetsel Özel Harp dayreli yöerüngeye giriliyordu. Bunun yansıması ise özelikle Aygasyano olayı sonrası TMT Denktaş liderlik dönemi başladı. Hatta Türkiye ve buradaki işbirlikcileri tarihi Denktaş ile Türkiyeleşme kontrolu dönemine bağlı olarak 1  Ağustos”  kuruluş günü olarak ilan ediyorlardı. Oysa herkes araştırınca görür ki teşkilat önceden de vardı. 1  Mayıs gibi cinayetleri işleyen, köylerde baskı kuran bir uygulama örnekleri veya Aygasyano provakasyonu gelişmerinde rol alındı! Fakat ısrarla TMT kuruluşu 1  Ağustos olarak kabulendirildi!

Biraz daha geneleştirelim: Kıbrıs da sistmde oluşan sömürgecilik yeni sıçrama dönemine girdi. “Klasik sömürgecilikten yeni sömürgeciliğe” geçiş özelikle Aygasyano olayı çok önemli fitil görevi gördü. Ayrıca İngiltere hegemonyası yerine Amerikan hegemonyası sistem içi yeni eşitsiz gelişme yasasının pratik sonucu olarak uygulanıyordu. Tabi hem Yeni Sömürgecilik, hem de Amerikan hegemonyası beraberinde kendi kuralarını da getirdi. Artık CİA  gibi bir yapı ile göreceli bağımsız taşlanması birlikte oluştu. Sonuçta AYgasyano olayı ile ayuka çıkarılan “Taksim Enosis” değil de “garantörlü kontrolu” Kıbrıs Cumhurieyti oluşturuldu. Hem de hiçbir tarafın olmayan taleplerinin kabulendirilmesi ile….

Kolay değil bilinmeyen bir konuyu çok yönlü yazmaya başlamak! Hem bilinmeyen, hem de yanlışları düzeltme oldukça zor iş. Yalnız yazıyı bitirmeden şu uyarıyı da yapacam: Genelikle bazı araştırma yapan arkadaşlar, belirli birikimleri ve bilgileri olmadığı için; kolayca aldatılırlar. Karşınızdaki hem unutma hem de kendini kurtarma ile sizin istediğinize göre yanıt verme kolaylığına hemen girişir. Ben birçok araştırmayı yaparken; eyer birikim ile ön bilgilerim olmasa mutlaka şimdi birilerin düştüğü yanlış aktarmacılığı da yapacaktım. Zaten eskiden kolay kolay öğrenilen bazı bilgielrin şimdi araştırma adına yazanların nasıl yanlış yaptıkalrını da hep nayazık ki tanık oluyorum! Zaman geçtikce; sol dalga daha hiçeleşip resmi idolojiye takıldıkça ve birileri artık beleklerini sıfırlatırken; elbet birçok bilgi unutulmaya adaydır. Aygasyano olayı bunların adeta çarpık bir örneğidir.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article