Güne uyanırken, deyişen bir şey yok – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Cuma sabahı kalktım. Biraz gerilimli geriledikten sonra, önce ratyo ve ardından televizyonu açtım. Kısaca yayınlanan gazeteleri dinlerken, evin içinde bir dönem dolaştım. Geçen haberlerde sürpriz yok. Sadece sistemin yayılan çürümüşlükleriyle yeniden yaşama devam etme buluşları anlatılıyordu. Artık şu nokta dahi muhalif etki veya öfke tepkisi yaratamıyor. Çoğu gazete bunu dahi işlemiyor. Siyasi sorgu ise bazen adet yerini bulsunun ötesine geçemiyor. Yapılan yarışmanın ödül zarflarının boş çıkması pek de anormal görülmüyor. Sadece birileri bununla gelinen yerin etiketini koyuyor. Yine kutsal yavru ana ilişkisindeki toplanan yardım zarfında da belirtilen çekin olmadığı, paranın dahi toplanmadığı bilgisi de fazla ilgi bulmuyor. İster istemez, bu denli tepkisizlik elbet danışıklımı oluyor kuşkusunu da tetiklmektedir. Yine bir gün adına başbakan denilen ama resmen sömürge tipi kayum örneği halinde işlerin yürütülme şekli sonucu, makamcı bir açıklama yaparken, bunun doğruluğunu hep sorgularız. Çünkü, bir gün önce açıklama eğer tutarlıysa ve kendi kendiyle çelişmiyorsa, tek noktada olsa dahi, alınan bir kararın ertesi sabah resmi gazetede tam aksi olması da şaşırtmıyor. Sarayın rüzgarıyla büyük saray bekleyen yeni kayum atanmış müdahalecisi ise ostunyiro geziyor. Muhtarlarla muhabet ediyor, her yerde medyaya resimler çekip şovmenliği de normal hale getiriyor. Ama, ne dediği önemli dyeildir. İsterse masalcı keloğlan onu karşılaşsın. Yetmiyor, ayni kabinenin iki makamcısı bize ganimet tipi paylaşımın bireyseleşen parti hırsıyla nerelere geldiğini bir arsa kavgasıyla anlatan meclisten arsaya olanlarla haykırılmaktadır. Bu arada sağlıktaki adapas ile son versyonlu yolsuzlukların sesleri kısıldı. Etrafta hem de idiyalı şekilde birilerinin bu durumun kapatılmasını dayattığı söylemelri artarak sürmektedir. Bu hizmet alınıp,partili kimlikli danışmanlı basın çok yönlü şirketin resminde olan birileri de bize milliyetçilik ve dürüslük nutukları çekmeye devam ediyor. Jet  gibi sgandaları çoktan unutuk. Tekrardan uyarımı yapayım: Jet sgandalaında gelenelerle yemek yiyen Gürleyen Cafere sorsunlar: bu uçakla kimler geldi ki soruşturmayı da u nuturma gücüne sahiptirler?

Buna benzer gelişmeler her sabah karşımıza gelip geçiyor. Unutulup hasır altının da ötesine kuyunun dibine gönderiliyor. Elbet yargı ve muhalefet bunları canlı tutacak zannederseniz, onlar da akışa uyup, “biz gelirsekle” sanki normal koşulların muhalefetini yapıyorlar. Bazı konularda konuşmaya başlayınca da bir yerde duruyorlar. Örneğin, herkes Tatarın nasıl seçildiğini bilir. Fakat, sanki hiçbir anormalik yokmuşçasına hem Tatarla ilişkiler kuruldu hem de yine eskiyi sorgulamadan yeni seçimlere hazırızla koltuk hesabında. Bu arada yine önceki parlemento seçimiyle kurulup bozulan hükümet hikayelri de yok saydırtılıyor. Normal krizlerle hükümet dağılmassından söz ediyorlar. Hele de bazı kendine demokrat diyen gazetecinin, sanki Türkiye hiç yokmuş gibi, o  katgıları göz ardı ederek, kalanlarla demokrasicilik oynaması da medyacılığın şahane oyunudur. Yetmiyor: seçimlerdeki olanları yok sayıp, sanki normalmış gibi yeniden seçime ve hükümetcilik ekseninde dans edilirken, bolca yurtaş yapılarak seçimlere öteki etkinin boyutu da sadece lafla geçiştirilmenin ötesine gidilmiyor. Zaten, Annan planıyla yapılan ve yasalığı bir yana resmen defaktolu yeni koşulların yurttaşlık konusunu o  dönemki referandumla yasalaştırma gibi korkunç ayıbı da kimse söylemez.*****

Nereden bakarsanız bakın, her sabah K. Kıbrısta olmaması gereken anormalikler normal geçiş gibi gelip geçerken, artık sürpriz bulmanın önemi, normal gelişmenin olması veya gerçeklerin vurgulanması noktasında olması da düşündürücü olamıyor. Bunlar bizi yaşamdan anormele getirmenin siyasal dönüşümün gerçeğidir. Zaten, Türkiyeleşme ve fırsatla sömürgeleşmenin ilhaklaşma zemini hazırlanırken, bunu yok sayma lüksümüz da malum. Bundan dır ki olacak, Türkiyedeki gelişmeleri de izlememe peşinde olunuyor. Halbuki yine gün başlarken, medya geçişlerinde ve gün iiçi gelişmelerde aynen orası da anormalliklerin normalleşip hem de bizden farklı otoriteleşme boyutuyla gdevam ediyor. Son istanbuldaki Boğaziçi ünüversitesinde öğrencilere yapılanlar, büyük adadaki mahkeme kararının uygulanmaması için polisin işkalcilerle birlikte belediye inzibatlarıyla kapışması tesadüf olamazdı. Yine garip muhalefet noktası da CHP kürt sorunu deyince herkes alkışladı. Halbuki hiçbir şey dememe nokktasındaydı. Nitekim, anayasa deyişimi için sağ eksenli ki CHP de ayni noktada, 6  parti toplantı yapar. Meclisteki üçüncü pardi HDP veya 4  vekili olan işçi partisi bu blokta yok. Kürt sorunu ama Kürtsüz kürt sorunu tuhaflığı veya doğru yol partisinin oyu dahi sıfır denecek noktadayken çağrılırken, HDP ve işçi Partisinin çağrılmaması mesaj bakımından çok acıtıcıdır. Yine TKP hem de başarıları aktarılan Dersim belediye gerçeğine rağmen oda yok. Ama, oyu sıfır derecede olan DYP veya SP partileri ile AKP kopuş kesiminin örgütleri varken, bunlar çağrılmıyor. Bir anlamda solun ve demokrat kesimlerin olmadığı, sağ eksenli devlet içi ayrımlı partilerin blokuyla AKP MHP karşıtı bir davranış genişletilmektedir. Üstelik HDp CHP açıklamasında Sezayi Temelin dedikleri günelrce mahşetleştirilirken, endense CHP içindeki milliyetçi kesimin kürt sorununa bakışına hiç deyinilmedi.

AKP ise iktidarda kalmanın yanında rejimin de dyeiştirilmesine hız veriyor. Savcı karşısında hala kendini bulamayan Osman Kavalanın tüm uluslararası serbes brakma kararlarına rağmen, tutukluğu devam etme kararı da geldi. Bunlar Türkiye içi gelişmeler olup direk K. Kıbrısa da yansıyor. Gün başlarken hep böuyle olaylar izliyoruz. Garo Paylanın sırf açıklamanın olduğu bölgede oturmasıyla suç icaat edilip fezleke gönderilmesi, Somadaki işçilerin hem de yasal haklarına rağmen tazminatları verilmezken, yedikleri jop ve dayaklar, bunlar hep günün normal akışlı gidişatın haber şeklinde uçuşan gerçeklerdir. Ama, kendine demokrat demenin dünyanın en şahane yerleri reklamları da bolca yapılıyor.****

Kısaca, faşizmi, emperyalizmi, demokrasiyi, sosyalizmi, sömürgeciliği,ilhakı kurumsal olarak unutup, belekten silersek, faşisten demokrat görme renk körlüğüne girersek, ilhaka, işkale kurtuluş denilme lüksü olursa, tüm bunların da olmaması mümkün deyildir. Otoriteleşme ile birlikte kendine has kurallar işler. İlk yok edilen de gerçeklerdir. Gerçekler konuşulmayarak,insanlar anormaliği ve baskıya alışırlar. Buna düşünce de kurgulanır. Günün uyanışı böylelikle de başlar

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,171TakipçilerTakip Et
61AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları