Grup Yorumdan ekonomik notlara – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Sanat, özgür düşünceyle başlayıp, yaratıcılıkla yoğrulup, esdetikle şekilenen koşullarla oluşturulur. Sanatcının, özgür düşünerek, yaratarak ve estetiklikle yoğurarak yaratığı eserdir sanat. Sanatın bu özü, kaçınılmaz olarak statik güncel politikayı da eleştirel noktada ele alır. Yaşamın eserleşip yaratılmasıdır sanat. Tek tek olsun, gurup halinde bulunsun, özgür düşünüp, yaratarak oluşan önemli yapıtdır. Müzik de öyledir. Tıpkı, kalem tutup edebiyat eseri yaratma, mizah çizme, elindeki fırçayla resim yapmak, elindeki esrumanla, söz söyleyerek müzik yapmanın da önemli birikimi ve yaratıcılığı olması şart. Böyle olunca da yaşamla düşüncenin yaratıcılığı ile oluşan sanat, eleştirel ve beyeni deyerlerle de doludur. Buna karşılık, her çağda, özellikle resmi siyasetle sanat hep karşı karşıya gelir. Bunu kırmak için yöneticiler parayla karşı sanatı yaratmaya çalışsalar da bu özü deyiştiremedielr. Her dönem,sanatcılarl bu gerçekle, durmadan resmi siyasetlerin hışmına uğradılar. Hele de otoriter baskıcı dönemlerde başlarına gelmeyen kalmadı. Sansürle başlayan, yasal zorla engelenen, hapisaneleri doldurarak tarihin önemli kısmının sayfalarında yer aldılar. En şanlı yöneticiler dahi sanat karşısındaki tutumuyla, şanları adeta yerlebir halde tarihe kazıldı. Sanat, halkın yaşam dili ile düşünce kaynaşmasının eserleri oldukça, yönetimin de karşıtı oldular. Zaten, sanatın özü daha iyi olma ile özgür düşünce biçimi ilkeleriyle başlanınca, eleştirel ve siyasal resmi karşılşmasındandan kurtulamadı.

Gurup yorum, daha kurulurken, taşıdığı düşünce nedeniyle hem sevilen, hem de özellikle resmi siyasetce “tehlikeli” diye karşılık bulan müzik gurubu oldu. Bir anlamda, seksenler ortasından günümüze, ezgileri ve söylenen türküleriyle, Gurup Yorum, Türkiye siyasal tarihin direniş halk çizgisinin yörübgesindeki sanat simgesi oldu. Son yaşanan gelişmeler de günümüz Türkiye delvletinin sanata bakışı ile muhalif yapıya uyguladığı baskının da sanatsal yaşanan kesimi oldular. Son 3 üyesini, en basit insani ve sanatsal talepler nedeniyle verdi. Sanatın ve hele de müzikte kitlelerle buluşmanın en temel olayı Konser vermek, hukuğun demokratik olmazsa olmaz ilkesi adaletli yargılama taleplerinin karşılığını devlet siyasal bakışın tutumunu tarihe kazdı. Önce Helin, sonra Mustafa, sanki kurtulacakmış gibi olan ama olmayan iprahimi toprağa verdi. Elbet, konser vermesi bile yasaklanma oluşu, böylesi siyasetin anormal tutumu, sonuçta cenazelerde de yansıdı. Daha önceleri konuyla birkaç yazımda deyindim. Aslında, önceki yazımda bas gitarist iprahim için de yazacaktım! Ancak, dürtüyle, cenaze sonrasına erteledim. Böylelikle bu yazımda sanatcı veya öteki muhalif denecek insanların pek de konuşturulmayan önemli son yolculukları üzerine de birkaç kelime yazacam.

İprahim Gökcek müzikciydi. Gurup Yorum üyesidir. Ölüm orucuna dek gitmesinin nedenleri, Konser vermek ve arkadaşlarının da adaletli yargılanmasını istiyordu. Gelişmeleri bilirsiniz. Tekrarında yarar yok. Sonuçta, bazı kıpırtılarla, konser verme şansı nedeniyle ara verilmesine rağmen, iprahımı kurtaramadılar. Fakat, cenazesi de başka felaket: kıyas için başka şekilde örnek verelim. Bir ülkede Müslüman birisi öldüğünü düşünün.Elbet,cenazesi camide yapılacak. Ancak, ilgili devlet, camiye atacağı biber gazıyla insanları boğma derecesine getirsin! İslamcılar ne söyler? Devamında, ölen kişi belirli siyasi görüşleri de olsun. Ama, ölüm nedeni en basit insan haklarını talep etmesi sonucu gerçekleşsin. Doğduğu şehirde gömülmek istensin. O şehrin önemli bazı kesimleri çıkıp, “bu yerde gömülemez; gömülürse mezarından çıkarırız” söyleyip bunu gerçekleştirir se ne düşünürsünüz? İprahim Gökcenin cenaze süreci aynen böyle yaşandı. Cem evine yapılan müdahale, cenazeyi polisin kaçırması, Kayserideki “Ülkücülerin” gömülmesine engel olmaları, hepsi kısa zaman diliminde,gözümüze sokularak yaşandı.

