Hatay’dan Kıbrıs’a bazı benzetmeler – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Zaman zaman, Kıbrıstaki gelişmeler veya hedefler üzerinden Hatay benzetmeleri de yapılmaktadır. Tamamen ters olan siyasalhedefler vurguanmaktadır. Kimisi ilhak kimisi de bkatılma başarısı hikayeleri kurgulamaktadır. Şüpesiz hepsinin ortak değeri, şimdilik K. Kıbrısın genelde tüm adanın Türkiyeye bağlanma siyasal hayalinin yansıtılmasıdır. Ters gelse de verilen örnek yine Hataydır. Kimine göre olumsuz kimine göre de zafer simgeleriyle Hatayın adamız tartışmasındaki gelecek örneklemi olarak zaman zaman gündeme oturtulması da tesadüf değildir. Nitekim, aylar önce yazdığım bir makalede Hatay konusunun neden Kıbrısla alakalı oluşu kadar, konunun gerçeğini de yazacağıma söz verdim. Bu durum, hafta ortasında bazı prokramlarda yine katılımcıların ilhaklaşma ile Hatay örneği üzerinden yaptıkları tartışmayı izledim. Üstelik önemli eksik veya yanlış anlatılar da dolu dolu geçiyordu. Hemen aklıma aylar öncesi verdiğim söz geldi. Üstelik, son günlerde resmi ağızlarda ve medyasında olmasa da belirli muhalif  kesimde ilhaklaşma konusu artık kaçınamayacak düzeye geldi. Yetersizlik ve aranan örnek sonucu da Hatay gündeme geldi. Tabi ki yetersizlik ve koşullara bakmadan olan bu benzetme, sonuçta yanlışları da birlikte üreti.

  1. Kıbrıs için zaman zaman Hatay örneği konuşuldu. Kimisi Türkiyenin ilhak etmesinin simgesi olarak sundu. Bazısı da ilhakın bütünleşme ve Anavatana katılma zaferiyle banbaşka noktadan değerlendirildi. Ama, Hatay örneği hep ansızın gündeme oturdu. Elbet kaçınılmazlık ile aranan örnek ikilemine de sıkıştırıldı. Koşullar ve geçmiş ile günümüz gelişmmeleri hiç dikate alınmadan yapılan bu konuşmalarda eksiklik yakalamak da normal haldi. Hat ta çaresizlik ile birikimsizliğin de örneği halindeydi. Oysa böylesi kuralların işlemesinde uluslararası koşullar ve siyasal hedeflerin önemi çok önemlidir. Ayni kuram olsa dahi dönemi, koşulları ve girilen ilişkilerle hesapların birlikteliği ayni olmaz. Sömürge ülkeler vardır. Fakat ayni sömürge nitelikleri yok. Değişik koşullarda sömürgeleştirilir. Üstelik eski klasik sömürge ile günümüz yeni Sömürgecilik da farklıdır. Fakat, özü sömürgeciliktir ve kapitalist ilkeleri bağırlarında taşırlar. Bir de ilhaklaşmalarda değişik nedenler vardır. Sömürgeciliğin resmen toprağının katılımı ile kendine has yönetim şekileriyle de önemli içeriği doldurtulur. Nitekim şu anda K. Kıbrıs birçok ülkenin sömürge kurallarını içinde taşırken, ilhaklaşma adımları net Türkiye üzzerinden yapılandırılmaktadır. Fakat, hatay modeliyle de ayni veya benzerlikleri de değişkendir. Çünkü Hatayın Türkiyeye katılımı ile K. Kıbrıstaki gelişmelerin koşulları farklıdır. Siyasal genel kurumlaşmada da değişik kurumsallaşmalar ve hukuk da oluşturuldu.

Bilgi sözcüklerini bir yana iterek, somuta gelelim: Hatay ikinci paylaşım başlangıcında Türkiyeye verildi. Daha doğrusu önce Bağımsız devlet olup, sonradan Türkiyeye bağlandı. Önceden Fransanın sömürgesi ve klasik Şam bölgesinin bir parçasıydı. Fransızlar tüm çabalarına karşın Şam yöresini istedikleri gibi idare edemiyordu. İsyanlar çıkıyordu. Önce Lübnanı Suriye topraklarından ayırtıp ayrı devlet olarak ilan etiler. Yine de Şam eyaletinin kontrolunda güçlükler vardı. Bir türlü istedikleri Sünni islami emirlik sömürgesini kuramıyorlardı. Bu arada Emperyalist kamp içinde ikinci paylaşım savaşı cepeleri oluştu. Savaş her an başlamak üzereydi. İngiltre ve Fransa Türkiyenin yanlarında olmasını istiyordu. Bunun için bazı cestler yapmak peşindeydi. Üstelik, Fransanın kontrolundaki Şam sömürge bölgesi hala direniyor, isyan ediyordu. 1936 Yılında İngiltere ve Fransa Hatayın Türkiyeye verilmesini ve buna karşılık Türkiyenin ikinci paylaşım savaşı ayrışmasında yanlarında olmasını sağlama hamlesini yaptılar. Türkiye bu fırsatı doğru okudu. Bazı güvenceler verirmiş gibi yaptı. Tam da ikinci paylaşım savaşının kıvılcımı parlarken, önce bağımsız ve sonra Hatay Türkiyeye bağlandı. Fakat, Hatay içinde de karşı çıkanlar vardı. Kimine göre bağımsız kimine göre de Surriye tercihi vardı. Örgütlü ve fırsatı kulanmayı bilen Türkiye yine inönünün tam da yerindeki müdahaleleriyle Hatay Türkiyeye katıldı. Ama ince noktalar hep ötelendi. Örneğin, isgenderun sancağı olarak isimlendirilen Hatay, Türkiyeye hataty olarak yapılandı. İsgenderun hem de limanken önemli merkezken Hatayın merkezi değil de Antakya merkez yapıldı. Çünkü isgenderunda bazı farklı görüşler vardı. İkinci paylaşım savaşı başlarken, Hatay da Türkiyeye katıldı. Ancak, hala en yoğun nifusa sahip olmasına karşın isgenderun il yapılmadı.****

Hatayın kısa hikayesi böyle… Buna bakarsanız. Günümüz K. Kıbrısla siyasal veya başka koşullarla oldukça farklıdır. K. kIbrısa Türkiye müdahale ile ele geçirildi. Buraya nifus yığarak ve yasadışılıkları güçlendirerek sistemle uyumlu yine adımlar atıldı. K. Kıbrısın ilhaklaşma kuralları Hataydan farklıdır. En başta buraya garantör olarak geldiği söylendi. Direk bağlama yerine nifus oyunları ve kurumsal yapılandırma ile ilhaklaşma ilan edilmeden veya katılması açıklanmadan resmen ilhak kuralları uygulanıyor. Yeni dönemdeki toprağı bağlamanın da koşulları var. Oysa Hatay döneminde kolayca anlaşılarak gerçekleştirilirdi. Uluslararası hukuk veya yeni sömürge kuralları uygulanmıyordu. Bu fark hep kaçırılıyordu. Tayfur Sökmenin durumu ile şimdiki Ünal beyin konumu hiç birbirine benzemiyor. Bu nedenle kavram doğru olsa da gerçekleşme siyasal süreçleri oldukça fazladır. Kaldı ki dünya da onayladıkça şimdiki yasadışı koşullar resmi ilhak geçişinden sistemiçi daha mükemmel sorunsuz işlemektedir. Hala Kıbrıs geneli için ikili yapı yerleşirken, masabaşı konulan öneriler ise başka dünyanın nameleri olmaya hız veriyor.****

Özetlediğim bu koşullar, gelişmelerle de oldukça farklıdır. Hele de Emperyaalizmin geldiği aşama, Türkiyeye Hatay dönemi ile günümüz Kıbrısındaki sistemle olan siyasal bağları da farklıdır. Bunlar gidilecek yolun da ayni olmayacağını getiriyor. Öte yandan, konuşturulan Hatay gerçeği kadar, Bugünkü K. Kıbrısta önemli sayıdaa Hataylı da adamıza yerleştirildi. Bunların dünya bazında yurtaş saydırıltılmadığı da  biliniyor. Her görüşmede de bunların bir kısmı anlaşma halinde sayılma mücadelesi veriliyor. Bu gerçeklik buraada yaşanırken, şimdi Hatayda mülteci Suriyeliler tartışması yayıldı. Suriyeden şu veya bu nedenle, ama savaş nedeniyle göç eden sSuriyelilerin nifus yoğunluğu tehlikesi söyleniyor. Halbuki ayni seçim korkulu gerçek de istemesek de K. Kıbrsta çoktan bşladı. Böyle karışıklıklar da var. Ama, ilhak politikalarının sömürgeciliğin en ağır kurallarını içerdiği kesin. Hataylılar örneklem olarak karşımıza gelirken, K. Kıbrıstaki Hataylılar da birbaşka şekilde gündemimizde.

Anlaşılacağı gibi, Hatay ile K. Kıbrıs ayni değildir. Hedefin ayni olsa dahi değişik koşullar ve zaman dilimi farkı vardır. Ama, özellikle K. Kıbrısta gerçeklerden uzak olma sonucu, yetersiz siyasal yapılanış duruşları, böylesi örnekleri tekleştirerek Kıbrıslılaştırma hastalığının da yaygın olmasını da güçlendirdi. Bir bakarsınız Norveç istenir, İngiltere sömürge dönemi özlenir ve tehlikelri kendi özüyle değil de Hatay örneği ile kolay anlatma başvurusu yapılır. Ama Hatay derken isgenderun sancağından başlayan süreçte, neden isgenderunun il yapılmadığı gibi can alıcı bilgileri de hiç duyulmama çukuruna gömülmektedir. Bu hep bizim yetersizlik ile oluşan çaresizliğimizin aynasıdır. Taki Kıbrıs sorununu Kıbrıs gibi koşullarıyla, sistemsel gerçekleriyle konuşmaya dek de sürecek.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,224TakipçilerTakip Et
81AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları