Haklıdırlar! – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Sistemler yaşanan koşulların örgütlenmesiyle kurumsallaşarak oluşur. Örgütlenme ile oluşan deyerlerle de yönetimler üst yapı olarak yerleşir. Bir anlamda, sistemleşen kuralalr ayni zamanda sistemin de işleyişini belirler. Güncel hale sokar. En kötü denilen, kirli işler adyıla anılan durumlar dahi sistemleşip yerleştiği zaman, normaleşir. Onun için isim olarak ters gelen, kötü alınan nice deyer  düşünce birden sistemleşince, doğal işleyiş halinde güncel yaşamda yerini alır. Aynen, Kıbrısın kuzeyi de böyledir. Türkiye gerçeği de bunun kaçınılmaz olgusudur. Onun için, birilerini eleştirirken, kızarken, hele de koltuktayken yaptıklarrını suçlarken, sistemden kopuk yapmamak gerekir. Bugular sözler hepi bir sistemin düşüncesinin aynasıdır. Çünkü, kişiler veya alt örgütler, bu sistemin işleyen çarklarından yukarıya sıçrayan senbollerdir.

Çok kızarık: ne kocaman yalan öylendi diye. Yolsuzluk ve hırsızlık yapıp da nasıl orda oturduğunu sorgularız. Siyasal mesajlarına adeta çıldırtırız. Bulunduğu kurumda yolsuzluk nedeniyle yargılananın nasıl olur da ayni yapıya müdür olduğunu normalmış gibi kabullenip sorgulamayız. Tüm bunlar sistemin işleyiş şekli olduğunu çoğu defa unuturuz. Bu yerlere gelenlerin zatan işbirlikçi olduğu, bu kurala uyduğu için üst makama oturduğunu çoğu defa akıldan sileriz. Bireysel tepkilerle denbeleenip dururuz. Ahalinin nasıl seçtiğine dek indirgeriz. Unuturuz ki sistemin işleyişinde belirli kesimin de işbirlikçilikle yandaşlanıp çıkar sağladığı bilsek dahi sildirilmiş haline dönüştürürüz. Kahvede kumar oynarken, eline telefonu alıp doktorun seçimini yapan örgüt üyesi veya sırf evladı alınsın diye başarılı nice insanın kötülenerek kolayca hayin ilan deden mühbirli partili yandaş ağları hep sistemin geleceği için önemli rol alıyor.

Yine döneriz de bu kişilerin nasıl makamcı olduğuna şaşarız. Şaşarız da bizi şaşırtan devamında da “aslında iyi insandır” dokunuşunu da koymaktan geri kalmayız. Buda başka çelişki. Oysa belirli yerlere gelmemin deyerleri vardır. Yalan söylemek, çıkar adına kılıktan kılığa girmek anormal dyeildir. İşbrilikcilik yapacaktır. Bunun için karışışındakine kendini beyendirmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olacaktır. Bu yolda, mahkemeleri yok edilir, yalanları yutulur, işlerine gelenle karşıt suçlu ilan edilen dyeişik düşüncelerin gereksinimiyle gelişir. Çünkü işbirlikçi, yandaş gibi kuralları yerine getiremezse, o  makamlara ulaşamaz. Yasal ilke dahi konulup, siyasal atamadan desteklemelere bu şekilde oluşturuldu.

Bunları düşünerek, gerçekten son sergilenen tutumlar size yabancı gelmiyrdur. Hat ta kimileri kendi siyasal çizgileriyle bu yerlere gelemeyecekleri için,onlarda işbirlikçi kurala dönüşürler. Benzerlerini yaparlar. Hat ta daha ileri gidilerek bazı yapılmayacak görevleri de bu sonradan işbirlikçilere yaptırılır. Koçan olayı veya ikinci ganimet paylaşımı gibi. İşbirlikçiliklerin sonu hep işiniz bitince veya gelişmelri doğru okuyamadığınızda, birden sıfırlanırsınız. Denktaş bunun en canlı kanıtıdır.