Gurup Yorum üyesi bas gitarist iprahim Gökcen yaşamıyla deyil sadece, ölüm sonrası cenazesiyle karşımıza çok korkutucu siyasal resmin ayak karaleeriyle çizilmesiyle de gösterdi. Önceki yazılarımda da anlatığım Gurup Yorumun yaşadıkları, her tarihi dönemde neyazık ki sanat yapanların gerçeklerle ne derecede harket edip güncel sorunları yansıtıkca başlarına gelmeyen kalmıyor. Türkiye neyazık bu örneklerle epey toprağını doyuran ülkedir. Bugün, okuduğumuz, dinlediğimiz, seretiğimiz, resimlerine baktığımız önemli sanatcının hep başından normal gelmeyecek tutumlar yaşadılar. Sürgünden hapishanelere dek uğradıkları uygulamalar oldu. Ama, onlara bunu reva görenler deyil, hala onların eserlerini okuyup dinliyor, seyrediyoruz. Alınmayan ise tarihi zengin acı derslerdir.

*******

Dünya birçok krizi birlikte yaşıyor. Siyaset zaten yönetemediği için ve normal koşullarda olmamanın sonucu, ilgili sürece kriz diyoruz. Son günlerde ise krizle deyişen yapılanışlara veya fırsatı kulanıp geleceğe oynayan hamlelere de tanık olmaya başladık.Şimdiden, bazı dengeler oynadı. Amerikan İngiliz rüyası bozuluyor gibidir. Bozulan, sermaye denklemleri oldu.Tröstlerin güç konumu sarsıldı. Emperyalizmin eşitsiz gelişme yasası krizlerde daha kolay yaşanıyor. Örneğin, hala askeri sermaye kesimi birinci gücünde olurken, ilaç ve daha geneli sağlık sermaye gücü iyice güçlendi.Buna karşılık enerji tekelerinin güç kaybetiği de anlaşılıyor. Siyasal denklemde bunların sonuçları yavaş yavaş sırıtıyor.Başka bir kaybeder gibi olan Futbol endüsri sektörüdür. Dördüncü dereceye dek gelen sermaye birikimi, şimdilerde epey gerilere doğru kaydığı görülüyor. Buna karşılık, teknolojik eksenli internet yapıları da oldukça öne çıkmaya devam ediyor. Çaktırmadan, ama göstere göstere atılan adımlarla güvenlik kontrolu ile iş yapmakta teknolojik yerleşiklik iyice öne çıktı.Bunlar yarın ki siyasal belirlemede önemli göstergelerle karşımıza gelecektir.

Elbet, Kuvet salgınıyla alakalı da bazı ekonomik göstergelere deyinmek gerekir. Sağlık sektör fiyasgosuna rağmen, kırıntıları dahi daha başarılı kamu sağlık yapısına rağmen, güçlenen ilaç tekeleri sonucu bu gerçeklik hala yansımadı. İlaç tekel güçlenmesi nedeniyle kamusal deyil de sektörel yönde yapılanma olasılığı da epey muhtemeldir. Çünkü, kamusal sağlık gerçeği ile kitlesel talep, örgütsel dayatma deyişim gücü hala meydanlarda yok.Nitekim, ayni gerçekliği yaşayan K. Kıbrısta, kamusal zayıflığın direk etkileri yaşanmasına karşın, sırf yönetim mekanizmasında olanlar ve sektörel kesimlerin karar verme yapılarında bulunması nedneiyle, şimdiden “sağlık sektörü” geleceği utanmadan seslendiriliyor. Hem de Korona salgınındaki özel iflasına rağmen. Çünkü, krizde yaşanma gerçeği ile örgütlü kesim gerçeği yaşanan yanlışın yeniden yapılanmasına hazır örgütlenme vardır.

Biraz da dövizden konuşalım. Dokunsan, herkes nerede ise döviz ateşinden şikayetci. Ama, tuhaf kaçışla da TL gerçeğine rağmen Türkiyeyi konuşmama duruşunun da sınırlayıcı freni de gerçek.Sorundan yakınılır. Hat ta kendi beceriksizliklerini gizlemede de döviz yükselmesi bahanesi konulur. Çok basit gerçekler de söylenmez. Ona dokunmama, bundan nemalanma, fırsatı kulanıp lehine evet alehnine hayır kısgacında kulanma hastalığı iyice yayıldı. Şahane ekonomislerimiz de konuyu salt rakamsal yükselme ve finansman basit ezberine sıkıştırırlar.

Fazla konuya girmeden şu örnekle konuda sizi düşündürecem: öncelikle de yaşanan koşuların normal işleyişte deyil de kriz döneminde olduğunu unutmadan devamındaki bölümü kolayca çözümlersiniz. Dünyada krizler fırtınaları esiyor. Finans kapital kriz de ekonomik temel alanlarından birisidir.Kapitalist kesimler son dönemde tüm sorunlarda konuları ele almada para hareketlerini temele oturtu. Bunu da aklınızda tutun.

Son günlerde halk diliyle döviz çıldırdı! Sadece rakamlar dahi korkutucu. Ne tesadüfdür ki kulandığımız TL merkezi Türkiyede bu gelişmelere bağlı olarak Kriz ifadesini kulanan bazı ekonomislere soruşturma açtı. Bankalar Denetleme kurulu döviz üzerinden bazı can alıcı konulara konuşma yasağı getiri. Bu durum, ek bilgi adına Türkiyeden alma daralmasını da oluşturdu. Penbe taplo çizme hastalığına tanık olduk. Tabi biliyorsak. Oysa, vereceğim örnek basitdir. TL hangi paralar karşısında düştü? Hemen Dolardan başlayıp Sterline dek hepsinde.Demek ki eğer ilgili ülkeler bilinçli şekilde paralarını yükseltmedilerse, bir anormalik var. Baktığımızda,ABD doları deyer kaybediyor. Merkez bankaları piaysaya para basıp sürüyor. Ayni durum K. Kıbrısta deyer olarak kulanılan Sterlin için de geçerli. Fakat, bu paralar TL karşısında düşecekleri yerde yükseliyorlar! Çok basit çıkarsama olacak: demek ki TL öylesine deyer kaybediyor ki öylesine güvensizleşti ki düşen Dolar karşısında daha fazla deyer kaybederek deyersizleşiyor. Bu bir bir daha ikidir hesabı gibi kesindir. Buna ek olarak, alınan her siyasal ekonomik karar sonrası yaşanması ise ilgili tutumların da güven vermediğinin basit ekonomik karşılığıdır. Konu böylesi basit gerçekliği vardır.Yasaklama, penbe taplo çizme veya başka yere çekmenin de ilacı deyildir. Piyasa sırıtıyor. Hazinedeki döviz miktarı malum. Borç stokları da belli.Zaten, ilginç olup zamanında benim de Korkut Boratavdan Mustafa Sönmeze varan örneklerle anlatığım koşulun tortuları yaşanıyor. Tüketimi borçlarla sağlamak ve dış sermaye hareketler koşulunun oluşturduğu sonuçlarla karşı karşıyayız.

Ama, K. Kıbrıs hala bunların hiçbirini anlamadı. Yine klasik toplantılarla ekonomi konuşuyorlar. Gelecek çizilecekmiş gibi konuşuluyor. Betona para yatırıp doğa yok etme ile dıştan gelecek nifus birikimiyle ev satma rantı öneriliyor. Sağlıkta sektörleşme deniliyor. Tabi, Türkiye paketlerini imzalamayı da unutmuhyorlar. Alıştı,k, ezber tekrarlamayı, Kendimize abartı masallar uydurmayı. Hep “başarılı olduk” kolaycılıkla günü kurtarmak kolaycılığını ezberledik.Ençok lafı edilen dövizle alakalı tetbir falan da yok. Herkesin bizi övmesini istiyoruz. Üretmeden tüketmenin, yandaş olup mevkileşmenin devamıyla talimatla yönetilmeye devam deniliyor.Bakalım, rant hırsının, işbirlikci ruhiyesinin, yandaşlama kişilerle birokrasicilik oynamanın daha nekadar zamanı kaldı?

- Advertisement -
- Advertisement -
5,939BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,046TakipçilerTakip Et
13AbonelerAbone

Diğer yazıları

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

ABD nereye doğru? – Özkan Yıkıcı

Bir ülke düşünün ki “ırk ayrımlı protestolar sokaklarda genişletilerek sürüdürülüyor. Korona salgınuyla hem sağlık sisteminin çürümüşlüğü, hem de insan bedel ödeterek yaşanmaktadır. Bir ülke...

Kıyaslama seçkileri – Özkan Yıkıcı

Hemen konuya girecem. Deyerlendirmeleri de sizze brakıyorum. Yorumsuz brakacam…. Geçenlerde bilgi için dünyayı takip ediyordum. Ülke adı bana ikili kıyaslama hatırlattı. KKTC ilanında sonra tartışılan...

YKP basın açıklamaları

İstirdat savaş nedenidir, savaşa hayır, yaşasın barış!

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası'nın 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle yayınladığı açıklama şöyle: Bugün bölgemiz savaş, silahlı çatışma ve yeni askeri müdahalelerin ve işgallerin sürekli...

Hukuksuzluğa karşı direniş her yerde

YKP Sekretaryası mahkemelerde süren davaları değerlendirdi. Açıklama şöyle: YKP dahil birçok örgüt, kurum kuruluş COVID-19 başladığında yasaların uygulanmasını talep etti, UBP-HP hükümeti ise yasadışılığı normalleştirip...

Yarınki eyleme katılım çağrısı yaparız

Yeni Kıbrıs Partisi, yaptığı açıklama ile güneyde çalışan emekçilerin yarın düzenleyeceği eyleme destek belirtti. Açıklama şöyle: YKP olarak, Kıbrıs bölünemeyecek kadar küçüktür söylemini kurulduğu günden...