Gözden kaçtırılan İngiltere – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Cenevre görüşmeleri Kıbrıs sorununun yeni halkası olarak başlıyor. Adı şöyle veya böyle konsa da farketmez. Sonuç, Kıbrısla alakalı günlük gelinen aşamadaki duruşların sahnede sorularla birlikte oynanacak yeni filim gibi sürülecektir. Elbet birçok gelişme kapı arkasında başka konuşulacak. Elbet, konuşulun ve kararlara karşın sırf yandaş kandırılma kolaylığı olduğu için de kendi haklı karşıt yanlış algısı da yerine göre oynanacaktır. Oyuncular sadece sahne önündeki iki lider versyonnda deyildir. Artık Kıbrısın üstündeki kılıçların olduğu garantörler de masada bulunacak. Kimsi açık rolü ile kamuoyuna hitap ederken, İngiltere gibi de sinsi sinsi sanki hiçyokmuşcasına davranıp, ama önemli oyuncuların da olduğu kesindir. Hep iki lider denirdi. Bunu en iyi açıktan Türkiye bozup resmen “benim rolüm” diyerek K. Kıbrısın konumunu da koyarak oynuyor. Yunanistaan özellikle 74 sonrası Kıbrısla alakalı gücü oldukça zayıfladı. İngiltere ise sinsi oyuncu olarak çaktırmama roundadır. Ama, konuşulduğu zaman, hiçbir kimsenin imkar edemiyeceği kadar gücün da olduğu kanıtları dolu dolu yaşandı. Yine de son Cenevre görüşmelerinde olduğu gibi herkes dokunma payını alırken, sanki toplantıda hiç yokmuş ve etkisi bulunmuyormuş gibi İngiltere üzerinde konuşmuyor. Oysa, biraz tarih, biraz güncel  politikayı izleyenler, ingilterenin Kıbrıs konusunda hep son sözü söylemede oldukça yetkin politik güç kulandığını da anlar. Ama, yine de hesapta yokmuşçasına davranılır. Hat ta, resmen işbirlikçi olup ingiltereden dahi yayrgı kararı kaldırtan ersinin daha önemli rolü varmışçasına davranılmaktadır. Elbet, toplantıda olmsa da ABD gölgesi olacak ve nitkim herkesin birleştiği aşamada son sözü Amerikanın söyleyeceği gerçeği de ortada duruyor.

Kıbrıs görüşmelrinin yeni halkası ekleniyor. Masada Britanya kralığı veya İngiltere de var. Şimdilik, herkes açıkseç,ik tutumlarını söylüyor. İngiltere ise sanki yokmuşçasına davranıyor. Oysa, belirleyici rolü kesin. Hat ta Kıbrıs yakın tarihinin önemnli kavşaklarında hamle gücü hep İngiltere olması da tesadüf deyildir. Yeter ki konunun bütününü bilerek ve önemli can alıcı koşullardaki hamleleri unutmadan deyrlendirme yapalım. Örneğin, hergün, Türkiyenin katgısı ve müdahalesi sayesinde sözlerinin söyenirken, tarihi gerçekleri hatırlarsak, biraz durmak gerektiğini de anlarız. İngilterenin Kıbrıs sorununda Türkiyeyi devreye koymak için neleri yaptığı bilinmeden bu sözlerin de anlamı yolk. Türkiyenin “bizim için Kıbrıs sorunu diye bir sorun yok” deyişleri odneli geri deyildir. İngilrtere bunu sağlamak için ABD özel haprt dayresi provakasyonuyla 7  8  <Eylül olaylarını çıkardı. 58 yılının başında Bağdat paktı için İngiliz Kıbrıs valisi yanına Doktor Küçüğü de alıp Ankara toplantısına getirip kararlardaki teşviki de belgelerde mevcut. Dahası, zamanında Taksim tezinin İngiltere tezi olduğunu, B.M. toplantılarına giden Türk heyetinin bilet parasını dahi yine ingilterenin verdiği de kesin.Ama, hep bunlar yokmuşçasına davranılıyor. Kıbrısın Yeni sömürge sürecindeki planların ingiltre planı olduğu ve giderek bunun Amerikanlaştığı da belliydi. Ama, tüm Kıbrısta yaşananlarda, özellikle yeni nesil kesimde İngiltere adını pek de duymayız. Hat da 74 darbesinde Makariyosun kurtarılmasındaki İngiltere rolü, Türkiyenin Kıbrısa çıkarmasında İngiltere onayı nedense hiç söylenmez. Oysa 18 Temuz günü Amerikan elçisinin önerisiyle Ecevit ingilttereyye gider. Kıbrıs hareketini birlikte yapmayı önerir. İngiltere de Türkiyeye tek başına yapmasını söyler. Bunu 74 yılını yaşayıp bilenlerin aklındadır. Bunlar hep ingilterenin Kıbrıs sürecinde önemli rol alıp belirleyici olduğunu gösterir.

Tüm bunları neden özetledim: son dönemde önemli gelişmeler Kıbrısta hiç deyerlendirilmedi. Eğer Ratyo Mayıs prokramıma son vermeseydi, Ali Erel ile ingilterenin Ab ayrılmasıyla Kıbrısa yönelik etkilerini deyrelendrecektik. Kısmet olmadı. Oysa önemlidir. Üstelik bazı İngiltere merkezli düşünce kuruluşları Kıbrıs için nerede is ilhakı dahi çözüm önerisi olarak belirtiyor ve gereken protesto sesleri de yükselmiyordu. Üsgtelik Breksit sonrası Türkiye ile İngiltere arasında serbs bölge anlaşması imzalandı. Türkiyenin özellikle Libya hamlesini ingilterenin teşvik etiği de malumdur. Ama, çoğu gelişmeler daha sesiz ve tartışılmadan geçilmektedir. Daha yakınları da var. Ersin Tatar İnterpol tarafından arandığı bilgileri de vardı. Bu İngiltere yargılı karardı. Fakat, Tatar saraya  yönlenince bu karar duyulmayan yargı kararı olmadan ansızın kalktı. Tesadüf mü bilmem Mİ6  ışıd ajanının öldürülmesi Türkiyede gerçekleştirildi. Daha birçok tartışılmayan ve şöylesine duyulan bilgiler peşpeşe uçuştu.

Başka açıdan, Türkiyenin AB girşişini iki ülke direk dayatıyordu. ABD ve İngiltere. İngiltere Breksit ile birlikte Türkiyenin AB girişi daaha bir zorlaştı. Zaten niyet de yok derecededir. Üstelik İngiltere Osmanı döneminden beri önemli siyasal ilişkiler vardı. Britanya Kralığı Osmanlının nefes alma derecesinde ayakta kalıp dilediklerini yapma politikası izliyordu. Bunlar yanyana koyulunca, Cenevre sürecinde ingilterenin tutumunun önemli olduğu kesin. Üstelik, AB dışındaki Britanyanın Kıbrısı kolay kolay Ab ye teslim etmesi de beklenemez. Nitekim, İngiltere AB içinde olmasına karşın, üstleri birime katmadı. Ayrı tutu. Bir önemli nokta da ingilterenin AİHM kararlarından rahatsız olduğu ve ayrılmak veya çekimserlik koymayı düşündüğü de kesin. Türkiye ile yakınlığı, gizli politik oyundaki becerisi, Türkiyeyi önemli sorunlara çekişi hepsi Erdoğanı konuşurken, ingiltereyi de dikate almamızı getiriyor. İngiltereden gelen açıklamalar bildik ezberde dolaşırken, bazısının can alıcı uyarı gibi sunuşlarına da eyilelim. Hele Kıbrıs tarihinde kaavşak noktadaki sıçrama İngiliz politikasını artık bilmemiz gerekir.

Şunu anlamamız gerekir. Her ne kadar İngiltere eskisi gibi belirleyici deyilse dahi Türkiye üzerindeki etkisi çoktur. Üstelik politik hamlelerinde oldukça gizliliği ve inceliği iyi kulanıyor. Dünyada herkes CİA bilirken, Mİ6 etkilerini fazla bilen yok. Hele arada çıkan İngiltere belgeleriyle CİA suçlamalı temelin aslında Mİ6 hamleleri olduğu da anlaşılmaktadır. Özellikle karışık koşullarda belirleyici olmayı İngiltere beceriyor. Annan planını hatırlayın: Akelin B.M. güvence istedi. Garantör İngiltere “beni ilgilendirmez” tavrını gösterdi. Bu nedenle ingiltereye Cenevre odalaarında dikatle takip edilmelidir. Bol laf yerine pratik yanıtlara ulaşacağız.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

6,004BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,116TakipçilerTakip Et
47AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları