Karşı devrim rüzgarında Latin Amerika – Özkan Yıkıcı

Must read

Tek tipliliğe öğlesine alışıp kabulendik ki birçok kavramı unutan, gelişmeleri çok yönlü ele almayı da unutuverdik. Neoliberal tektip anlayış ve istenilen gündemle, adeta birçok konuyu ya görmezden veya banbaşka boyutla kavramak zorunda kaldık. Son dönemdeki Ortadoğu ağırlıklı savaşlar ve diplomasi savaşlarla da kuşatılınca, öteki dünyayı da bilme konumu da silikleşti. Hele de tektip probaganda algıalrla da sistemsel değerlerle ekler olunca, yaşanan konuları da tersdüz ele alma düşüncesine bağlandık. Bunun en net yaşanılanı Latin Amrikadaki son gelişmelr ve haberleştirilip algılatılma şeklinde yaşıyoruz. Resmen, Sermaye eksenli ABD merkezli direk karşı devrim hareketleri, sanki “özgürlük ve demokrasi” hareketleri gibi sunulduğuna tanık oluyoruz. Tıpkı, Ortadoğuda Afkanistandan ıraka, Lipyadan Suriyeye yapılan işkal hareketlerinde kulanılan ayni simgeler gibi. Halbuki, Latin Amerikada banbaşka gerçekler yaşanıyor. Bunun elbet önce içeriği bilinerek, doğru analiz yapma şansımız vardır. Ayrıca hep gözden kaçırılan, Latin Amerikada olanlar, Sosyal politikalar ve piyasa modelli yapısal sol deneğimin de önemli dersleriyle dolu olması da anlaşılmalıdır. Latin Amerika sol deneğimi ve sermayenin ayni pazarı tümden ele geçirme hamleleri, bugünkü Brezilyadan Venezuelaya varan önemli çalkantılar yaşanmaktadır. Tabi ki tek tek ülke yanında, uygulanan politikalar, neyin değiştirilip, yerine neyin konulacağı ve Amerkan gerçeğini akıldan hiç çıkarmamak gerekir…..

Latin Amerika resmen kaynıyor. Basit iktidar kavgası da değildir. İkibinlerde başlayan sol rüzgarların, şimdi tersine dönüp karşı devrim hareketleriyle, sermaye kesiminin bölgeyi yeniden ele geçirme süreci yaşanıyor. Aslında Latin Amerika yetmişlerdeki Şili tarihini yeniden tekrarlıyor!Şilide Alyende kazanıp, barışçıl sosyalizmi kurmak için adımalr atmış. Uluslaraası sermaye ise müdahalelerle bunu engelemeye çalıştı. Tüm kışkırtıcı ve sermaye desteklerine karşın, Alyende devrilmeyince, resmen askeri darbeyle bu iktidarı devirip Pinoşet tarihini yazdılar. Şimdilerde yine Latin Amerika belirli koşullar değişse de ayni süreci yaşıyor. İkibinlerde başlayan Latin Amerikadaki sol dalga seçimlerle başarılarla taşlandı. Başlangıçtaki Emperyalist şaşkınlık, gidrek karşı müdahaleleri de gündeme getirdi. Hondorasta askeri darbe, paraguaydan Brezilyaya parlemento sivil darbesiyle, seçimle kazanan liderleri devirdiler. İnanılmaz yalanlarla onları görevden aldılar. Ayni mekanizma ise Venezuelada ta baştan Çavez seçilirkenden başladı ve devamında Maduras döneminde de sürmektedir. Burada salt iktidar değil, Uluslar arası sermayenin yeniden bölgeyi “muz ülkeleri” haline getirmek için önemli uğraş verdikelri anlaşılmaktadır.

Olayı kısaca anımsayalım: Dünyada ikibinlerin başında derinleşen Neoliebral sistemde, Latin Amerikada da yaşandı. Önemli çöküşler ve kitle ayaklanmaları oldu. İlk Kırılma Venezuelada oldu. Amerika hemen harekete geçip, askeri darbeyle onu devirmek istediler! Başaramadılar. Brezilyada ise seçimle eski sendikaçı Lula başkan oldu. Benzer sonuçlar tüm Latin Amerikada alınmaya başlandı. Kolonbiya hariç! Sol liderler Bolivarist Devrim adıyla iki eksenli sol yeni politika uygulamaya giriştiler. Brezilyada piyasa modeline dokunmadan, kamuyu da güçlendirip, sosyal politikalarla da yoksulukla mücadele planı uygulandı. Nitekim, Lulanın yoksulukla mücadeledeki başarısını herkes teslim ediyordu.

Vebezuela ise Çavezle yeni bir sol prokram uyguladı. Daha kamusal ağırlıklı ve sosyal politikalarla harekete geçti. Zengin petrol kaynaklarını kulanıp, ordan gelen önemli karları halka sosyal politika olarak dönüştü. Bu durum özellikle ABD çevresini endişelendirdi! Hem, kaybedilen petrol kaynaklarının bir kısmı, hem de uygulama ile kitlesel destek bulacak solun yeni yelken açmasına neden olunacaktı. Venezuelada darbeler düzenlendi, eldeki petrol silahı kulanılmaya çalışınıldı! Ticari konuda karaborsacılık oyunu oynandı. Ama Venezuela hep bunları atlatı. Ancak, Venezuelada çavezin ölmesi ile yerine geçen Maduraya karşı hemen saldırıya geçtiler. Daha seçilmesinin ertesi günü, dış sermaye destekli, sdoklama, gıda piaysasında sıkıntı yaratma ve protestolar yapılmaya başlandı. Böylelikle, Madura daha nefes almadan hemen protesto ve tehtitler hızla sokağa taşındı.

Bu özetlenenlerin de sonuçları peşpeşe geldi. Brezilyada Rusev sırf bütçe manüpülasyonu denilerek parlementer darbelerle görevden alındı. Oysa, yerine konulan Mişel ve parlemento başkanı, herkesin bildiği yolsuzluk dosyalarla yüklün politik gerçeklikleri vardı. Brezilya karışırken, toparlanan sol ise gerçek yolsuzluk kesimine karşı sokağa çıktı. Şimdi resmen ülke alemgalem denilen dönemi yaşıyor.

Venezuelada resmen ayaklanmalar ve karşı hamlelerle ülke ikiye ayrıldı. Batı basını “demokrasi ve özgürlük” derken, hep sermaye özgürleşmesinden söz ediyor. Petrol fiyatlarının da düşmesi ile Venezuela epey sıkışmaya başladı. Batı korkunç bir probaganda sürecine girildi. Amaç, Venezuelayı yeniden ele geçirip, Petrolu özellikle yeni Dışişleri ABD yetkilisinin işdahına katmaları isteniyor. Maduranın bazen tecrübesizlik, bezen de yoğunlaşan kitle gösteriler sonrası, adeta ülkede ikili iktidara doğru yönelindi. Fakat katledilen çoğu kişinin sol kişiler olmasına rağmen, resmi medya hep öldürüen veya sanki muhaliflerin insanlarıymış gibi haberleri imajlaştırıyorlar.

Latin Amerika yeni sol dalganın şimdi sıkıntılarını yaşıyor. Piyasa modeli ve sol sosyal politikalar ikilemleri,hem iç sermaye kesiminin karşılarına geçmelerini engeleyemediği gibi, Kapitalist üretim tarzı içinde, sol iktidar kurmanın da olası olmadığı da anlaşılıyor. Özel mülkieytle mücadele etmeden, yeniden yapılanma sağlanmadan, ayni yapıda nedenli sol politikaların uygulanabileceği de tartışmalı halde kaldı. Fakat, Latin Amerika damarında hep sol bölüm de var. Bu nedenli zayıflasa da n yeniden ayağa kalkar. Yetmişlerde nedenli yenildiği ve ikibinlerde nasıl canlandığı tarihsel önemli kanıtdır.

Latin Amerikada en azından tüm eleştirilere karşın, Solun yönetime gelmesiyle nelerin değişeceği, sosyal haklardan, insan haklarındaki geçmiş işkencecileri sorgulama sürecine dek birçok önemli uygulama yapıldı. Tüm dünyaya şunu gösterdiler: Tarihi sermaye tüm uygulamalarının merkezinde Amerika çıktı. Sistemde gizlenen birçok karanlık sayfanın aydınlatılmasına, Ulusal görülen iktidarların CİA eksenli oluşunu, tarihi yüzleştirerek kanıtladılar. Neoliebral tek sermaye eksenli politika dışında da siyasetin olduğunu dünyaya yeniden kanıtladılar. Zaten, sermaye ve başta ABD bundandır ki Venezueladan Brezilyaya hep müdahale ederek, sosyal hakları kaldırtarak, sermayeni tümden talanını istiyor. Brezilyada Rusevin iktidardan sivil darbeyle uzaklaştırıldıktan sonra ilk reforumlar, yoğun özelleştirme, sosyal hakların kaldırılması ve emekli yaşının uzatılması oldu. Buda her şeyi anlatmaya yetiyor.

Latin Amerika kaynıyor. Herkes safında yeni etkin olma yöntemlerine baş vuruyor. Sistem de kendi probagandasını yapıyor. Belli ki bu mücadele kolay kolay bitmeyecek. Arjantinde sağ kazansa da sol kaybedilen hükümet sonrası yine yeniden kazanmanın mücadelesini veriyor. Genel kıtada da yeni mücadelelerle adeta Latin Amerika yine yeni tarih yazmaya adaydır. Kazanmak, kaybetmek ve yeniden dirilip kazanmanın yakın tarihini, çok acılarla birlikte bu kıta yazdı. Hep Emperyalizmin sömürgeleri olmama adına mücadelelrini veriyorlar. Alınacak derslerle Latin Amerika önümüzdeki günlerde çok karışık olaylarla bizi karşılaştıracaktır. Solun dünyada beklide en yoğun mücadele verilen yöresi olarak, bu bölge mutlaka izlenmelidir.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article