Ergenekon ve Kıbrıs

Must read

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

YKP Parti Meclisi Üyesi Alpay Durduran’ın Havadis Gazetesi köşe yazarı Başaran Düzgün’ün ‘Ergenekon ve Kıbrıs’ üzerine yazdıkları ile ilgili ayni köşede yayınlanması için yaptığı ve Havadis Gazetesinde ayni köşede 7 Haziran yayınlanan açıklaması şöyle:

 

Sayın Başaran Düzgün,

Gazetenizde Ergenekon davası diye anılan ve zamanında Kontrgerilla adı konulmuş Türkiye’nin askeri bir yarı-askeri örgütlenmesinin Kıbrıs’la ilgisini incelediniz. Bazı bombalama olaylarını sıralayarak Ergenekon davası soruşturmasının Kıbrıs’a da teşmilini desteklediniz.

Ancak bombalama hedeflerinden biri olan YKP ve kişi olarak beni anmadınız. Halbuki iki kez evimin önünde bomba patladı, partimin bir binasında ve tabelasında 23 kurşun deliği açan makineli tüfekle ateş edildi ve nihayet taşındığımız diğer parti binamız da kundaklanarak yangın çıkarıldı.

Elbette kontrgerilla örgütü ve saldırıları çok iyi anlaşılmalıdır.

Bu konuda dönemin hükümetleri sorumlu tutuldu, asker suçlandı ama şimdiki hükümetin bu tür örgütlerden vazgeçip geçmediği konuşulmadı. Türkiye’de halk böyle işlere son verilmesini talep etmiş gibi görülse de hükümet böyle bir örgütün hukuk devletine ve demokrasiye aykırı olduğunu kabul ettiğini söylemek ve aldığı önlemleri açıklamak gibi bir şey yapmadı. Sadece böyle bir örgütlenmenin yaptıklarından bazılarını dava konusu yaptı.

Kıbrıs’ta saldırıya uğrayanlara tahkikat yapıldığı ve suçluların arandığını söylemek zahmetine katlanan olmadı.

Hükümetler geldi geçti ama polise emir verme yetkisine sahip olmadığına inanıldığı görüldü. Nitekim konu gündeme geldiğinde polis de “ben sizden emir almam askere bağlıyım” diye üstelik de yazılı olarak durumunu Meclis’e iletti. Zaten hükümetlerden de polise bu tür saldırılara karşı görev vermeye kalkışanına rastlanmadı.

Yazınızda eski Cumhurbaşkanı Talat’ın yayımlanan bir söyleşisi temelinde görüş belirttiniz.

Buna karşın Sn. Eroğlu’nun Ergenekon davası sırasında açıklandığı üzere seçilmesi için milyon civarında lira ile Kıbrıs’a çıkarma yapıldığını hatırlatmak isterim. Sn. Talat da evinin önüne korkutma bombası atılmış ve sadece konduğu yeri incitmiş bir saldırının mağduru olmuştur. Ne yazık ki bu kişilerin en sorumlu makamlara gelmelerine rağmen yeraltını temizleme girişimi başlatmamaları saldırıdan sonra takındıkları tutumlarla izah edilebilir. Sadece kontrgerillanın başındakilerin takdiri olan “zararlı” damgalı tutumları terk ederek kendilerini korumakla yetindikleri ortadadır kanısındayım.

Bu görüşle hiçbir devletin böyle yeraltı örgütü kurmaya kalkmaması gerektiğini, bunun demokrasiye ve hukuk devletine aykırı olduğunu ve bağlı olduğunu söylediği uluslararası insan hak ve özgürlüklerine bir ihlal teşkil ettiğini kabul ve ilan etmek gerektiğini düşünüyorum ve bunu size iletmek istedim. Bizim için konu, Türkiye’de kurulan bu tür örgütlere karşı önlem almadan ciddi bir yönetim sahibi olduğumuzu iddia etme şansımız olmadığıdır. Madem Türkiye’den geliyorlar yapacağımız bir şey olamaz diye başımızı kuma gömmemeliyiz.

“Ergenekon soruşturması” kod adıyla anılmaya başlayan, mamafih dolaylı savaş amaçlı özel harp kuruluşları, zamanında kontrgerilla diye kendini tanıtmıştı. Bu konuda yazılıp çizilenlerden günümüze kadar uzanan bilgilere göre söz konusu bu özel harp örgütleri, aynı zamanda tüm istihbarat örgütleriyle de doğrudan iş birliği içindedir ve onlardan destek almaktadır. Bizim bunları bilerek tüm yeraltını temizlemek için önlem almamız bir zorunluluk ve onur konusudur. Biliyoruz ki bu tür örgütlerden Türkiye vazgeçmiş değildir. Sadece yeni hükümetin kendine bağlı olmayanlarla hesaplaşmasını izliyoruz.

Bu nedenlerle YKP seçimlere seçim diyebilmek için alınması gerekli önlemler paketi içinde yeraltını temizleme şartını koymuştu ve bu şart devam etmektedir. Siyasi partilere seçime katılmak için bu şartın yerine gelmesini talep etmelerini ve yoksa seçimleri boykot edebileceklerini ilan etmelerini 1998 yılından beri önermekteyiz.

Ancak hala burada yapılan seçimlerin boşuna olduğunu bir türlü anlatamadık.

Hazır konu açılmışken saygıyla bir kez daha siyasi partilere seslenmemize yardımcı olmanızı dilerim.

Alpay Durduran

YKP Parti Meclisi Üyesi

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article

Sayın Akıncı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken – Ulus Irkad

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken 46 yıllık statükonun da pandemi katalizörü ile çağdaş dünyaya, evrensel hukuka ve siyasal andlaşmalara ayak uyduramamanın getirdiği sorunlardan ötürü fireler verdiğini...

Akıl tutulmasıdan fırsatçılığa – Özkan Yıkıcı

Yaklaşık 6  aydır, Kovit salgınıyla kalkıp yatıyorouz. Daha başlangıçtan, başarı hikayeler de uçuşuyor. KOltukcular “yiyi yönetiklerini” muhalefet de “halk dalkavuklukla” ayni masalı taşlandırıp duruyor....

Gerçekleri inkâr etmenin algılanması – Özkan Yıkıcı

Bilimi immkar edersek, gerçeklerden koparsak, haberde bilgi yerine algıyla iletişim yapılırsa, sonuçta banbaşka bir dünya oluşturulur. İmkar, ret ve algı cihaletiyle kurgulanan siyasal idolojikleşme...

Libya’dan Bahreyn’e Ortadoğu – Özkan Yıkıcı

Libyada oldukça karışık gelecek gelişmeler oluyor. Konuyu takip etmeyenler için, anlamakta zorlanma olması doğaldır. İki önemli paradoksal koşul vardır: Libyaya önemli derecede dış müdahale...

Esnaf dükkanlarını kapatırken – Yılmaz Parlan

Mağazalar bir bir kapanmaya devam ediyor çatı çöktü... Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik çatı çökerken onunla birlikte siyasi çatı da çöktü. İnsanlar çözüm ne? diye soruyor. Anlatıyorum kapıları...