Hindistan eyalet seçimlerinin düşündürdükleri – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Beni devamlı okuyanlar, geçen yıl ki önemli bazı gelişmeleri de hatırlayacaktır. Özellikle, Hindistandaki çifciler direnişinin seneyi aşkın sürmesi, sonunda başarılı şekilde bitmesi de akla gelecektir. Geçen yıl Hindistan Çifcilerin direnişi ve zaman zaman öteki demokratik örgütlerden gelen desteklerle sürdü. Meclise sunulan ve Neolibebraleşme açılımlı yasayı Faşist Modi geri çekti. Öteki istekleri de sene sonuna doğru kabul ediyordu. Faşist  Modinin direnerek kabullenmediği, birçok insanın öldürülmesinin gerçekleştiği, başkentin kuşatılma hareketlerinin gerçekleştiği aylarca tarihi direniş yazılırken, sonunda çifciler kazandı. Ancak, yine konuyla ilgili yorumlarda, kimisi direk halkın direnerek kazanmasını öne çıkarırken, bazı kesimler, Modinin direnişe karşı taviz vermesi kadar, bu yıl yapılacak eylalet seçimlerini de düşündüğü için, seçime az kala bu anlaşmayı imzalayıp, seçimleri de kazanma hedefli olduğunu da belirtiyorlardı.

Bu özetlediğim dönemin daha üstünden fazla zaman geçmedi. Beş ayı dahi doldurmadı. Hindistanda beş eyalet de seçimler yapıldı. Özellikle hem Modi sonrası gelecek faşist liderin geleceği hem de çigfci direnişindeki önemli eyalet olma bakımında Nadopradeş yöresi oldukça önemliydi. Gelen yalet seçim sonuçları ise sankı son dönemki yaşanan Hindistan olmamış gibiydi. Seneyi aşan Çifci direnişinden tutun pandemiyi yönetemeyen Modi yine de beş eyaletden dördünü kazandı. Bu kimine göre şaşırtıcıydı. Ülkedeki artırılan baskılar, sağlık sistemiyle Korona salgınındaki faciyalara rağmen, Çifci direnişiyle gün ola ikiyüz milyonu aşan katılımcı protestoya karşın, Modinin BJP partisi seçimi kazandı. Hem de çifci hareketinin önemli merkezi olan Nadopradeş eylaleti de dahildi. Üstelik, oylar da faşist eksene kayarak artırıldı.

Mmodinin partisi, açıkça, kas sistemini savundu. İnanç üzerinden ırksal politikayı gündeme koydu. Özellikle Müslümanlara karşı sert sözlerle, sokakta tavırlar gerçekleştirildi. Hindu  merkezli idoloji ile kas sisteminin devamı ekseninde politikalar savunuldu. Irkçılık ve faşizmin gerçekleri örtme sonucu kanıtlandı. Yoğun işsizlik, gençlerin sefaleti ve ekonomik dar boğaz la sürekleşen ekonomi krizlerine rağmen inanç ve ırkçılık merkezli kas sisteminin devamı Hindistanda eyllet seçimlerini yeniden BJP partisi lehine sonlandırdı. Bu durum dünyadaki otoriter Faşismin nasıl geliştiğinin önemli dersi olarak da öğrenilmesi şartır. Hem yoksuluk, hem sağlıkta felaket, işsizliğin artığı dinsel eksenli gerilimin tetiklendiği koşullarda bu uygulamayı yapan BJP seçimi oy artırarak alıyordu. Oysa, Çifci direnişi sonunda iktidar partisinin bazı eyaletleri kaybetmesi bekleniyordu. En azından kamuoyu bunu işaret ediyordu. Gerilim, sistemi koruma,inanç ve ırkçılık ekseninde oluşturulan “bizler, onlar” ayrımı, sonuçta Modiye güç katarak ülkede faşizmin yağılmasına da devam deniliyordu. Üstelik,Modi sonrası, seçimi kazanan Nadopradeş eyaleti başkanı Yogonin yeni yoldaki başkanlık istikameti de devam edecek. Bu durum, günümüz dünyasındaki gerilen ilişkilerde Hindistanın tutumu oldukça önemli hale gelecektir. Belki de direndikelri Madoyu eyaletlerinde kazandıran Çifcilerin de kazancı kursaklarında kalma olasılığı da yeniden gündeme gelme tehlikesi oluştu.

Hindistan örneği şu acı gerçeği de gösterdi: ekonomik kriz, işsizlik,yoksulaşma gibi ekonomi ve sosyal gerçekler, seçimi kazanmaya yetmior. Son dönemde kapitalist yapıda geliştirilen inanca ve ırka dayalı ayrışmaların tutumasıyla sınıfsal öz ikincilleşiyor. Buda bir yandan otoriterlikle faşizme yol açarken, seçimlerdeki bizler onlar ayrımlı konumla da kitlesel destek idolojik olgular da kolayca karşılık buluyor. Hindistandaki hindu Müslüman ayrımlı faşizmin hareketlenişi, başkanlığa gelirken. Devamında da devlet içi yerleşerek adeta sistemleşiyor. Buna benzer birçok örnek dünyada ne yazık ki gelişiyor. Ergin Yıldızoğlunun Yeni Faşizim kitabı bu nedenle okunmalıdır. Okurken de Türkiye gerçeği ile K. Kıbrıstaki gidrek gericlikle bütünleşen sömürgeleşmeye de kendimizce dikat çekmeliyiz.

Hindistan her bakımdan önemlidir. Bir yıl önce faşist Modiye karşı direnişi ve bunun milyonlarca katılımla kitleselleşmeleri izlerken. Otoriter liderin hamleleri ve ayrışmayla etnik dinsel kuralları kulanmasıyla resmen yeniden seçilme sonucuna geldi. Bu özellikle Hindistan sermayesinin hem kas yapısının sürdürülmesi, hem de karına kar katacak planların uygulanması nedeniyle faşist olsa da Modinin desteğine devam demeleri de düşünülmelidir. Hani bir ezner lafazanlığı var ya: “sermaye demokrasi istiyor”! Hindistan ve benzerlerinde gördüğümüz gibi sermaye belirli dönemlerde hem muhalefeti dizginlemede, hem de daha kolay kar sağlama adına, hele de kriz döneminde faşizme desteği çekinmeden verior. Bu gidişat, faşist koşullarda ırkçılık inanç ekseninde gelişen durum, yeni güçlenmiş sermaye de yaratır. Şimdilik, önemli mücadelelere karşın, Hindistanda resmen kas sistemini savunan, otoriterleşme ile devletin güçlenmesine güvenen, dinsel eksenli ayrınmla öteki kesimi yok sayma politikaları ne yazık karşılık buluyor. Açlık, yoksuluk yanına başarısız sağlıktan siyasal uçurumlu fay hatlarının kırılmasına rağmen, seçki ırkçı dinsel hindu faşist partisine yapıldı. Düşünülmesi ve gereken derslerin alınması şart. Neoliebraleşmenin demokrasi gerçeği birkez daha Hindistanda karşılık buldu. Demokrasiyi seçimle daraltıp, ırkçılıkla siyaseti donatan bu süreç, sal Hindistan değil dünyanın birçok ülkesine doğru da yayılıyor. Sanırım, Macaristan ve Kolonbiya yanında Brezilya seçimleri de bu konuda önümüzdeki aylarda oldukça ders verecek niteliktedir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,202TakipçilerTakip Et
76AboneAbone Ol

YKP basın açıklamaları