Güney – kuzey kar(şı-laş)tırması yanılgısı – Said İlhan

Must read

Acaba diyorum; dünyanın kuzeyi ile güney yarım küresinde yaşayan insanların yaşam kalitesi ile gelişmişlik farkının bizde de geçerli mi sanılıyor… ne bileyim ama ben şahsen düşündüğüm zaman “bunu bizde akla getirebilecek yöneticiler bulunmadığı” kararına varıyorum. Ö zaman neden öyle davranılıyor diye sorduğumda; “toplumun bir plan proje uyarınca üretimden kopartılıp dıştan dayatılan politikalarla, süreç içerisinde çağın gerisine düşürülerek cemaatleştirilmesi sonucunda erozyona uğratılan kültürel kimlik / düşünce / bilinç düzey(sizliğ)ine” bağlamaktan başka seçenek bırakmadığı kanaatine varıyorum.

Türkiye’den gelen bir dostumun misafirleri, burada yöneticiler ile Türkiye hükümeti temsilcilerinin yaptığı açıklamalarına bakınca her şey mükemmel sunulurken, sokaktaki vatandaşın şikayetleriyle olan büyük çelişkisini yaşadı. Buna işçi, memur, öğretmen sendikalarının grev vs eylemleri, esnaf ile iş çevrelerinin yükselen şikayetleri ve hele Belediye işçilerinin düşürüldüğü durum sonrası 3 maymunu oynayan yönetime karşı siyasetle birlikte sokakları temizlemeye and içerken, oluşan öfke kenti çöpe boğmasını anlamakta güçlük çekti. Eşi Kıbrıs kökenli olması, Güney Kıbrıs’a geçme imkanı yaşadı… Ve orada gördüğü ile Kuzey’de açıklanan “Güney Kıbrıs’ta Rumlar sefilleri oynar” yorumlarıyla uyuşmadığına tanık oldu. Tabii bir de Türkiye TV kanallarında izlenen “Kıbrıslılar gazinolarda vur patlasın, çal oynasın – lale devri alemleri”nin Kıbrıslıtürkler değil de Türkiye’den gelen kumarcılar olduğu gerçeğini öğrenince şaşkınlık had safhaya taşınır. İçinde yaşayan kimi bizlerin göremeyeceği çarpıklıların dışa vurumunu çizen net bir resim değil mi?

Güney’de hakim olan çağdaş şehircilik anlayışının caddelerinin temizliği ile market – kafe- restorantların müşterilerle dolup taştığıyla hemen göze çarpmaktadır… Bu durumda onları nasıl bir “kriz” toplumu canından bezdirmiş diye insan kendinden şüpheye düşer! Belediye çalışanlarının grev ve eylemleri ülkedeki diğer sorunları gündemden düşmesini sağladığı ortadadır… kurultay seçiminin mahkemelik olması ve sonucun yargıdan dönmesini bile sollamıştır. Aç insan veya hayvan farkeder mi, bir yerden sonra bilinç ötesi şeyler yapabiliyor. Bunu iyi değerlendirmek gerekir; ama üzerinden siyaset yapılması kadar tehlikeli ve insanlık dışı bir davranış olamaz. Duyarlı konuda dikkatli adım atılması gerekmektedir. Eğlence, davul zurna eşliğindeki “halay” çekme döneminin kapandığı anlaşılmalı ve destek verenlerin buna göre hareket etmelidir. Baksanıza bunun sorumluları yeni kurultay ve hatta seçim sinyali vermeye başladı… sadece seçimlerle sorunların çözülemeyeceği de iyice hafızaya kaydedilmeli!

LİDERLİĞE OYNAMAK O KADAR KOLAY MI?

Geçmişte güçlü “devletlerin” kılıç zoruyla boyunduruğu altına aldığı halklar ile topraklarının çokluğu, bununla orantılı İmparator veya Cihan hakimi (Osmanlı’da cihan padişahı) denirdi. Şimdilerde gelişen teknolojiye uygun üretilen silahlar ile ekonomik güce dayalı savaşlara yerini bırakmıştır. Ekonomik çıkarlar artık ırk, din, mezhep veya milliyete bakmaz. Bunu anlamayanların hala daha soyut kavramlar üzerinde tartışarak ömür tüketmesi ve savaş tutması, kendileri belki zevki sefa içinde ama halklarına dünyayı zehir etmektedir. Çağı yakalamak söylemle veya yeni teknolojik cihazları yalnız kullanmakla olmuyor. Bilgi diye eğer binlerce yıl öncesinin kalıpları (ezbere kuran okuma vs) verilirse bu eğitim o dönemin eseri olarak kalır. Bunda ısrar edenlerin o zamanın yaşamı (deve ile seyahat vs) değil de neden bugünün uçak, bilgisayar, TV araçlarını kullanıyor sormak gerekir. Yönetici kesim “Allahın temsilcisi” rolünde “bir eli yağda, bir eli balda (ve tabii ‘harem’ de var) ama halkına dinlerin doğduğu zamana ait kuralları layık görmesinin tek nedeni onları zahmetsiz gütmek için bilinçli olarak “cehalet” yumağında sarmasıdır. Kıbrıslıtürk toplumuna (taşınan nüfus marifetiyle) dayatılmak istenen eğitim sistemi bu yolda!

Coğrafyamızda yaşanan sosyal hatta siyasi sorunların bir çoğunda bu çağ dışılığın yattığını görüyoruz… Bu gibi toplulukların yaşam tarzı ile yönetim şekli tabiatıyla onunla orantılı olacaktır. Kendilerini yönetecek kişi(ler) keza öyle… uygulanan sistem sayesinde o halk / toplumun başı olması dolayısıyla onu “lider” yapması doğal karşılanmaktadır. Tabii ki bazı toplumlarda liderliği hak edip layık görenler vardır… halklarının  hak ve özgürlüklerinin kazanılması, korunması ve gelişmesi yolunda uğraş vermekte olan(lar)! Geri kalmış toplumlarda ise bu gibi en temel insan hak ve özgürlükler vatandaşa yukarıdan bahşedilince bırakın kullanıp korumayı liderlerin iki dudağı arasında bulunduğundan adından bile söz edilememektedir.

İyi niyetle ortaya çıkanlar yok mu, tabii ki vardır; Batı ve Doğu kutuplaşması üzerine – soğuk savaş döneminde 3.cü Dünya blokunda yer alan ülkelerin 5 lideri vardı… Nehru, Fidel Castro, Tito, Abdül Nasır ve Makarios! Tarih onları layık oldukları yere yazmış olsa da temsil edilen bloktaki toplumların eğitim ve bilinç düzeyleri yetersiz kalınca daha güçlü olanlara yenilmekten kurtulamadı. Abdül Nasır’ı ele alalım; sadece Mısır’ın değil tüm Arap uluslarının lideri olmuş ancak islam aleminin desteğini de alıp İsrail ile tutuştuğu savaşta yenilgiye uğramıştı. Gerek  Mısır gerekse İsrail’e komşu ülke topraklarının bir bölümü kaybedilmişti. Bugün yaşanmakta olan Filistin savaşı bunun devam eden neticesidir. Batının çıkarları çerçevesinde Angloamerikanların verdiği destek sayesinde İsrail’in Ortadoğuda varlığını sürdürme stratejisi, önüne çıkacak engelleri göğüsleyecek güce sahiptir. Bir de NATO faktörü var… ki içerisinde Türkiye’nin de bulunduğu… sözde İran’a karşı ülkede konuşlanan füze savunma sistemleri bilmek durumundayız, bir yerde İsrail’in korunması amaçlıdır. Sözde demokrasi götürülmesi olan Arap Baharı o ülkelerde radikal islamcı Yahudi düşmanı “Müslüman Kardeşleri” iktidar yapınca BOP aksadı. Suriye batağı başka bir alemde sanki. Gazze’deki Filistin yönetimi HAMAS müslüman kardeşlerin uzantısı olunca savaş tamtamları eksik olmuyor. Mısır’ın yeni başkanı Türkiye ziyaretinde Tayyip Erdoğan’a “siz sadece Türklerin değil, tüm islam aleminin lidersiniz” deyince cidden öyle mi sandı ki bir yanda NATO ve Batıya teslim iken, coğrafyada habire nutuklar edip İsrail’in ne denli işgalci ve insan hakları ihlalcisi (çocuk katili) demekte!  Kendi evini temiz tutmayanların başkalarına verilecek öğütü olabilir mi?

DİRENİŞTE SEBAT KILINÇLARI BİLE ERİTİR

Anadolu’da en temel insan hak ve özgürlüklerin kazanılması çerçevesinde “ana dilde eğitim ve mahkemelerde savunma hakkı” ile “cezaevlerinde tecritin kaldırılmasını” talep eden Kürt halkı 2 ayı aşkın sürdürdüğü açlık grevini sonlandırdı… Her ne kadar AKP hükümeti “teröristle pazarlık yapmayız” dese de OSLO örneği, dış baskıların da etkisiyle al-ver sonucu gerçekleştiği ortadadır. Meclis’in apar topar anayasa ve insan hakları komisyonlarında görüşmesi açık kanıtı. Direniş(ler)in tutarlı ve inançlı yapılması halinde olumlu sonuç vermesi kaçınılmazdır. Umarız Anadolu’da Kürt sorunu, bizde Kıbrıs ihtilafı, Ortadoğu’da ezilen başta Filistin halkı özgürlük mücadelesini kazanır.

Kürt, Kıbrıs ve Filistin olaylarında din, ırk, milliyet gözetmeksizin o topraklarda federal bir yapıda halkların yan yana yaşaması üzerine kurulacak devletlerle çözümlenebileceği gerçeği göz ardı edilmemeli…

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article