Son döneme bakın, makam için konuşmanın başına besmele koyanlar, dergahlaraa gidip zikir çekenler, camilerde dolaşıp bazen komik hale gelinen namaz kılmalar, gayet doğal halde gözümüzün önünden geçip gidiyor. Sahta kahramanlıklardan tutun, çekinmeden en çirkin yalanı kolayca savururlar. Sonradan görme tutumuyla da kendi geçmişini daahi ret etmeler oluyor. Elbet son dönemde işbirlikçiliğin alanı daralınca, tercihteki işbirlikçilerin daha yetersiz olmaları sonucu, açmalama ve dangadunlgaları oldukça fazlalaştı. SÖyledikelrinde dahi tutarsızlıkların olması normal şekle getirildi. Ama yine de bazılarımız böylesi siyasal geleceğe etkisi olan kişilerin, ardından iyi insan, demokrat olduğunu söylemek de öteki madalyon aldatmacasıdır. Hele de gerçeklerin konuşulmamasında uzlaşılıp yüzleşmenin olmadığı süreç, bu tip yapılanışın daha da teslim olmasını da oluşturdu.

Normal koşullarda bu yerlere gelmeleri imkansız gibi olup, yalancıktan başlayıp, kocaman yalan söylemeye geliş sonucu da işbirlik yansıması başka türlü olamazdı. Peki, bu yol ile makama ulaşan, varsa yargıları sıfırlanan, önemli çıkarlar sağlayan, rüyasında görse inanmayacağı koltuğa oturunca, onu bu yere getirenlere hizmet, yetersizliklerini de resmen yalan ve saldırganlıkla örtmesinde yanlışlık  varmı. Sonra bakın makamcılarımızın, her birinin birçok dosyalık geçmişleri var. Bunlar unuturuldu. Bunlar gerçekleşince, onlar böyle davranmakta haksızmı?

Hemen ekleyeyim: onlar kendilerine göre haklıdırlar. Kendi sistem kurallarına uyarak tercih edildiler. Onları bu göreve getirenlere hizmetde kusur yok. Arada kendilerine brakılan kırıntılarla paylaşımı da yapıyorlar. Tatar saraya yolanır. Bu arada da bazılarını da işe alır. Yasal olmadığı kesin. Yargıya gidilir. Yargı kararı açıklamayı erteler. Yarın kazzara doğru açıklanırsa, kamuoyunun önemli kısmı bunu duygusal şekliyle algılayıp başka telden makamcıları kurtarmaya çlışacaktır.

Bize şu basit konuda dahi yanıltmayı başardılar. Kıbrıs görüşmelerinde hep rumların masadan kaçtığı ezberine inandırdılar. Akıncı ve Talatın da bu konuda günahı büyük. Nitekim son İsviçre görüşmelrindeki Çavuşoğlunun yaptıkları netken, yine de dönüp yalanlaşan eski ezberle suçu Anastasayadise hhavale edildi. Madem yalanları yanışları, onlara karşıymış gibi olanlar da kabulleniyorsa, ozaman neden eleştiriler yapıyoruz* Demek ki haklıdırlar. Onlar koltuk adına ve işbirlikçi tutum nedeniyle ancak böylesi siyaset gerçekleştiriuorlar. Yandaş kayırmayı damarlara dek işleyerek de toplumsal karşılık buluyorlar. Yalanlarla gerçekler boğuluorsa, elbet bunun güncel yyansıyışı da olacak. Zaten koşullar öylesine yerleşip nifusla deyiştirildi ki gerçeklerin söylenmesine muhaliflrin dahi karşı çıkılan bir sistemsel kucaklaşma da oluştu. Ozaman, yargıdan kurtulan, saraylara laik olan atamalı kayum misali makamcı olunuyorsa, onlar kendi resimlerini çizecektir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,144TakipçilerTakip Et
56AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları